YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

VURUN KAHPEYE !..
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 03/03/2018 | Saat: 21:03

Yazımın spot başlığı, hemen hepinizin anımsamakta zorluk çekmeyeceği bir romanın ve birkaç kez sinemaya uyarlanmak üzere senaryolaştırılmış eserin adıdır.

“Vurun Kahpeye” adı ile ilk tanıştığımda sanırım ilkokul öğrencisi bile değildim.  Antakya’nın görkemli Halkevi binasının sinema salonunda siyah beyaz bir film olarak seyretmiştim.  Öğretmen olan teyzelerimin yanında izlediğim bu filmin ilk yapımcısı kimdi, tam anımsamak şansım yoktur.  Oyuncularını da hatırlamıyorum.  (Google aracılığı ile yönetmeninin Ömer Lütfü Akad olduğunu ve sinemaya uyarlanan ilk roman olduğunu yeni öğrendim).

İstanbul kökenli Aliye Öğretmen’in bir taşra kasabasındaki eğitim ve öğretim savaşına tahammül edemeyen yobazların ( Hoca Fettah Efendi ve Hüseyin Efendi ), Yunan Komutanı

(Damyanos ) ile iş birliği içinde öldürülmesini halen anımsıyorum.

Halide Edip Adıvar’ın 1923 yılında yazarak bir gazete tefrikası olarak yayınlanan bu romanı, yakın yıllarda da birkaç kez sinemaya uyarlanmıştı. Bellidir ki, merhume Halide Edip Hanım, erkek egemen toplumdaki kadınlara olan baskıyı ve yanlış davranışları eleştirmek ve bizleri uyarmak üzere kaleme almıştı bu romanını.

Son on yıl içerisinde kadınlara uygulanan şiddetin % 1400 oranında arttığını öğrenince, bu konuyu irdelememek olası değildi.  Üstelik halen ismi anımsanan kadın kurbanlardan birisinin de Mersin kentinin bir ferdi olduğunu düşününce, durumdan vazife çıkarmam gerekir diye düşünmüştüm! İşbu yazım, bu mantıkla ve kişisel inancım olan kadınlara pozitif ayrımcılık ilkem uyarınca yazılmıştır.

Konu ile ilgilenince, bir kısmı internet ürünü, diğerleri gazete ve televizyon programlarına ilişkin olan notlarımı gözden geçirdim.  Hele bir tanesi çok ilginçti ki, internet aracılığı ile gelen bir din adamının yorumunu içeriyordu ( www.ensonhaber.com ).  Bu internet iletisi, Arap kökenli bir din adamının ki, Vahabbi kökenli olduğu belirtiliyordu, kadın için evlilik konusunda dini yaklaşımını aktarmakta idi.  Bu din adamına göre; evlilik aslında bir “anlaşma” niteliği taşımaktadır; bu anlaşma erkek için kadının bakımını üstlenmek ve cinsellik için kullanmak üzere bir tür ticari anlayışla kurgulanmaktadır.

Suudi kökenli olduğu anlaşılan din adamına göre, İslami evlilik için iki etken öne çıkmaktadır.  İlk etken, kızın velisi olan baba ile günün koşulları ne ise bir anlaşma yoluna gitmektir.  Diğeri ise, evliliğin ikinci gerçekleşme koşulu sayılan cinsel yaşamın başlamasıdır.

Suudi din adamının İslami yorumuna göre, evlilik anlaşması için kızın yaşı önemli değildir.  Veli olan babanın anlaşmayı kabullenmesi üzerine, “bir” yaşında bile evlilik aktı yapılabilir.  İkinci koşul olan gelinle cinsel birliktelik ise, gelişmeye bağlı olarak daha ileri yıllara uzayabilir ki, bu durumda da evlilik adına ikinci zorunlu adım atılmış olacaktır.

Aynı kişi, İslami evlilik adına, Hz. Muhammed’in örnek alınmasını önermekte ve uygulamaların bu esasa göre düzenlendiğini söylemektedir.  İslam Peygamberimizin, Hz. Ayşe ile henüz “altı” yaşında iken evlendiğini ve “dokuz” yaşında da cinsel yaşamlarının başladığını söyleyerek, bu kıstasların öne çıkarılması gerektiğini vurgulamaktadır. 

Bu kıstaslar, Uludağ Ü. İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden profesör unvanlı bir zatın, Tuzla Belediyesi için hazırladığı “Evlilik Kitabı” isimli kitapçığın kaynağının neresi olduğunu da bize göstermektedir.  O kitabın yazarı da, kızların evlenme yaşının “dokuz” olabileceğini yazmıştı.   Bu kitap ise yıllar önce basılmış ve dağıtılmış, içindeki bu ve benzeri bilgilendirmeler Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından düzeltilmeye gereksinim göstermeyen sanki doğru bilgiler olarak düşünülmüştü maalesef!

Kadını toplum içerisinde bir meta ve yalnızca cinsel obje olarak gören ve adlarını burada saymak istemediğim nice sözüm ona dini eğitim veren akademisyenlerin aynı çeşmeden su içtiklerini hayret ve kızgınlıkla izlemişizdir.    Sizler de anımsayacaksınız.

Görüldüğü kadarı ile sorun, kızların ve kadınların erkekler için anlaşmalara meta olabilen bir mal olarak görülmesi ve evlilik kurumunun bir tür ticari kurum sayılmak basitliğine indirgenmesi yanlışlığıdır!   Maalesef kadına gösterilen ve çoklukla kanla boyanarak ölüme varan şiddetin korkarım ana unsuru budur ve kadını mal olarak görebilmek cehaletinin mal sahibi sayılan erkeğe tanıdığı hunharca tasarruf zihniyetidir!

TBMM Başkanlığı’na sunulan konu üzerinde Meclis Araştırması isteyen bir CHP milletvekilinin dilekçesinde bu konulara değinilmişti.  Kadının evlilik kurumu için bir mal olarak yansıtıldığının örneği olarak 2 milyon kızın başlık parası karşılığı satıldığını ve kızların eş olmaktan öteye geçim kapısına “kapı kulu olmak” üzere gönderildiği koca evlerinde beş milyon çocuk gelinin bulunduğunu vurgulamakta idi.

Bu çarpıklığın doğal sonucu olarak; Dünya Kadın Güçlendirme İndeksi sıralamasında ülkemiz 109 ülke arasında sondan sekizinci sırada yer almaktadır. Cinsiyet Uçurumu Raporu içeriğinde de durum farklı değildir, 134 ülkenin sondan sekizincisi olabilmek başarısını göstermiş bulunuyoruz!  Ama yasalara göre de kadınlara pozitif ayrımcılık ilkesine sahip bir ülke görünümündeyiz.   Acaba?

Mersin Tabip Odası koordinasyonu ile Dr. Gülçin Yapıcı, “Mersin’de Çalışan Kadın Hekimlerin Eğitim ve Meslek Yaşamlarındaki Ayrımcılık Deneyimleri” konulu bir çalışma yürütmüştür.  Bu çalışma ile Mersin İli bünyesindeki kadın hekimlerin 160 tanesinin ankete yanıt verdiklerini öğreniyoruz.  Çalışan kadın doktorların % 33’ü negatif ayrımcılık gördüklerini, sadece % 20 oranında da pozitif ayrımcılıktan nasiplendiklerini anlıyoruz.  Negatif ayrımcılık gösterenlerin büyük çoğunluğunu hastalar ve hasta yakınları teşkil ediyormuş.  Arkasından da meslektaşları ve kısım amirleri geliyormuş.

Görülüyor ki, kadınlara yasal güvence sağlandığı iddia edilen pozitif ayrımcılık ilkesi sadece kanun maddesi olarak raflarda kalmıştır.  Kadınlara pozitif ayrımcılık ilkesinin yasalara girmesi için çırpınan Prof. Oya Araslı’yı burada saygı ile anarken, yasaya el kaldıran erkek milletvekillerinin “bıyık altından gülüşlerini” halen anımsıyorum! 

Demek ki, konu yasalarla değil, dini inanışla ise hiç değil, toplumsal kültür ve ahlak değerleri ile ilintilidir.  Sayın Tayyip Erdoğan’ın, kadınlarla yaptığı bir toplantıyı anımsayınız; “Ben, şahsen kadın erkek eşitliğine inanmıyorum!” buyurmuştu!  Bundan sonra ki yorum size kalmıştır!

Gönül ister ki, Diyanet İşleri Başkanlığı konuya içtenlikle el atarak, size aktarmış olduğum dini yorumun ve benzeri olan söylemlerin, söyleyenlerin cehaletinden menkul dini öğütlerin çağdaş evlilik yorumu olmadığını ve Allah’ın kadınla erkeği eşit yarattığını ifade edebilsin.  Ayrıca, bazı ilahiyat kökenli din adamlarının örneklerini sıklıkla yaşadığımız saçma yorumlarına herkesin anlayabileceği ve tüm toplumun duyabileceği gürlükte itiraz edebilsin!   Böylece, dinimizi daha doğru yorumlamak şansını yobazlardan arındırarak gerçek ahlaki temellere oturtabilsin.   Zira anlaşıldığı kadarı ile evet oyu için el kaldırırken bıyık altından gülen erkeklerin kabullendiği ve şimdi de rafa kaldırılmış yasa maddeleri çözüm getirmiyor!

Yazımın sonunda da “Vurun Kahpeye” repliğinin birçok dizinin senaryosunda ve gazetelerin üçüncü sayfalarının içeriğinde yer almayacağı günler için dua ediyorum ve merhume Halide Edip Hanımefendi’den bizleri af etmesini diliyorum!..

Kıssadan hisse: “ Pek çok din vardır fakat sadece bir tek ahlak vardır!” (J. Ruskin).

 

                                                                                    Erdal Akalın


[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

  • ÇAY ÜRETCİSİ KENDİ ÇAYLAĞINDA İŞÇİ HALİNE GELDİ
    14/05/2017
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE      AFYONU YASAKLATTILAR >>

Devam >>