YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







Paydossuz Yüksek Fırın Bacaları
Yazar: MAHMUT KİPER | Tarih: 01/01/2010 | Saat: 22:53

Cumhuriyetin çelikle ilk sınavı olarak kabul edilebilecek KARDEMİR’in, 3 Nisan 1937 tarihindeki temel atma töreninde Başvekil İsmet İnönü endüstri devrimini yakalamak konusundaki kararlılığı şu sözlerle müjdelemektedir;

Asıl sanayi şimdi başlıyor... ‘’.......Arkadaşlar, endüstri hayatına hevesle girdikten sonra asıl endüstrinin ana kısmına, ağır endüstriye bugün başlamış bulunuyoruz.’’

Ve Milli Şef  kurulacak tesisi gururla şöyle tariflemektedir;

“.... Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları adı dikkatinizi celp etmiştir. Demir-Çelik fabrikaları yedi tane büyük fabrikadan mürekkeptir. Bunlardan her biri her memlekette başlı başına birer kıymet sayılabilir. Yüksek fırınlar, çelik fırınları, kok fırını, haddehane, 20.000 kW kudretinde bir elektrik santralı, büyük bir atölye ve tali maddeler fabrikası, bugün meydana getirilmesi kararlaştırılmış olan bunlardır. Bu müesseselere dayanarak yeniden kurulacak fabrikalar ayrıca bir mevzu olacaktır.

Kurulacak fabrikalar fennin en son terakkilerini ve en son icatlarını ihtiva edecek olan en kuvvetli müesseselerdir. Bu fabrikada günde bine yakın amele çalışacaktır. Amelenin nisbeten azlığı, kurulacak olan bu fabrikanın ne kadar modern ve mekanize olduğunu göstermeye kâfidir. Bu müesseselere 22 milyon liradan fazla para sarf edeceğiz. (İlave tesislerle bu miktar 50 milyon TL’nin üzerinde gerçekleşmiştir.)Fabrikaların her gün kullanacağı madenleri 236 vagon taşıyacaktır. Bu her gün on trenin buraya gelmesi demektir.’’

İsmet Paşa, her alanda ulusal tesislere sahip olmanın önemiyle ilgili olarak da tarihe   not düşmektedir;

‘’Demir ve Çelik Fabrikalarının endüstri bakımından, ekonomi bakımından olduğu kadar, memleketin müdafaası için olan yüksek ehemmiyetine de bilhassa dikkatlerinizi celp etmek isterim. Bu fabrikalar her ihtiyaç için istediğimiz demir ve çelik temin etmekle, memleket müdafaası bugünden sonra daha geniş temellere istinat etmiş olacaktır. Her bakımdan memlekete bu kadar lüzumlu ve faydalı olan bu fabrikaları vücuda getirmek Atatürk’ün büyük ehemmiyet verdiği başlıca bir mevzu idi.  Bugün temelini atmakla sevinç duyacağımız bu fabrikaların kurulması için çok çalışılmış, uzun müzakereler ve tetkiklerde bulunulmuştur. Bu yolda karşılaşılmış olan sayısız zorlukları gidermek ve kuruluşlarını tahakkuk ettirebilmek için başlıca istinat kuvvetimiz Atatürk’ün bitmez tükenmez müzahereti ve yardımı olmuştur.…”

Evet, KARDEMİR o günlerde en ileri teknolojileri içeren devasa boyutlu bir ağır sanayi tesisiydi.

Daha önceki yazımızda belirttiğimiz gibi, 9 Eylül 1939’da işletmeye alınan Fatma adındaki 1. Yüksek Fırın, karnındaki cevheri taşkömürünün ateşi ve karbonu ile yoğurdu; uzun doğum sancıları çekti. Cumhuriyetin ilk sıvı demiri 10 Eylül 1939’da Fatma’nın karnından akkor halinde gün ışığına çıktı.

Yüksek fırında gerçekleşen reaksiyonların tümü bugün bile açıklanamamaktadır. Ama cevheri ateşle buluşturarak demir veren bütün yüksek fırınlara, bu saygı uyandıran ve heyecan veren doğurganlıklarından dolayı, hep kadın isimleri verilir ve yıllarca hiç durmazlar. İçlerine her gün yüklenen cevheri kok kömürünün ateşi ve karbonuyla yoğurur ve cevherdeki demiri  gün yüzüne çıkarırlar.

Ve 70 yıla yakın bir süredir –her 5-6 senede bir bakım-onarım için verilen kısa molalar hariç– Fatma, daha sonraları da kardeşleri Zeynep ile Ülkü, her gün demir doğurur durur....

Fabrikalar Kuran Fabrika

KARDEMİR’de başlıca şu üniteler mevcuttu;
- Kırma-Eleme ve Sinter Tesisleri, 
- Kok Fabrikaları, 
- Yüksek Fırın, 
- Çelikhane, 
- Haddehaneler, 
- MakineAtölyesi, 
- Çelik Konstrüksiyon Atölyesi, 
- Pik, Çelik ve Demirdışı Metal Dökümhaneleri.

Fabrikada, yalnız inşaatlarda kullanılabilecek olan klasik uzun çelik mamullerinin üretimi için gerek duyulan tesislerin yanı sıra, makine ve çelik konstrüksiyon atölyeleri ile dökümhanelerin de kurulmasının temel nedeni, ülkemizin her yöresinde başlatılan kalkınma ve sanayileşme çağını yakalama hamlesi çerçevesinde planlanan tesislerin hayata geçirilmesiydi. Örneğin, 35 tona kadar pikten ve 26 tona kadar da çelikten mamûl, çok ağır parçaların dökülebildiği 49.000 ton/yıl kapasiteli dökümhaneler, Türkiye ve Balkanlar’ın en büyük ve Avrupa’nın da hatırı sayılır büyük tesislerindendi. KARDEMİR, bünyesindeki bu ek tesislerle, bir çok fabrikanın kuruluşunda önemli görevler üstlendi. Ülkemizin önemli tesislerinden; Afşin-Elbistan Termik Santralı, PETKİM, Seydişehir Alüminyum Tesisi, Karakaya Barajı, Fırat Köprüsü; Pendik, Taşkızak ve Alaybey Tersaneleri ile Ereğli Demir-Çelik Tesisleri (ERDEMİR) ve İskenderun Demir-Çelik Tesisleri (İSDEMİR) de dahil olmak üzere, TRT ve PTT’nin 19 adet Radyo-TV anten kulesi, çay fabrikalarının 64 ünitesi, 9 tane şeker fabrikası, 7 çimento fabrikası, ETİBANK işletmelerinin bir kısmı ve bazı askeri tesisler KARDEMİR tarafından kurulmuştur. Ve işte bu nedenle KARDEMİR ‘Fabrikalar Kuran Fabrika’ ünvanını gururla taşımaktadır.

Demir-Çelik tiyatro salonunda Moliere’in Cimri eseri

Milli Şef İnönü’nün KARDEMİR’in temel atma töreninde söylediği;

“Karabük Demir ve Çelik Fabrikaları ile memleketin her sahada   çok kıymetli olan başlıca ihtiyaçlarına cevap verecek bir  müessese kurmakla kalmıyoruz. Cumhuriyetçi ve milliyetçi  Türkiye’nin manevi ve içtimai bir medeniyet ve kültür müessesesini de meydana getirmiş oluyoruz”

öngörüsünü de bu işletme tümüyle doğru çıkarmıştır. Türk Tarih Vakfı tarafından çıkarılan “75 yılda Çarklardan Çiplere” isimli kitapta yer alan bir çok sanayi öyküsü içinde Aydın Engin tarafından kaleme alınmış KARDEMİR hikayesi de vardır. Bu yazının sonlarında KARDEMİR’in genç cumhuriyette çağdaş insanlar yetiştirmek için yaptıklarından bir kaç örnek şöyle anlatılmaktadır;

KARDEMİR bünyesinde çıkarılan Fabrika dergisinin İkinci Dünya Savaşı’nın en zorlu günlerinde (1943) çıkarılan bir sayısında Ocak ayı etkinlikleri şöyle verilmiştir:

".… Halkevlerinde Ocak ayı içerisinde altı konferans icra edilmiş olup, bir tanesinde üstad Nurullah Ataç lisan meselelerine temas etmiştir. Maarif Vekilimiz Hasan Ali Yücel ise konferansında Karabük civarında Köy Enstitüsü değil sanayi meslek mektepleri ihdasına karar verdiklerini samiine izah buyurmuş, milli şairimiz Mehmet Emin Yurdakul hece vezni şiir ile aruz vezni şiirin mukayesesine tahsis edilmiş bir konferans vermiştir.

… Gene ocak ayı müddetince Demir Çelik tiyatro salonunda, Halkevi müsamere kolu, Fransız edip Moliere’nin, Ahmet Vefik Paşa adaptasyonu Mürai (Cimri) eserini temsil etmiş; bu temsilin akabinde, Karabük’e teşrif eden Ankara Devlet Konservatuarı talebelerinden müteşekkil heyet, aynı eseri bu defa da Fransızca aslından tercüme edilmiş şekliyle sahneye vazetmişlerdir. Temsilden sonra, her iki versiyonu da seyir eylemiş olanlar tarafından, lise edebiyat muallimesi Fitnat Arzıkal idaresinde münakaşa ve mukayesesi yapılmıştır. Hareketli cereyan eden münakaşalarda  garp ve şark zaviyesinden tiyatro san’atı da bahis mevzuu edilmiştir.

Ocak ayı hitamına doğru Ankara Musiki Muallim Mektebi korosu tarafından halk şarkılarının çok sesli icrası yapılmış, ayrıca Ankara’dan davet edilen Gazi Orta Öğretmen Mektebi ve Terbiye Enstitüsü spor muallimleri tarafından ameli ve nazari olarak eskrim dersleri verilmiştir. Demir Çelik Tenis ve Velosipet (bisiklet) takımlarına ilave olarak pek yakında bir eskrim takımı ihdas edileceği memnuniyetle haber alınmıştır…."

Yöneticilik dersi

 

Evet, görüldüğü gibi Cumhuriyet İdaresi, düşünen insanın, sporun ve kültürel faaliyetlerin çağdaşlaşmak ve  gelişmekteki önemini bilmektedir.  Çevresinde bir yaşam ve kültür alanı oluşturan KARDEMİR’in bu yöndeki potansiyelini 2. Dünya Savaşı şartları ne olursa olsun çağdaş bir ortam yaratmak için kullanmaya çalışmaktadır.

Türkiye sanayi ve insanının gelişiminde bir çok ilke imza atan KARDEMİR, bu ülkeye yöneticilik dersleri de vermiştir.

Karabük Yenişehir Cami karşısındaki Parka ismi verilen Tayyip Baba  (Tayyip Arı) 1930’lu yılların sonlarında çok uzun süre İdari İşler Müdür Yardımcılığı yapmış. Onun döneminde bir gün Yönetim Kurulunda bir karar teklifi önergesi okunur. Önergede mealen şöyle denilmektedir;

“ Maiyetindeki personelin…… işlerini deruhte etmeleri sırasında gerekli denetleme ve kontrolleri yeterince yapmayarak İşletmelerin zarar görmesine sebep olan Müessese Müdür Yardımcısı Tayyip Arı’nın…..TL yevmiye cezasıyla cezalandırılmasını tensip ve müsaadelerinize arz ederim.  İmza Tayyip Arı”

Tayyip Baba, kendisi hakkında ceza verilmesi için önerge vermiş ve bu önergenin işleme konulmaması yönünde Yönetim Kurulu ısrarlarını da kabul etmemiş.

Tarihe düşülen bu notu bugünkü yöneticiler okuyorlar mı acaba?

Zamanla demir-çelik politikalarındaki yanlış kararlar

 

KARDEMİR, daha sonraları, Ülkemizin sanayisini geliştirmeyi hedefleyen demir-çelik üretimini artırma gayretlerine paralel olarak, kendini geliştirmiştir. Kapasite bugün 1 milyon ton/yıl’ın üzerine çıkmıştır.

Uzun ürüne yönelik bu ilk entegre tesisin ardından, yassı ürüne yönelik ve yine cevher ve kömürden üretim yapmak üzere, ikinci bir entegre demir-çelik tesisi kurulması yönündeki girişimler sonucu ERDEMİR, yassı mamul üretmek üzere 1965 yılında  işletmeye alınmıştır.

ERDEMİR’in 600 milyon TL’lik kuruluş sermayesinin % 21’i ‘Koppers Assoc.’ isimli bir konsorsiyuma ve % 8,25’i de ‘Chase Int. Investment Co.’ firmasına aitti. SÜMERBANK ile TDÇİ-KARDEMİR de 153’er milyon TL ile % 25,5’erlik iki ayrı hisseye (veya % 51’lik kombine bir çoğunluğa) sahiptiler. Sonradan yabancı ortaklar hisselerini yerli ortaklara satmışlardı.

Ülkenin tek yassı mamul üreten tesisi olan ERDEMİR bu gün 3 milyon ton/yıl üzerinde üretimi, ana ve yan üretim tesislerinin yanı sıra iki liman, iki baraj, 1.500 lojman, bir hava limanı ve sahibi olduğu diğer fabrikalarla ülke ekonomisinin temel taşlarından biridir.

Sermaye takviyesinin yanında, ERDEMİR’in devreye alınmasında da yoğun çabalar harcayan KARDEMİR, ülkemizin üçüncü ve son entegre demir-çelik tesisi olan İSDEMİR’in devreye alınması sürecinde de sayısız fedakarlıklarda bulunmuştur. 1970’te temeli atılan İSDEMİR’de, 1975’te ilk yüksek fırın devreye alınmıştır.

Genç Türkiye Cumhuriyeti  sanayi çağını yakalamak için, doğru bir öngörüyle, entegre demir-çelik tesisini kurarak ağır sanayi hamlesine başlamış; ancak, zaman içinde demir-çelik üretimi ile ilgili olarak alınan bazı yanlış kararlar, büyük yapısal bozukluklara neden olmuştur.

Cevher ve taşkömüründen demir-çelik üreten bu entegre tesisler dışında, hurda demir-çelik girdisiyle çelik üreten EAO (Elektrikli Ark Ocağı) Tesisleri de –bu kapsamdaki ilk tesis olan Kırıkkale Çelik Fabrikası istisna kalmak kaydıyla– 950’lerin sonlarına doğru, ülkemizde kurulmaya başlanmıştır.

2002 yılı sonu itibarıyla, Türkiye’nin toplam ham çelik kapasitesi yaklaşık 20 Mt/yıl ve üretimi de 16,47 Mt/yıl olmuştur. 2002’de dünyada üretilen toplam 886 Mt çeliğin % 1,8’ini üreten Türkiye, dünyanın en büyük 13. üreticisi olmuştur.

Gelişmiş ülkelerdeki kişi başına demir-çelik tüketimi 400-500 kg. iken bu rakam Türkiye’de son beş yılda %118 gibi çok yüksek bir artışa rağmen 2006 sonu itibariyle 300 kg. civarındadır.

2006 yılında Türkiye’nin ham çelik üretimi bir önceki yıla göre %11’lik artışla 23.3 milyon ton’a ulaşmış ve dünyada 11. sıraya yerleşmiştir. 2006 yılı sonunda dünya toplam çelik üretimi ise 1.239 milyar ton’a ulaşmıştır. Son yıllardaki çelik üretim artışının lokomotifi diğer pek çok alanda olduğu gibi Çin’dir. Çin’in üretimi bir önceki yıla göre %18 artışla 419 milyon ton’a ulaşmıştır

Ülkemizde özellikle son 30 yıldaki yanlış politikalar sonucu gerek entegre tesisler ile Elektrikli Ark Ocaklı (EAO)Tesislerin toplam üretim içindeki payları ve gerekse de uzun ürün, yassı ürün ve alaşımlı çelik ürünleri payları, bu konularda dünya istatistikleri ile tam tersi bir özellik göstermiştir. Türkiye’de mevcut durumda 3 entegre tesis ve 19 EAO’lı tesis bulunmaktadır.

Türkiye’nin 2006 yılı rakamlarıyla toplam ham çelik üretiminin %74’ü EAO tesislerde, ancak %24’ü entegre tesislerde üretilirken bu oranlar dünyada %60’ların üzerinde entegre tesisler lehinedir.

Gelişmiş ülkelerde yassı ürünlerin payı %60’larda iken bu oran Türkiye’de %13’dür. Vasıflı çelik üretimi ise dünyada yaklaşık %15’ler civarında iken ülkemizde sadece %2’dir.

Bu nedenlerle, ülkemiz yassı mamul, hurda başta olmak üzere hammadde ve vasıflı ürün gereksinimlerindeki dışa bağımlılık nedeniyle demir-çelikde net ithalatçı konumdadır.

Gelişme çabasına giren ülkelerde öncelikle şehirleşme çalışmalarının ve buna bağlı olarak inşaat sektörünün ağırlık kazandığı görülür. Bu nedenle çelik endüstrisinde ilk başlarda uzun ürün talebi fazladır.Zamanla gelişmişlik düzeyine bağlı olarak beyaz eşya, makina, otomotiv gibi sektörlerin yassı çelik ürünlerine talebi artar, aynı zamanda  alaşımlı çelik çeşitlerine ve miktarlarına da gereksinim fazlalaşır. Demir-çelik üretim projeksiyonları yapılırken ve buna göre yatırımlar yönlendirilip, teşvik edilirken bu  temel kural gözetilir. Demir-çelik üretiminden etkilenecek sektörlerin gelişimi de böyle yönlendirilir. 1960’larda ülkemiz uzman ve mühendislerinin 2000’li yıllara ait yassı-uzun gereksinimlerinde doğru tahminler yaptığı bilinmektedir. Ancak, bu konuda da yabancı uzmanların yanlış yönlendirmeleri etkili olmuştur.

Bu, Cumhuriyet demir-çelik öyküsünün ilk dönemlerindeki geçmişine yakışmayacak bir kara mizahtır.

Bugün Çin’in piyasayı domine eden etkisiyle demir-çelik sektörü ve mamul fiyatları oldukça rahatlamış durumdadır.  Bu sürecin ne kadar daha devam edeceği bilinmemektedir.

1990’ların ortalarında gözlenen sıkıntıların olmaması için, ülkemizde yassı ürün ve alaşımlı çelik üretimi konularında gerekli adımların atılması çok önemlidir.

Unutmayalım, ilk bölümlerde de değinildiği gibi 5 Nisan 1994 kararları içinde KARDEMİR’in kapatılma kararı da vardı. Bu kararın geri alınması için büyük mücadeleler verildi. Sonunda, durumun incelenmesi için bir komisyon kuruldu.

1930’ların ortasında KARDEMİR’in yer seçiminde görev yapmış olan, 1939 Eylülü’nde buradan  sıvı metalin alındığı ilk gün orada bulunan Selahattin Şanbaşoğlu  ile KARDEMİR’in yolları da son kez bu komisyonda kesişti.

Ülkemizin Demir-Çelik öyküsünde önemli bir yer tutan Selahattin Şanbaşoğlu, Komisyon’un en çalışkan üyesiydi; tam 55 yıl sonra, KARDEMİR’i kurtarmak için yine en ön safta mücadele ediyordu.

5 Nisan 1994 kararları öncesi ve sonrası tüm olanlara o dönem Metalurji Mühendisleri Odası Başkanı olan ve KARDEMİR İnceleme Komisyonunda da yer alan bu satırların yazarı şahittir.

KARDEMİR Raporu da ucuz siyaset malzemesi yapıldı. Selahattin Şanbaşoğlu ise, engin bir vicdan huzuru içinde, “Biz görevimizi yaptık....” diyordu. Ve bu onun son görevi oldu; bir yıl sonra kendisini trafik terörüne kurban verdik, aramızdan ebediyen ayrıldı.

Hatırlarsanız, ilk yazıya KARDEMİR’de üretilecek hızlı tren rayları ile başlamıştık.

KARDEMİR, kurulduğu ilk zamanlardaki demiryolu rayı üretmenin heyecanını, aradan geçen onlarca sene ve badireden sonra bugünlerde tekrar yaşıyor. O ilkleri yaşayan ve yaratanlar artık aramızda değil ama bizler KARDEMİR’de üretilen her rayda onları tekrar anacağız. Ne mutlu memleket tesislerini kuranlara, oralarda  ülke için gerekli üretimleri yapanlara.

Bu memleket kolay kurulmadı. Son tesisi de satılmadan ve de  memleketi ihya  eden tesisler hafızalardan silinmeden yıkılmaz!

Cumhuriyet'in ilk entegre demir-çelik fabrikası: KARDEMİR...

 



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>