YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







LAİKLİK, SEKÜLERLİK VE TÜRKİYE
Yazar: FİKRET YÜCEL | Tarih: 15/02/2019 | Saat: 15:47

Laik kelimesi Türkçeye Fransızcadan geçmiş olup “Din adamı olmayan kimse”, ya da “Din adamı dışındaki halk” anlamındaki latince laikus kelimesindengeliyor. Yunancada ise laos, laikos “Dinsel olmayan” manasını taşıyor.

Laiklik, ya da laisizm, devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir. Nitekim TDK’nun Türkçe Sözlüğü’nde laiklik

Devlet ile din işlerinin ayrılığı, devletin din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşmesi bakımından yansız olması, laisizm

olarak tanımlanıyor.

Siyasi anlam olarak laiklik siyasi kudretin dinî kudretten ayrılmasını ifade eder. Teokratik devletten demokrasiye geçerken laiklik, klasik demokrasinin bir gereği kabul edilmiştir.

Laiklik için en uygun hukukî tanım ise, TDK tanımındaki gibi, din işleri ile devlet işlerinin ayrılmasıdır.

Devlet bir dine inanıp inanmamayı kişilerin özel  konusu sayar ve bu konuda serbest olduklarını kabul eder. Hiçbir dini üstlenmez ve dinî ayine, ritüele katılmaz.

Devlet dinî esaslara dayanan kanun yapamaz, bütün dinlere eşit mesafede durur, din adına devlet düzenini bozacak davranışlar dışında ibadet hüküm ve kurallarına müdahale edemez.

Türkçede sık sık laiklik ile eş anlamlı olarak kullanılan sekülerlik, daha üst seviyede bir kavram olup laklikliği de kapsar.

Secular kelimesi ingilizcede diğer anlamları ile beraber, daha çok, uhrevî, yani dinî olmayan, dünyevî anlamında kullanılmaktadır.

Sekülerizm, veya sekülarizm, toplumda ahiretten ve diğer dinî, ruhanî meselelerden ziyade, dünya yaşamına odaklanılması yönünde hareket için kullanılmaktadır,

TDK sekülerlik karşılığı olarak dünyacılık kelimesini öneriyor.

Sekülerlik dinî öğeleri, sosyal, hukukî ve siyasî konularda dışlayan bir yaklaşımdır, dünyevî ve çağa uygun olanı belirler.

Siyasi anlamda din ile devletin ayrılması anlamını taşır ve bu sebeple bunları birleştiren teokrasi’nin zıttıdır.

Diğer yandan sekülerlik, devletin doğmatik bir inanca değil, nedensellik ve deneysellik üzerine kurulu olduğu, bilimsel ve somut temellere dayanan  kavramlar düzenidir. Dinin, toplumun  kamu işlerine karışmamasını ve bunlarla bütünleşmemesini savunur.

Kısaca sekülerizm, din ve doğa üstü inançların dünyayı anlamak, onu şekillendirmek ve günlük hayat için bir ihtiyaç olmadığını öngören ideolojidir. Sekülerlik kesinlikle ateistlik değildir. Ateizm tanrıyı, sekülerizm dinî otoritenin dünyevî işlerde yargıç olmasını sorgular.

Laiklik ve sekülerlik kavramlarının tarihsel gelişiminde katolik Avrupa ile Anglosakson Avrupa arasında bir fark husule gelmiştir. Katolik ülkeler laik, diğerleri ise seküler olmuşlardır.

Laik ülkelerde din devletin kontrolü altındadır, seküler ülkelerde ise din ve devlet iki özerk alandır.

Seküler ülkelere tipik örnek İngiltere ve Almanya gösterilebilir.

Türkiye, 1982 tarihinde çıkarılıp sonraki yıllarda değiştirilerek bugünkü halini alan Anayasa’sı ile bir laik devlettir.

Bu herşeyden önce, Cumhuriyetin niteliklerini belirleyen 2. Madde’de “Türkiye Cumhuriyeti ………………….demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir.” ifadesiyle açıklanıyor.

Din ve Vicdan Hürriyetini tanımlayan 24. Madde ile İnanç ve İbadet Hürriyeti güvence altına alınıyor. Aynı maddede “Kimse ibadete, dinî ayin ve törenlere katılmaya………. zorlanamaz.” denerek ibadet etmeme hürriyeti de sağlanmıştır.

Temel Hak ve Hürriyetlerin Kötüye Kullanılması ile ilgili 14. Madde, ibadet hürriyetini, bu madde hükümlerine aykırı olmaması kaydı ile, sınırlamaktadır.

Anayasanın 24. Maddesi “Din kültürü ve ahlak öğretiminin bütün ilk ve orta eğitimde zorunlu dersler arasında yer alır.” hükmünü getiriyor. Burada din değil,  din kültürü ifadesinin kullanıldığının altını çizelim. Bu konu laik devletin bütün dinler karşısında tarafsız olması prensibi ile ilgili.

136. Madde’de genel idare içinde kurulacak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın görev çerçevesi “Laiklik ilkesi doğrultusunda, bütün siyasi görüş ve düşüncelerin dışında kalarak ve milletçe dayanışma ve bütünleşmeyi amaç edinerek özel kanunda gösterilen görevleri yerine getirir.” denerek çiziliyor.

Diyanet İşleri Başkanlığının merkezi idare içinde yer alması, laik devlette din ve devlet kurumlarının birbirinden ayrı olması esasına aykırıdır. Bu aykırılık Diyanet İşleri Başkanlığı’nın 4121 sayılı kuruluş ve görevleri hakkında kanunundaki görev tanımı okununca büsbütün ortaya çıkıyor: “İslam Dininin inançları, ibadet ve ahlak esasları ile ilgili işleri yürütmek, din konusunda toplumu aydınlatmak ve ibadet yerlerini yönetmek …….”

Mevcut mevzuat ve kurumların durumu Türkiyede laik devlet uygulamasını iktidarın gerçek niyetine bağımlı hale getiriyor.

Şimdiki iktidarın bu konudaki anlayış ve amacı, giderek sayısı artan örnekler ve artık saklamadan yapılan söylem ve eylemlerle ortadadır.

İktidar mensuplarının ve onların işbaşına getirdiği kişilerin geçmişi bilinen önemli bir kısmının, dindar olsa da, dinci hareket, kaynak ve ailelerden  geldikleri, geçmişte bu hareketlere katıldıkları ve bugüne hazırlandıkları anlaşılıyor.

Bundan önceki TBMM Başkanının Anayasa’dan laiklik ilkesinin çıkarılması isteğinde bulunmasının üzerinden çok geçmedi.

Cumhurbaşkanı, 15 Temmuz Şehitleri için kuran okudu, bu olay hemen bütün TV’lerden yayımlandı.

Anayasada zorunlu dersler arasında olması öngörülen din kültürü ve ahlak dersi, uygulamada din dersi haline getirildi, abdest, namaz, oruç vbg’nin uygulalamalı anlatımına indirgendi.  

Diyanet İşleri Başkanlığı, sadece müslümanlığın değil, özelde sünniliğin hizmetinde.

Müslümanların önemli bir bölümünün kendi ibadet yerlerini seçme özgürlüğü tartışmalı.

Arapça, bir sihirli ve kutsal dil seviyesine çıkarıldı, ezanın türkçe okunmasının tartışılmasına bile tahammül gösterilmedi. Bu arada Atatürk’e hakaret, hatta, küfür edenlerin söyledikleri fikir hürriyeti olarak nitelendirildi.  

Zamanında iktdarın işbirliği yaptığı, bundan çok yararlandığı, ne istediniz de vermedik dediği cemaatin ordu, adliye, emniyet vbg kurumları ele geçirip kalkışma teşebbüsünde bulunacak kadar büyüyüp etkinleşmesine meydan verilmiş olduğu anlaşıldı.

Bugün de bundan ders alınmayıp bir çok cemaatin devlet içinde cirit attığı, kamu kuruşlarını adeta parselleyerek herbirinin hakimiyet tesis ettiği  kuruluşları yönettiği söyleniyor.

Yukarda çizilen tablo karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devletine, Anayasasında öyle yazsa da, laik denebilir mi?

Oysa, sekülerlik ve doğru uygulanan laiklik demokrasinin gereğidir.    

Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk Toplumu seküler olabilir mi? Bunun bazı kanun değişiklikleriyle birden olması elbette mümkün değildir. Konuyu benimsemiş iktidarların yönetiminde  makul bir zaman içinde sağlanabilceği kanaatindeyim. Bu konuda Atatürk Devrimlerindeki başarı, batıdaki rönesans, aydınlanma, sanayi devrimi, Fransız ihtilali süreçlerinin 10-15 senelik bir zaman dilimi içine sıkıştırılabilmesi güven veriyor. Diğer yandan PEW Araştırma Şirketinin müslüman ülkeler arasında 2015 yılında  yaptığı araştırma sonuçları da ümitlendiriyor. Aşağıdaki tabloya alınan 8 ülke için

I. Kolonda kendisini müslüman olarak tanımlayan kitlenin toplam nüfus içindeki payı,

II. Kolonda kanunların Kuranın öğretilerine göre yapılmasını isteyenlerin toplam nüfus içindeki payı,

III. Kolonda islami değerleri benimsemeli ama Kuranın öğretilerine göre düzenlenmemeli diyenlerin toplam nüfus içindeki payı,

IV. Kolonda Kurandan etkilenmemeli diyenlerin  toplam nüfus içindeki payı,

gösterilmiştir.

Burada, yapılan ankete müslüman olmayanların da dahil edildiğine işaret edelim.


I(%) II(%) III(%) IV(%)
Pakistan 97 78 16 2
Filistin 100 65 23 8
Ürdün 96 54 38 7
Malezya 64 52 17 17
Nijerya 94 27 17 42
Endonezya 94 22 52 16
Lübnan 55 15 37 42
Türkiye 96 13 36 36

                      

Kanımca her şeyden önce, siyasetin etik değerlerinin saptanıp bu konuda bir mutabakat sağlanarak güvenceye alınması gerekiyor. Bunun içinde dinin siyasî amaçlar için kullanılmaması kuşkusuz önemli bir yer tutacaktır.

İşe, Cumhurbaşkanını Kuranı evinde okuması hususunda ikna etmekle başlamaya ne dersiniz?

   Derleyen: Fikret Yücel                                          

                                    19 Kasım 2018, Adaağzı Marmaris



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(fikretyucel.blokspot.com.tr)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>