YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







YERLİ VE MİLLİ OLMANIN YOLU BU DEĞİL...
Yazar: HAMİT SERBEST | Tarih: 04/06/2018 | Saat: 00:41

AKP İktidarının söylemlerinde bolca yer alan “yerli ve milli” kavramlarının ne yazık ki uygulamalarında yer bulamadığını hepimiz biliyoruz.

Ülkelerin gelişmişlik düzeyinin sahip oldukları (satın aldıkları değil) teknoloji düzeyi ile doğrudan ilgili olduğu bilim insanlarınca yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır.

Üniversitelerde yaratılan garip atmosferden, bilim dünyasının aşağılanmasından, eğitimin dibe vurmasından bahsetmeyeceğim. Bunlar ideolojik nedenlerle yapılıyor diyebiliriz. Ama hiçbir devlet güçlenmesini sağlayacak adımları atmaktan geri durmaz. Doğal olarak, durmamalı da…

Bu nedenle tüm gelişmiş ülkeler, dünyadaki ekonomik krizlerden kendi toplumlarını koruyabilmek için, yeni teknoloji geliştirme süreçlerinde çok radikal değişiklikler yapmaktadırlar. Liberal ekonomi düzenine rağmen, özel sektör sanayi kuruluşlarının yatırımlarını devlet eliyle hızlandırmaya çalışmaktadırlar. Devlet tarafından belirlenmiş teknoloji alanlarına ilişkin ileri imalat teknolojilerine, özel sektörün yapacağı yatırımları devlet destek vermektedir.

Söz konusu destek, ülkemizde olduğu gibi, seçilen özel sektör kuruluşlarına ek maddi kaynaklar sağlayarak yapılmıyor. Belirlenen alanlarda Ar-Ge’ye dayalı ürünlerin tedarikinde kamu olarak öncelik tanınıyor. Gelişmiş toplumlar kendi ülkelerindeki şirketlere “Ar-Ge’ye dayalı ürün tedarik uygulamaları” ile ayrıcalık ve öncelik sağlıyorsa biz niye yapmıyoruz?

18 Kasım 2016 tarihinde yitirdiğimiz Sayın Aykut Göker, “Geleceği Öngörebilmek... Bilimde, Teknolojide, Sanayide...” başlıklı sunumunda bu karşılaştırmaları çok açık biçimde vermiştir [21. Yüzyıl için Planlama III 23-24 Ocak 2014, A.Ü. SBF_KAYAUM (http://inovasyon.org/yazardetay.asp?YazarID=1)]. Söz konusu yazıda kaynak olarak gösterilen yabancı ülke raporları bu görüşlere dayanak teşkil edebileceği düşüncesiyle en altta sıralanmıştır.

Şimdi, ülkemizin son 15 yılına bakacak olursak, ne gibi yeniliklerle nasıl tanıştığımızı irdeleyelim:

1.     2003 yılında 26 havalimanı varmış şimdi, ihale ve inşaat aşamasında olanlar hariç, aktif hava limanı sayısı 52 olmuş

Havaalanlarında uçakların iniş ve kalkışlarını düzenlemek amacıyla kullanılan cihaz teknolojilerine Türkiye sahiptir ama üretilip piyasaya sürülememektedir. Çünkü, öncelikle kendi ülkesinde belirli bir Pazar payı yaratmak zorundadır ki dış pazarlarda rekabet edebilsin ve referans olarak kendi ülkesindeki uygulamaları gösterebilsin. Bu husus tüm teknolojiler için geçerlidir.

Havaalanlarında apron içinde kullanılan otobüslerin çoğu Alman malı COBUS marka otobüslerdir. Ülkede bu kadar otobüs üreticisi varken hala bunların kullanılması kabul edilemez.

Otobüs konusunda en önemli Pazar gerçekte belediyelerdir. Bu ülkede bir belediyenin otobüs filosu kurarken veya yenilerken yurt dışından otobüs alması hiçbir şekilde açıklanamaz.

2.     Büyük illerde Şehir Hastaneleri açılmaya başladı, toplamda 25 şehir hastanesi olacak ve bu hastanelerin tüm tıbbi cihaz altyapısı da yenilenecek

Hastanelerde teşhis ve tedavi amaçlı kullanılan cihaz teknolojilerine Türkiye sahiptir, bu teknolojilerin rafta ürün olabilmesi için destek gereklidir. Eğer 10 yılı aşkın zamandan bu yana kurgulanan Şehir Hastaneleri projelerine başlanmadan sektör uyarılsa ve Ar-Ge’ye dayalı ürün tedariki politikası uygulansaydı ülkemizde de bu cihazlar üretilebilirdi. Belki de şimdi uluslararası pazarlarda rekabet edebilir olurduk.

3.     Türkiye Güneş Enerjisi potansiyeli yüksek ülkelerdendir, 2016 yılı itibariyle kurulu güç 1.362,60 MW'dır

Kurulan santralların güneş pilleri yurt dışından gelmektedir, biz sadece hücreleri alüminyum panellerin içine yerleştiriyoruz. Ama bunları yapan üreticiler dahi desteklenmiyor, yol gösterilmiyor.

4.     Ülkemizde rüzgar türbinleri 1998’de kurulmaya başlanmıştır, 2016 itibariyle kurulu güç 5.789,39 MW'dır

Rüzgar türbinlerinin en önemli parçaları direğin tepesine yerleştirilen jeneratör ve kontrol elemanlarıdır. Biz sadece direğini ve zemine bağlamak için kullanılan vidaları yapabiliyoruz. Almanya 1990’lı yıllarda uyguladığı politikayla teknoloji geliştirmeyi başardı. Bu dönemde hem rüzgar enerjisi teknolojisine Ar-Ge desteği verdi hem de rüzgardan üretilen elektrik enerjisini daha yüksek fiyata satın aldı.

5.     Tüm büyük illere metro yapıldı ve yapılmaya da devam ediyor

Çok az sayıda firma vagon imal edip satmayı başardı, onlar da çoğunlukla tramvay hatları için alındı. Metro İstanbul Genel Müdürü Kasım Kutlu, “2023 vizyonu çerçevesinde tüm metro vagonları kendi imalatımız olacak ve tamamen Türk mühendisleri tarafından yapılacak” demiş. Bugün yapılmakta olanlar demek 2023 yılını bekleyecekler.

6.     Bunlar sektör spesifik büyük yatırımlar, bunların dışında da yapılan birçok yatırım var:

* Büyük illerde arazinin değer kazandığı yerlerdeki stadyumlar başka yere taşındı yerlerine büyük stadyumlar yapıldı, stadyum olmayan illere de yeni stadyumlar yapıldı

* Tren garlarının eski binaları kapatılıp (daha sonra nasıl değerlendirileceği meçhul) yeni gar binaları yapıldı

* İstanbul Boğazında suyun altına raylı hat döşendi – Marmaray

* İstanbul Boğazında suyun altından araç geçişi için tünel yapıldı – Avrasya Tüneli

* İstanbul Boğazına 3. Köprü yapıldı – Yıldırım Beyazıt Köprüsü

* İstanbula 3. Havalimanı yapılıyor

* İzmit Körfezine köprü yapıldı – Osman Gazi Köprüsü

* Çanakkale Boğazına köprü yapılıyor

Yapılan tüm bu ihalelerde yerli müteahhitlerin yaptığı tek şey zemin dolgusu yapmak ve beton dökmekten ibaret oldu. Halbuki bu ihalelerde ülkemizin teknolojik gelişimine yarar sağlayacak politikalar uygulanmış olsaydı bambaşka bir sonuç doğardı. Mevzuat açısından aşağıda belirtilen hükümler kapsamında bir takım zorlamalar, belki de vatansever bürokratların çabalarıyla, gündeme alınmıştı:

Kamu ihtiyaçlarının yerli kaynaklardan karşılanması yönünde mevzuat bulunduğu ve ihalelerde yerli isteklilere yönelik %15 oranına kadar fiyat avantajı uygulanması 2002, 2008 ve 2017 yıllarında yürürlüğe giren yasalarla tekrar tekrar vurgulanmıştır. Ayrıca; emniyet, güvenlik, tasarruf ve rekabet ilkelerine uygun hareket edilmesi kaydıyla, Kamu kurum ve kuruluşları ile belediyeler ve İl Özel İdareleri ile bunlara bağlı veya ilgili kurum, kuruluş ve şirketlerin yapacağı metro, hafif raylı sistem, tramvay ile benzeri kullanılan çeken ve çekilen araçlar asgari %51 yerli malı olması, şartı getirilmiştir.

Bu kuralların ne kadarı uygulanabiliyor derseniz, bu konuda gazete haberlerinin yeterince bilgi verdiğini söyleyebiliriz. Bir hususu daha belirtmekte yarar olacak, %51 yerli malı olması koşulu da sektördeki sanayicilerin ısrarlı takipleri sonucu ancak mevzuata eklettirilebilmiştir. Ancak, ihaleleri alan yabancı şirketlerin %51 oranını sağlamak amacıyla bütün katma değeri düşük işleri bizlere yaptırdıklarını da söylemek gerek.

Diğer taraftan; %51 yerli malı koşulunun da sadece metro, hafif raylı sistem, tramvay ile benzeri kullanılan çeken ve çekilen araçlar ile sınırlı olduğunu hatırlatmak gerek. Halbuki, yukarıda sıralanan iş alanlarının her birinde ihaleler ülke çıkarı gözetilerek yapılmış olsaydı, Türkiye bugün gelişmiş ülkelerle teknolojik anlamda yarışır hale gelebilirdi.

Son olarak, hala bu şansımızın olduğunu belirtmek isterim. Yeter ki ülke ve toplum çıkarlarını her şeyin önünde tutmayı hedefleyen bir devlet yönetimi olsun.

*******

Kaynaklar:

§  Federal Ministry of Education and Research (2006), Igniting Ideas: The High-Tech Strategy for Germany, Published by Bundesministerium für Bildung und Forschung / Federal Ministry of Education and Research (BMBF), Public Relations Division, Berlin.

§  Foresight (2013), The Future of Manufacturing: A new era of opportunity and challenge for the UK, Summary Report, The Government Office for Science, London.

§  Fourth Policy-Oriented Research Group and, National Institute of Science and Technology Policy (NISTEP) and Science and Technology Agency, The Sixth Technology Forecast Survey -Future Technology in Japan toward the Year 2025-, NISTEP Report No.52, June 1997.

§  National Economic Council, Council of Economic Advisers, and Office of Science and Technology Policy (2011), A STRATEGY FOR AMERICAN INNOVATION Securing Our Economic Growth and Prosperity, February 2011, The White House, Washington.



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

  • ÇAY ÜRETCİSİ KENDİ ÇAYLAĞINDA İŞÇİ HALİNE GELDİ
    14/05/2017
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE      AFYONU YASAKLATTILAR >>

Devam >>