YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







Hocaya Saygı
Yazar: FİKRET YÜCEL | Tarih: 27/11/2019 | Saat: 18:06

                                       HOCA’YA SAYGI

Hoca kelimesinin kökeni Farsça hâce (çoğulu hâcegân)  olup geçmişte efendi, ağa, evin büyüğü, mal sahibi karşılığı olarak kullanılırmış.

Türk Dil Kurumu’nun Türkçe Sözlük’ünde hoca,

1. Müslümanlıkta din görevlisi

2. Öğretmen

3. Akıl öğreten öğüt veren kimse

4. Medresede eğitim gören sarıklı, cübbeli din adamı

olarak tanımlanıyor.

Ülkemizde yaygın olarak üniversite öğretim üyelerine, öğretmenlere ve saygın kişilere “hocam” diye hitap edilir. Bu sebeple olsa gerek hoca kelimesi saygınlık kavramını çağrıştırır.

Türk Dil kurumu saygınlığı, saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu, itibar, prestij olarak tanımlıyor.

Üç ayrı okul ve öğretmenden okuduğum ilk okulda öğetmenlerime, özellikle son ikisine, derin bir sevgi ve saygı duyduğumu hatırlarım. Sonraları, özellikle lise sıralarında, insanî zaaflarını tesbit edebildiğimiz öğretmenleri farklı şekilde değerlendirmeye başladık.

Gene çocukluğumdan hatırladığım kadarı ile üniversite öğretim üyeleri nazarımızda birer tabu hüviyetinde idiler. Bu algı da üniversite öğrencisi olduktan sonra önemli ölçüde değişti.

Hatırladığım kadarı ile, 1950’li yıllara kadar üniversite öğretim üyelerine ve öğretmenlere toplumda derin bir saygı ve inanış duyulurdu. Ülkede bir çok kavram, kaide ve ahlâki değer gibi, demokrasi oyunu oynamaya başladığımızdan beri bu ortak duyguda da bozulma ve aşınmalar meydana geldi.

21 Temmuz 1953’de üniversite öğretim üyelerinin politika ile uğraşmalarını engelleyen kanun çıkarıldı. Anlaşılan bazı profesörlerin hükümetin icraatı hakkındaki yorumları devrin Demokrat Parti İktidarını rahatsız etmişti. Arkasından, yürüyüş yapan öğretim üyesi grubu Menderes tarafından “kara cüppeliler” olarak tanımlandı..

1960 ihtilalininde yapılan  icraatlardan birisi “üniversite reformu” olarak isimlendirilen uygulamadır. Aslında bir tasfiyeden ibaret olan bu hareket  ile Ankara, İstanbul, Ege, Atatürk ve İstanbul Teknik Üniversitelerine mensup 147 hoca, çıkarılan yasada hiç bir gerekçe gösterilmeksizin, üniversiteden atıldı. Bir Milli Birlik Komitesi (MBK) Üyesi bunu “demokrasiye giderken elbette Beyazıt’tan da geçecektik” diye açıklıyordu. Bir başka MBK Üyesi ise atılanların atılma sebebini şöyle açıklıyordu:

“Ahlakî, ilmî ideolojisi yönünden yüz kızartıcı notlara sahip olan, bilhassa çoğu komünist, mason, kifayetsiz, cinsi sapık, Kürt devleti kurmak isteyen, asistanlarını metres olarak kullanan, doçentin yazdığı kitaba imzasını koyan, senede üç beş kere fakülteye uğrayan üyeleri affettik.” Çok saygı duyduğum  değerli hocalarım merhum Prof. Dr. Mustafa Santur ve merhum Prof. Dr. Ratıp Berker’in ve bazılarını kitap ve yazılarından tanıdığım çok sayıda saygın hocanın böyle bir tanıma uygun görülmesini büyük bir üzüntü ile hatırlarım.

Daha öncesinde, 1933 yılında, Atatürk’ün isteği ile yapılan ilk üniverste reformunu biliyoruz. İstanbul Darülfünunun çağdaş bir üniversiteye dönüştürülmesi gibi çok olumlu bir amaçla başlayan hareket, bir çok hocanın kurtuluş savaşı sırasındaki pasif veya karşı tutumları, devrim koşullarına ayak uyduramadıkları, eser vermedikleri ve Darülfünundaki işlerine ilaveten kendi özel işleriyle meşgul oldukları gibi sebeplerle tasfiye edilmesine dönüşmüştür. Yukardaki sebeplerin haklı olarak uygulandığı örnekler mevcutsa da küçümsenmeyecek sayıda yanlış da yapılmıştır. Bu harekette tasfiye edilen hocaların sayısı bilinmiyor.

Bir başka tasfiye olayı 1948 senesinde gerçekleşmiş ve Dil Tarih Coğrafya Fakültesinden (DTCF) Behice Boran, Pertev Naili Boratav, Niyazi Berkes ve Mediha Esenel (Berkes)’in ayrılması ile sonuçlanmıştır. 1945’den beri bu hocaların çeşitli yayın organlarında yayınladıkları sol eğilimli yazılar bazı ırkçı-turancı öğrenciler ve çevrelerin tepkisi ile karşılanıyor ve bazı olayların çıkmasına sebep oluyordu. O tarihlerde Rusların Kars, Ardahan ve Boğazlar hakkındaki istekleri gerek Rusya, gerekse sol düşüncelere karşı infiali artırıyordu.

12 Eylül 1980 darbesinden bir yıl ve YÖK’ün kuruluşundan sonra 1402 sayılı sıkı yönetim kanuna yapılan bir ilave ile komutanlara kamu personelinin işine nihayet verme yetkisi verildi. Bu bağlamda çok sayıda kamu personeli işlerinden ayrıldı. Bunlar arasında çoğu sol eğilimli 71 üniversite öğretim üyesi de vardı. Aslında bu sayı kendiliklerinden ayrılanlarla birlikte yüzü aşmaktadır. Sıkı yönetim kanununun sayısına atfen bunlar 1402’likler olarak anılmaktadır.

15 Temmuz darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL döneminde çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) tasfiye edilen üniversite öğretim üyesi sayısı önceki bütün tasfiyeler toplamını kat be kat geçmektedir. Üstelik KHK’larla işden çıkarılan bu hocalar pasaportları iptal edilmiş, yurt dışına çıkmaları yasaklanmış ve herhangi bir kamu kuruluşunda çalışmaları engellenmiş olarak adeta açlığa mahkum edilmişlerdir.

Üniversite hocalarının saygınlıklarının aşınmasında bütün bu tasfiye hareketleri sırasında yapılan itibarsızlaştırma söylemlerinin etkili olduğu kuşkusuzdur. Bence daha önemlisi hazırlanan tasfiye listelerine bizzat hocaların, bütün insanî zaafları ortaya çıkaracak şekilde, katkıda bulunmalarıdır. Buna, bunca tasfiye hareketinin sebep olduğu çekingenlik, hatta korkudan olsa gerek, üniversitelerin önemli konularda,  birikimleriyle fikrî müdahalede bulunmamalarını da ekleyebiliriz.

Ama asıl önemlisi, mantar gibi çoğalan vakıf üniversitelerine eleman temini  adına akademik ünvanların elde edilmesinde sağlanan  kolaylıklar ve bu ünvanların,   büyük çoğunlukla, bilinen inanışdaki yandaşlara dağıtılmasıdır.

Ayrıca, bütün gün tv ekranlarında boy gösterip yandaş hüviyetleri ve kazandıkları akdemik ünvanla her konuda uzmanmış gibi konuşan kadroların etkisini de küçümseyemeyiz.    

                                                                    Fikret Yücel

                                                 1 Kasım 2019 , Marmaris, Adaağzı  

Not: Bu yazıya 2017 senesinde başlamış nedense yarıda bırakmşım. Bilgisayarımı temizlerken rastladım ve tamamaladım.

.



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(fikretyucel.blogspot.com.tr)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>