YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







TÜRKİYE'NİN FASİT DAİRELERİ
Yazar: KORAL ÇEPNİ | Tarih: 19/11/2019 | Saat: 06:20

Koral Çepni

                                            TÜRKİYE’NİN FASİT DAİRELERİ               

            Fasit daire Türk Dil Kurumuna göre “kısır döngü; dönüp dolaşıp aynı noktaya gelinen meseleler için söylenir”. Türkiye maalesef son 10-15 yılda kendi kendine oluşturduğu fasit dairelerin girdabından çıkamamaktadır.

             Halen yaşadığımız en önemli fasit dairelerden biri sürekli işsizliktir. İşsiz kalan insanların mal ve hizmetlere olan talebi maddi imkansızlıklarından dolayı düşmektedir. Düşen talep öncelikle kendini perakendede hissettirmektedir. Tekstil, ayakkabı, mobilya , beyaz eşya gibi dayanıklı tüketim malları, sinema, lokanta, seyahat gibi hizmet satışları düşmektedir. Konut alımları azalmaktadır. Bunun sonucu olarak sanayi ve hizmet sektörleri, eğer düşen yurt içi satışlarını artan ihracat ile kompanse edemiyorlarsa ister istemez üretimlerini düşürmekte, bu da sonuçta çalışan sayısının azaltılmasıyla sonuçlanmaktadır. İşsizlik artmaktadır, fasit daire yeniden harekete geçmektedir.

             Özellikle 2002-2007 yılları arasında aşırı değer kazanan Türk Lirası(TL) bir başka fasit daireye yol açmaktadır. TL’nin artan değeri sonucu özellikle ithal mallarının fiyatı düşmekte, böylelikle enflasyonun düşmesine katkıda bulunması arzulanmaktadır. Ancak yabancı paralar karşısında artan TL değeri Türkiye gibi harcıalem mallar üreten ve ancak fiyat bazında küresel piyasalarda pazar bulabilen sanayinin içte ve dışta rekabet gücünü azaltmaktadır. Cari denge büyük açıklar vermekte, sonuçta TL değer kaybetmekte, enflasyon artmaktadır. Artan enflasyonu düşürmek için faizler yeniden arttırılmaktadır.  Düşen rekabet gücü sonunda satışlar da düşmekte, üretim azalmakta, sonunda işçi çıkartmalara başlanmaktadır. Artan işsizlik ve yüksek faizlerle yeniden bir fasit daire oluşturmaktadır.

             TCMB faizleri düşük tutarak tüketicilerin konut, dayanıklı tüketim malı vb alımlarını, sanayicinin maliyetlerini desteklemek istemektedir. Arzulanan yüksek talep ve düşük maliyetle büyümeyi yüksek tutmaktır. Ancak aşırı düşük faizler tasarruf sahiplerinin (mevduat)getirilerini de çok düşürmekte, tasarrufçuları bir gelecek korkusuna itmekte(özellikle tasarruflarından yaşayanları) ve bu sosyal kısmın arzulananın tam tersine tüketimlerini ve harcamalarını arttırmak yerine kısmaya itmektedir. Düşen talebin olumsuz etkileri zaten yukarda konu edilmişti. Tasarruf sahipleri ayrıca Türkiye gibi göreceli olarak yüksek enflasyona sahip ülkelerde paralarının getirisini korumak amacıyla TL’den kaçarak dövize yönelmektedir. Daha kötüsü, getirilerini sabit tutmak amacıyla gittikçe daha riskli yatırımlara yönelmekte, finansal kriz risklerini arttırmaktadırlar. Sonuç olarak TCMB ekonominin döviz kısmını ve finansal riskleri kontrol etmekte zorlanmakta, içerde dövize talep arttıkça TL değer kaybetmekte, enflasyon artmakta, TCMB enflasyonu düşürmek amacıyla faizleri yükseltmek zorunda kalmaktadır. Yükselen faizler ekonomiyi durgunluğa itmekte, durgunluktan çıkmak amacıyla ekonomik karar vericiler faizleri tekrar aşırı şekilde düşürmekte ve yeni bir fasit daireyi başlatmaktadırlar.

             Sanayinin ürettiği malların katma değerinin yüksek olması arzulanır, çünkü ancak o zaman çalışanlara yüksek ücretler ödenebilir; o sayede de halkın satın alma gücü artar, refah artar. Ancak katma değeri yüksek ürünler üretebilmek için araştırma ve geliştirme(ARGE) yapmak gerekir, inovasyon ön plana çıkar. ARGE ve inovasyon için ise önce bunu yapabilecek insan kaynakları gereklidir. Üniversite eğitiminde ağırlık kalitede değil de sayıda olduğu sürece, kendilerini pozitif bilime adamış insanlar yerine ilahiyatçı eğitimine öncelik verdikçe katma değeri yüksek malları üretmek de hayal olur. Firmalar mecburen dışardan teknoloji ithal etmek zorunda kalırlar. Ancak ithal edilen teknoloji hiçbir zaman son teknoloji olmaz(Bakınız son VW fabrikasına; elektrikli araçlar Almanya’da üretileceği için, ancak yanma motorlu araçların üretimi Türkiye’de gerçekleştirilecektir). Sonuçta harcıalem malların üretimine devam edilecek, firmalar düşük fiyatla küresel rekabette tutunabilecekler, düşük ücretler ödenecek, kişilerin satın alma gücü dolayısıyla ekonomik büyüme sınırlı kalacaktır. Basit üretimleri robotlaştırmak daha kolay olacak, işsizliğin artmasına olumsuz bir katkı verecektir. Fasit daire süre gidecektir.

             Tarım ürünleri fiyatları enflasyonun “siyah kuğusudur”. Ne zaman fırlayacağı, enflasyonu ne kadar olumsuz etkileyeceği genelde hava şartlarına bağlıdır. Ancak ülkemizde çiftçi çok yüksek girdi maliyetlerine sahiptir. Kurların her artışında çiftçinin maliyetleri de ortalamanın üzerinde artmaktadır. Her maliyet artışında ekonomik karar vericiler ithalata gitmekte, içerdeki üreticinin fiyat ve satışları düşmekte, çiftçi de ertesi sene zarar ettiği malı üretmemekte, hatta hiç ekim yapmamaktadır. O zaman tarım da işsizlik de artmaktadır. Bir yandan talep düşmekte ama piyasaya sunulan mal da azaldığından fiyatlar tekrar artmakta, enflasyon artmakta, cari denge bozulmakta ve fasit daire oluşmaktadır.

             Sanırım bir dizi başka fasit daireler oluşumu düşünmek mümkündür. Çıkış yolu yapısal değişimlerden geçmektedir: yani eğitimde, ekonomiye yaklaşımda, hukuk sisteminde bizi fasit dairelerden çıkartacak dönüşümler gerekmektedir.

17 Kasım 2019



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>