YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







TÜRKİYEDE YETKİN İNSAN GÜCÜNÜN DEĞERLENDİRİLMESİNDE KAÇIRILAN FIRSATLAR
Yazar: FİKRET YÜCEL | Tarih: 23/05/2018 | Saat: 13:17

Kısa bir süre önce, devam etmekte olan cumhurbaşkanlığı seçimi kampanyaları münasebetiyle, adaylara şu sualleri sormuştum:

Bu ülkenin yıllardır kazanılmış bilgi birikimine sahip insan gücünden nasıl faydalanacağınızı planladınız mı? Bu yolun şimdiye kadar hiç denenmemiş olduğunun farkında mısınız?

Bunun için bu birikimin, sınıflarına göre, hangi kurum ve kuruluşlarda, hatta hangi kişilerde toplandığı bilgisine ulaşabilme imkanına sahip misiniz?

Mitingler, kapalı salon toplantıları şeklinde sürdürülen bu kampanya sırasında yapılan popülist konuşmalar, bazen makul sınırları aşan vaadler devam ediyor. Eşyanın tabiatı icabı bunun böyle yapılması gerektiğini biliyorum.

Yakında partilerin seçim bildirgeleri yayımlanacak, bunların  serin kanlılıkla yazılmış, ciddi ve kalıcı belgeler olacağını ümit ediyorum. Bu sebeple  yukarıdaki suallerime bazı hatırlatma ve açıklamaları eklemek istedim.

Seçimler münasebetiyle yapılan konuşmalarda ülkede özlenen özgürlük ve demokrasi ortamının yaratılması, kuvvetler ayrılığının tesisi, ekonomideki kötüleşme yanında en çok dile getirilen konular üretim ve eğitimdir. Bu iki konu dolaylı olarak ilişkilidir.

Cumhuriyet Türkiyesinde sanayi ve üretimin aleyhine çalışan, gelişmesine engel olan şu üç olay sayılabilir:

1.Truman Doktrini ve Marshall Planı uygulamasiyle bazı sanayi faaliyetlerinden vaz geçilmesi,

2. 24 Ocak Kararları ile sanayinin tam bir üvey evlat muamelesi görmesi,  bazı teşviklerin kaldırılması ve önemli surette azaltılması, özelleştirme faaliyetleri,

3. AKP iktidarı döneminde benimsenen borçla büyüme politikası, alınan borçların büyük ölçüde tüketime sarfedilmesi,   gene bu amaçla ihtiyaç duyulan kaynak için yapılan özelleştirmeler. Bütün bunların neticesinde toplum adeta bir tüketici toplumuna dönüşmüştür. Bunun sonucunda vatandaş, özellikle ücretliler, TL olarak elde ettiği kazancı dolar ve avro ile harcar duruma gelmişlerdir.

Cumhuriyet Türkiyesinin hayatında üç beyazların (un, şeker ve bez) yerli olarak elde edilmesi, Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı uygulamaları, planlı kalkınma döneminde sağlanan sanayileşme hamleleri, üç siyahların  (demir-çelik, kömür, akaryakıt) yerli temini gibi uygulamalar olmuştur. Bunlardan özellikle “Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı” çok başarılı bir uygulamadır. Daha sonraki sanayileşme etkinliklerinde ana fikir, genelde, ithal ikamesidir. Bu teşebbüste çeşitli sebeplerle ara mallar üretimine yeterli ölçüde geçilememiş olmasına rağmen, bir çok değerli sanayi kuruluşunun ortaya çıkması sağlanmıştır.  

Planlı kalkınma döneminin başlangıcı olan 1963 yılında kurulan TÜBİTAK, evvela “doğa bilimlerinde  temel ve uygulamalı akademik araştırmaları desteklemek ve gençleri özendirmek” ile görevlendirilmişti. 1972 yılında Gebzede Marmara Bilimsel ve Endüstriyel Araştırma Enstitüsü’nün (bugünkü Marmara Araştırma Merkezi:MAM) kurulması ile doğa bilimleri yanında teknolojide de yetkin olmak amacı  buna eklenmiş oldu.

1960’lı yıllarda gelişmiş ülkelerde bilimsel ve teknolojik bilgi,  bir ekonomik kaynak haline gelmiştir. Bunun sonucu olarak ekonomik kalkınma ve büyüme hedefleriyle bilim-teknoloji-inovasyon ve sanayileşme politikaları arasında  kuvvetli bir ilişki oluşmuştur. Bu süreçte çok sayıda yeni kavram, yöntem, disiplin ve değerlendirme kriteri oluşmuştur. Soyut kavramların ölçülmesinde, değerlendirme kriterleri ilk kez OECD tarafından kullanılmaya başlamıştır. Frascati Elkitabı bunun örneği olarak gösterilebilir. 1980’lere gelindiğinde, yeni fikirleri değer yaratan çıktılara dönüştürme süreci, yani inovasyon önem kazanmıştır. OECD’nin, bu kez 1992’de yayımlanan, Oslo Elkitabı inovasyonla ilgilidir. Bu bağlamda, “ulusal yenilik sistemi” kavramı başta gelişmiş ülkeler olmak üzere bir çok ülkede benimsenmeye başlamıştır.

Türkiye, teknolojide yetkin olmak, teknoloji geliştirmek ve inovasyon yapmak akımlarına 1991 yılında hayata geçirilen Teknoloji Geliştirme Projesi ile katılmıştır. Proje, bu amaçla kurulan Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı (TTGV) tarafından uygulanmıştır.

Yukarda özetlenen süreçte, yeterli olmasa da, gerek kamu, gerekse özel sektörde yetkin bir insan gücü yetişmiştir. Aşağıda bu kaynaktan adeta yok farzedilerek faydalanılmadığı bazı örnekler verilmiştir (x):

7. Beş Yıllık Kalkınma Planında Ulusal Enformasyon Altyapısı Ana Planı (TUENA) hazırlanması öngörülmüştür. Her türlü bilginin (ses, resim, data) hızlı ve güvenli bir şekilde iletilmesini sağlayacak olan enformasyon ağı, her kesimin vazgeçilmez ihtiyacıdır. Planın hazırlanması görevi Tübitak’a verilmiş ve çalışma, Tübitak BİLTEN bünyesinde kurulan TUENA Proje Ofisinde TTGV, Tesid, Türk Telekom’un destek ve katkılarıyla,  o zamanki ismiyle Ulaştırma Bakanlığının koordinasyonunda yürütülmüştür. Ulaştırma Bakanlığında kurulan ve yukarda sözü edilen destekleyen kuruluşlara ilaveten  Genel Kurmay Başkanlığı, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği, DPT, YÖK ve TÜBİSAD (Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği) Temsicilerinden oluşan bir Yürütme Kurulu paketler halinde hazırlanan projenin her paketini ve sonunda bütününü tartışarak kabul etmiştir. Projenin ana hedeflerinden birisi, ağın tesisi ve bunun üzerinden verilecek hizmetlerin üretiminde yerli katkı payını en yükseğe çıkarmaktır. Plan 1999, yılında bitirilip Yürütme Kurulunda onanarak bir Devlet Belgesi kimliğine kavuşmuştur. Buna ve 10 Ocak 2000 tarihinde zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel tarafından projenin Çankaya Köşkünde sanal temeli atılmış olmasına karşın, hazırlanması için 1milyon dolar harcanmış olan proje sahipsiz kalmış, eskimeye ve unutulmaya terkedilmiştir.

Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nun (BTYK) 13 Aralık 2000 tarihli toplantısında “ Türkiyenin 2003-2023 yılları için Bilim ve Teknoloji Stratejileri Belgesi” hazırlanması kararı alınmıştır. Daha sora Projenin adı “Vizyon 2023: Bilim ve Teknoloji Stratejileri” olarak değiştirilmiştir.

Vizyon 2023’ün Ana Teması Cumhuriyetimizin 100. Yılında, Atatürk’ün işaret ettiği muasır medeniyet seviyesine ulaşma hedefi doğrultusunda:

*bilim ve teknolojiye hâkim,

*teknolojiyi bilinçli kullanan ve yeni teknolojiler üretebilen,

*teknolojik gelişmeleri toplumsal ve ekonomik faydaya dönüştürme yeteneği kazanmış,

bir refah toplumu yaratmak

olarak belirlenmiştir.

Projede aşağıdaki çalışmaların yapılması planlanmıştır:

*Türkiyenin bilim ve teknoloji alanında mevcut konumunun saptanması,

*Dünyada bilim ve teknoloji alanındaki uzun dönemli gelişmelerin saptanması,

*Türkiyenin 2023 hedefleri bağlamında, bilim ve teknoloji taleplerinin belirlenmesi,

*Bu hedeflere ulaşılabilmesi için gerekli stratejik teknolojilerin saptanması,

*Bu teknolojilerin geliştirilmesi ve/veya edinilmesine yönelik politikaların önerilmesi.

Stratejinin tanımında “Teknoloji Öngörü Projesi” temel oluşturmuştur. Bir ülkenin kaynakları her alanda uzmanlaşmya yetmez. Bu sebeple alan seçimi ve önceliklerin belirlenmesi, bilim ve teknoloji ile ekonomik ve sosyal ihtiyaçların ilişkilendirilmesi gerekir. Bu bağlamda bazı hedeflere ulaşmak için vazgeçilmez olan teknoloji takımı olarak tanımlanan “kritik teknolojiler”in saptanması önemlidir. Teknoloji politikası süreci kritik teknolojiler etrafında gelişir. Bunların saptanmasında yönetim ve sanayinin ihtiyaç ve hedefleri, yaygın ve şumullu teknolojiler (enformasyon ve telekomünikasyon teknolojileri gibi), en büyük potansiyeli olanlar (örneğin biyoteknoloji) ve gelecekte rekabet gücü için gerekli olanlar belirlenir. Bu süreç, en önemli konuların büyüteç altına getirilmesini sağlar. Böylece, devletce desteklenecek Ar-Ge konularında tercihlerin  koordinasyonunu ve tekrarların azaltılmasını gerçekleştiren bir zemin oluşur. Kritik teknolojiler kavramı bir çok adresle ilgilidir. Vergi ve kamu tedarik politikaları, fikri mülkiyet hakları, eğitim ve diğer tamamlayıcı politikaların geliştirilmesi ve değiştirilmesi hususunda öneriler üretilmesini sağlar. Dolayısiyle Vizyon 2023’e Türkiyenin ekonomik kalkınma stratejisi gözü ile bakmak yanlış olmaz.

Unutmamak gerekir ki, teknoloji bir amaç değil bir araçtır. Zenginliği yaratan teknolojinin kendisi değil bilinçli ve akıllıca kullanılmasıdır. Girişimciler konuya ancak bu yönü ile ilgi duyarlar.   

Büyük çaba ve titizlikle hazırlanan ve başlık isimleriyle yetinilmeyip her sektörde detaylara kadar inilen Vizyon 2023, bitirilip tasvip ve tastik gördükten ve yapılan BTYK toplantılarında atıfta bulunularak takip ediyor gibi yapıldıktan sonra rafa kaldırılmıştır.

15 Aralık 2009 tarihinde yapılan 20.  BTYK toplantısında Ulusal Bilim, Teknoloji ve Yenilik Stratejisi 2011-2016 kabul edilmiştir. Burada stratejik çerçeve şu temel eksenler üzerine kurgulanmaktadır:

*Ar-Ge ve yenilik kapasitemizin güçlü olduğu alanlarda hedef odaklı yaklaşımlar. Bu alanlar Otomotiv, Makine İmalatı, Bilgi ve İletişim Teknolojileri olarak tesbit edilmiştir.

*Bilgi kazanmamız gerekli alanlarda ihtiyaç odaklı yaklaşımlar. Alanlar Savunma, Uzay, Enerji, Su, Gıda olarak seçilmiştir.

*Tabandan yukarı yaklaşımlar (Temel, uygulamalı ve öncü yaklaşımlar dahil).

Birinci ve üçüncü gruba giren alanlar arz şeklindeki ar-ge projeleriyle beslenir. İkinci gruptakiler ise talep tarzının büyüyüp genişlemesine yardımcı olabilirler.

27 Aralık 2011 tarihinde yapılan 23. BTYK toplantısında ise Ulusal Yenilik Sisteminin 2023 hedefleri saptanmış, bunda 2023 yılında Türkiyenin, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmesi ve verilen hedeflere (yerli otomobil, yerli uçak, yerli helikopter vbg) ulaşabilmesi için daha yoğun Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri yürütmesi bir zorunluluktur denmektedir. Bu amaçla 2010 yılında % 0.84 olan Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payının 2023’de % 3’e, 64341 olan tam zaman eşdeğerli araştırmacı sayısının ise 300 000’e çıkarılması hedeflenmiştir.

Ar-Ge harcamalarının GSYİH içindeki payı bugün dahi %1’in altındadır. Mevcut ekonomik durum dolayısiyle önümüzdeki kısa dönemde özel sektörün Ar-Ge bütçelerinde yapacakları kısıntılar yüzünden bu oranda artış beklenemez.

Bütün bu örneklerde alınan kararlar, birer devlet belgesi niteliğinde olmasına rağmen, ısrar ve ciddiyetle takip edilmemiş ve kağıt üzerinde kalmıştır. Siyasi irade eksikliği açık şekilde ortadır.

İrili, ufaklı örnek sayısı artırılabilir.

Bunlar, önemli bir seçim öncesi, gelecekte siyasilerin tutumlarında değişiklik olması ümidi ile hatırladıklarım.     

(x) Bu örneklerle ilgili daha geniş bilgi “Fikret Yücel, Cumhuriyet Türkiyesinin Sanayileşme Öyküsü, TTGV 2017,ikinci baskı” ve “Fikret Yücel, TTGV ile 21 Yıl 1991-2012, TTGV 2013” isimli kitaplarda mevcuttur.     

                                                                    Fikret Yücel

                                                  19 Mayıs 2018, Marmaris Adaağzı



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

  • ÇAY ÜRETCİSİ KENDİ ÇAYLAĞINDA İŞÇİ HALİNE GELDİ
    14/05/2017
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE      AFYONU YASAKLATTILAR >>

Devam >>