YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







YENİ BİR BAŞLANGIÇ OLABİLİR Mİ?
Yazar: MEHMET ZAİM | Tarih: 03/07/2019 | Saat: 11:15

Mehmet Zaim

Owner, Management and Technology Consultant at TEKİM Ltd. Sti.

22 yazı

Geçtiğimiz günlerde bir video paylaşmıştım (https://www.youtube.com/watch?v=mJUkJKUx3Vo). Videoda, Singapurlu bir akademisyen ve eski bir diplomat olan Prof. Kishore Mahbubani, Singapur’un kalkınma başarısının üç temel direğini “liyakat, pragmatizm/faydacılık ve dürüstlük/namusluluk” ilkeleri olarak ifade ediyordu. Singapur derken, 1960’da 516 dolar olan kişi başı gelirini 50 yılda 125 katın üzerinde artıran (2018’de yaklaşık 65 bin dolar) bir ülkeden bahsediyoruz. Bir şehir devleti olması ve kesinlikle ülkemizle en ufak benzerliği bulunmayan coğrafi, siyasi ve ekonomik çevre koşulları içinde bulunuyor olması gerçeğini göz ardı etmeden bir karşılaştırma yapmak gerekirse, Türkiye’nin 1965 yılındaki kişi başı gelirinin 385 dolar olduğunu ve 2013 yılında 12.480 doları gördükten sonra 2018’de 9.632 dolara gerilediğini hatırlamakta yarar var. Demek ki bu dönemde Singapur’un yarısı kadar büyümeyi becerseydik yaklaşık 24 bin dolarlık kişi başı gelirden bahsediyor olacaktık.

Geçtiğimiz 50 yıllık dönemin sonunda üç temel ilke yönünden sınıfta kaldığımız açık. Devlette “liyakat” ilkesini bırakın uygulamayı, dillendirmeyeli çok oldu. Pragmatizm ilkesi pratikte millete değil “bizden olana fayda” şeklinde uygulanıyor. İyi ve doğru olan kavramları da bu yönde eğilip bükülebiliyor. Dürüstlük/namusluluk kavramları başta medya ve ticaret olmak üzere toplumsal faaliyetin her alanında erozyona uğramış, devletin temel kurumlarının kapısına dayanmış durumda. Böyle devam ederse gelecek 50 yılda dünya 50 kere çağ değiştirirken ülkemizin yavaş yavaş dip liglere sürüklenmesi tehditi mevcut. İşte asıl beka sorunu bu.

Bu gerçek karşısında insan sormadan edemiyor: “Acaba son İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçim sonuçlarından ders çıkarıp zihinlerde bir değişiklik yapmak mümkün mü?” diye. Çünkü kaçınılmaz olarak ilerlediğimiz “ekonomik dip” noktasından (https://www.ceicdata.com/en/indicator/turkey/forecast-nominal-gdp-per-capita) en az zayiatla, diğer bir deyişle siyasi ve toplumsal bir kırıma uğramadan çıkıp yeni bir yükselme dönemi başlatmanın, zihinlerde bir değişim yapılmadan gerçekleşmesi mümkün değil.

Bu çerçevede çıkarılması gereken dersleri ve yapılması gerekenler konusunda ilk aklıma gelenleri aşağıda listelemeye çalıştım. Listenin eksik olduğuna kesin; bu nedenle “el birliği ile geliştirilse ne güzel olur” diye düşünüyorum.

1.      Her şeyden önce ülkemizde dayatmalardan, ayrıştırmalardan, kırıcı üsluptan hoşlanmayan önemli bir kesim olduğu ortaya çıktı. Gelecek dönemde bu negatif siyasetten nemalanan azınlığa da “dur!” demek gerekiyor.

2.      Nemalanma denince ilk akla gelen taraflı medya ve kerameti kendinden menkul yorumcuları oluyor. Bazılarının akademik unvanları bile var. Kesinlikle siyasi rant (ya da kibarca itibar diyelim) bağımlısı olmuşlar. Ters tepen ve toplumu geren bu sistemi de trolleriyle birlikte terk etmek gerekiyor.

3.      Bir erken seçim olmayacağı varsayımından hareketle, önümüzdeki 4 yıllık dönemde, kritik ülke meselelerinde iktidar-muhalefet işbirliği mümkün olabilirse, ekonomide dipten dönüşüm daha az sancılı olacağı iddia edilebilir. Milletin genel faydasına olan işlerde çatışmaya gerek yok. İşbirliğinin toplum ve finansal mekanizmalar üzerindeki pozitif psikolojik etkisini de yabana atmamak gerekir.

4.      İşbirliği yapılacak alanların başında FETÖ temizliği geliyor ama yetmez. Devlette hata yarı devlet kurumları niteliğindeki bazı kurum ve kuruluşlarda çöreklenmiş, liyakat, faydalılık, namusluluk gibi kavramları ezip kaynak israfına, insan kıyımına neden olan diğer çıkar gruplarından da arınmak gerekir.

5.      Meclisin yasama ve denetim görevini daha etkili yapması sağlanmalı. Artık belli oldu ki başkanlık örgütlenmesi bu haliyle her meseleye yetişemiyor. Bu konuda en büyük sorumluluk iktidar partisine düşüyor.

6.      İktidar partisi, tecrübesiz ve fakat siyasi hırsı yüksek, Makyavelist bir anlayışla iş görmekten çekinmeyen üyelerinin ülkeyi daha fazla germelerine, tutarsız ve zeminsiz sosyo-ekonomik söylemlerle bir uçtan diğer uca savurmalarına bu kadar kolay izin vermemeli. Eğitim ve ahlaki yönlendirme şart.

7.      İşler kolay idare edilir, bizdendirler, sözden çıkmazlar diye yürütmede en kritik pozisyonlara getirilen arkadaşları ve hısım-akrabayı bir kere daha tek tek değerlendirmekte yarar var. Özellikle yaptığı işin tekniği anlamda “layık” olanları baş tacı etmek gerekir; bununla beraber, yalnızca biat etmekten ya da “hamil-i kart” olmaktan başka bir özelliği olmayanları da geriye çekmek gerekiyor.

8.      Hukukun siyasi hedefler yönünde eğilip büküldüğü, yargı kurumlarının siyasi baskı altında olduğu, ülkenin bir kanun devletine dönüştüğü hatta kimi uygulamaları ile bir polis devleti izlenimi verdiği yönündeki değerlendirmeler içte ve dışta çokça yapılıyor. İktidar ve muhalefet el ele verip ülkeyi zaaf içinde gösteren bu durumdan nasıl çıkılacağına karar vermeli. Devlete olan güvenin ve hukuk düzeninin yeniden tesisi, en fazla iktidarın, yani bugün gücü elinde tutmakla birlikte yaşamın doğal akışı gereği gelecekte bir gün bu gücü başkalarına terk edecek olanların kaygısı olmalı. Bu uyarı muhalefet için de geçerli elbette.

9.      Başta güvenlik, emniyet ve istihbarat güçleri ile mülki idarenin üst makamlarında bulunanların, anayasa ve kanunlar dışında, milletin tümünün (yalnızca %50+1’inin değil) iradesini temsil eden hukuk sistemi dışında hiçbir gerçek ve tüzel kişiye bağlılık duymamaları, biat ve hizmet etmemeleri gerektiğini idrak etmeleri beklenir. Parti teşkilatlarında yasal siyaset zemini herkese açık, bunun dışında siyasi yandaşlığın ve bu yandaşlıktan siyasi ve ekonomik rant sağlamaya çalışan zihniyetin devlet kurumlarında yeri olmamalı.

10.  Bunları söylerken üniversiteleri özel olarak vurgulamak gerekir. Üniversite demek evrensel doğruların peşinde bilimsel tarafsızlık demek. Siyasetin arkasında el pençe divan duran üniversite yönetimleri, medyada akademik unvanlarını kullanarak siyasi yandaşlık yapanlar, gerçeği eğip bükerek itibar peşinde koşanlar yerlerinde durdukça bu ülke bir yere gidemez. Çünkü, bu anlayışın geleceğin adil, tarafsız, insani değerlere saygılı yöneticilerini, fikri, vicdanı ve irfanı hür nesillerini yetiştirmesi mümkün değil.

11.  Eğitimde performansımız malum. Ülkemizde yapılan çeşitli araştırma sonuçları “öğretmenlerimizin durumu ne ki öğrencilerimizden başarı bekliyoruz” şeklinde yorumların yapılmasına neden oluyor. Eğitim sistemi, tek tip insan yetiştirme güdüsüne sahip bir anlayışla kurgulanır ve yönetilirse bundan farklı bir yerlere gitmek mümkün değil. Hiçbir şey yapılamıyorsa bu işi iyi yapan ülkelerin yöntemlerini kopyalamak ayıp değil.

Yukarıdaki maddeleri artırmak, benzer tespit ve önerileri sanayi, ticaret, spor, sanat velhasıl tüm toplum kesimlerine doğru yaymak mümkün ama hem sayfalar tutar hem de okuyucular zaten gündemi yakından takip ettikleri için gereksiz.

Sonuç olarak; son seçimle bir kez daha gördük ki demokrasi insanlık tarihi boyunca geliştirebildiğimiz en iyi yönetim tarzı. Bırakın kimin kazandığını, seçim sürecinin kendisi bile ülkemiz açısından olumlu bir havanın hem içerde hem de dışarıda yayılmasına neden olmadı mı? Belki bu gelişmelerden bir ders çıkarır, ülkemizin kalkınma yönünü yeniden yukarı çevirebiliriz. Yeter ki millet olarak aklımızı ortak çıkarlarımız yönünde kullanalım, birbirimizi ötekileştirmeyelim, işbirliği yapalım, bir avuç çıkarcı azınlığın manipülasyonlarına alet olmayalım.

Mehmet ZAİM

24 Haziran 2019

https://www.linkedin.com/pulse/yeni-bir-ba%C5%9Flang%C4%B1%C3%A7-olabilir-mi-mehmet-zaim/



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>