YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







ELİN BARİ BİR KEZ OLSUN VİCDANINA GİTSİN BE!...
Yazar: HALİL ARIK | Tarih: 30/10/2017 | Saat: 22:44

EY VATANDAŞ,

SENİN ELİN BARİ  BİR KEZ OLSUN VİCDANINA GİTSİN BE!...

ANLADIK!... BİRİLERİ ARTIK, UMUTSUZ VAK’A!..

Anayasamız, Türkiye Cumhuriyeti’ini tanımlarken, “laik, sosyal bir hukuk devleti”dir der.

Bu tanımla yetinmemiş, bunları ‘Vazgeçilemez’ – ‘değiştirilemez’ – “değiştirilmesi teklif bile edilemez’ ilkeler olarak da, güvence altına almış!...

Heyhaaat!... Ne “sosyal”, ne “hukuk” ne de “laik” ilke kalmış ortada.

Sormadan edemiyor insan; “hangisi, kimin neresine battı bu ilkelerin!”

94 Yıl olmuş Ülke’nin adı “Cumhuriyet” olalı!...

Bu cumhuriyeti, ne zorlu bir savaşın kazandırdığını, aklı, vicdanı ve izanı yerinde olan herkes bilir de, ancak Sevr artıkları bilmez!..

Televizyon ekranlarını, “keşke yunan kazansaydı” diyecek kadar alçalan, Sevr artığı, satılmış, ahlaksız zebanilere açan medyadan tutunda, bu ülkenin kurtarıcısı Mustafa Kemal’in, yıkılmış, tarihten silinmiş bir Osmanlı’nın küllerinden yepyeni bir Ülke inşa ettiği dönemlere saldıracak kadar izan ve vicdan yoksunları cirit atar olmuş bu ülkede!...

Böylesine bir medya, bu ülkede hakimiyet kurmuşsa, ayrıca düşmana ne hacet!!..

Kurtuluşunu inkar edecek kadar alçalabilmek, bağımsızlığını yok sayacak kadar iradeden yoksun olmak, özgürlüğünü birilerinin taktığı tasmaya bırakacak kadar onurdan yoksun olmayı içine sindirmek, insani erdemlerin neresin sığar!?...

Tarihten silindiysek de biz silindik, küllerden doğduysak da biz doğduk demeyi içimize sindiremiyorsak, bu bizim erdem eksikliğimizin eseri değil mi!?..

Tarihten silinmenin suçunu, kurtuluşu gerçekleştirenlere yüklemek ve bunun üzerinden olmadık talan ve iftiralarla siyasi rant peşinde koşmak, haysiyetsizlikten başka ne kazandırır, söyler misiniz!?..

Siyasette, düne küfrederek kazanılacak başarı, “oy üzerinden zafer getirse de”, bu ayni zamanda bir erdem çöküntüsünün de kendi kuyusunu kazmak değil mşdir!?...

Siyasetin hizmet yarışı olduğu gerçeğini daha ne kadar zaman sonra idrak edeceğiz!?..!... Hizmet yarışının yerini, “iktidarda kalma” hırsı alınca, kirlendikçe kirlendi siyaset… “topluma fayda”nın yerini, ‘yandaşa fayda’ almakla kalmadı. Temel ilke oldu bu.

Siyasetin başarısını “yandaşa faydacılıkta” arayan toplumlarda demokrasi soksan durmaz, hukuktan eser kalmaz, çağda eğitime ihtiyaç duyulmaz!..   Milli ve manevi değerler bile , “oy toplama” adına, istismarlardan nasibi alır…

Oysa, özlenen çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı hedef almışsak, hiçbir koşulda, siyasetin kiri bulaşmamalıydı şu üç kuruma… Ordu, Okul… Cami!...

Vesayetten kurtulma adına; ordu bitirildi… Ordunun içine, o ihanet şebekesinin, “beraber ıslanma” dönemlerinde nasıl yerleştiği, makamların ve rütbelerin nasıl adrese teslim lutfedildiği malum!... Ordunun kozmik odasına kimlerin izniyle girildiği malum…

Her okulu İmam Hatip, her üniversiteyi medreseleştirme adına, Milli Eğitim bitirildi. Kindar ve Dindar gençlik yetiştirme hevesinin sonucu işte bu gün gelinen durum!...

Camiden hiç çıkmadı kirli siyasetin eli… Zira en örgütlü, hem de devlet eliyle siyasetin en kolay yoldan ulaşabileceği, ulaşmakla kalmayıp, istediği biçimde, kendi siyaseti doğrultusunda istismar edebileceği ve geniş kitlelere ulaşabileceği yerler orasıydı!.

*

Tarih, 27 Ekim 2017… Günlerden Cuma. AKP Genel Başkanı, Erdoğan cami açılışındaydı.

Kendisine sorarsanız, orada her iki sıfatıyla birlikte bulunduğunu söyleyecektir. Oysa orada bir Cumhurbaşkanı bulunuyor olamazdı. Neden mi?.. Çok nedenden ötürü olamazdı da, ikisiyle yetinelim:

Cumhurbaşkanı, ateistinden, müslümanına, musevisinden hristiyanına… her dinden ve her mezhepten, TC vatandaşı  80 milyonun cumhurbaşkanıdır…Şayet Cumhurbaşkanı, cami açılışına katılmışsa, yarın, kilise, havra, cemevi veya benzeri bir ibadethanenin de açılışa teşrif buyuracak mıdır? Zira, laik bir ülkenin cumhurbaşkanı, ne dinler, ne de mezhepler arası ayrım yapamaz. Anayasanın ona yüklediği asli görevdir bu: Yansızlık…

Parti genel başkanı olarak defalarca aslı astarı olmayan, kutsal değerler üzerinden siyaseten de uygun düşmeyen yaralayıcı, karalayıcı, bölücü, dışlayıcı, ifrat, inkar ve iftiraya varan beyanlarını, bir cumhurbaşkanı olarak tekrarlamaz.

Bakın; şu cümleler onun başbakanlığı döneminden:   “CHP'nin tek parti döneminde 'camiler ahır, askeri depo, eğlence yeri' gibi amaçlarla kullanıldı”

Şu cümlelerde, sözü edilen cami açılışındaki söyleminden:

“Tek parti döneminde Ankara'nın kadim kimliğinden kopartılmak ve adeta camisiz hale getirilmek istendiği; inkarı mümkün olmayan bir gerçektir. Ankara'da mescitleri binaların en kör noktalarına hapsetmişlerdir. Bir başkente asla yakışmayan, yeraltı camileri uzun yıllar Ankara'nın kaderi olmuştur.”

Eh!... Eli ve vicdanı olana sesleniyoruz…. Ey vatandaş!....Sen bari bir kez olsun elini vicdanına koy da sor:

Hangi ilin, hangi ilçenin, hangi mahallenin camileri, ahır, eğlence yeri olmuştur!?.. Göreni, bileni, duyanı, tanığı, hiç mi yok!?...

Bazı camilerin askeri depo olarak kullanılması, kurtuluş savaşı gibi bir savaşta, onca imkansızlıklar içinde kullanılmış olmasından daha doğal ne olabilir?... Cihad adına bir savaş veriyorsan, Allah’ın evini kullanmanın siyasi polemik konusu yapılmasını hangi yönden değerlendirirseniz siz değerlendirin.

Ulusal bir felaket anında, cami ve okullar sığınma yeri olarak kullanılsa, ki kullanılacaktır, (ve de her hükümet tarafından kullanılmalıdır) bunu istismar edip,  siyasi malzeme olarak kullanıp, suçlamalarda bulunmak siyaseti kirletmez mi?

Merdiven altı kaçak imalatları duymuştuk ama, merdivenaltı kaçak ibadetlerden !?...

Hiç mi, göreni bileni, duyanı… tanığı yok bu gizli ibadetlerin? “Yer altı mescitleri, camileri” diyerek FETÖ türü cemaat yuvalanmaları kastediliyorsa, onlarla mücadele bu ülkenin her siyasi iktidarının asli görevi değil midir zaten?

Geçmişte camisine gidemeyen, havrasına gidemeyen, irticaya bulaşmadan, yıkıcılığa bulaşmadan, inancı doğrultusunda ibadetini yapamayan kim olmuştur?

*

İşte bu şartlarda kutlanıyor Cumhuriyet’in 94. yılı… KUTLU OLSUN!...

Ama şu bilinsin ki, hiçbir güç Cumhuriyet’in önünde engel olmayı başaramayacaktır…,

*

EY VATANDAŞ, SENİN ELİN BARİ

BİR KEZ OLSUN VİCDANINA GİTSİN BE!...

ANLADIK!... BİRİLERİ ARTIK, UMUTSUZ VAK’A!..

29 Ekim 2017

Mehmet Halil Arık,
Emekli eğitimci – DENİZLİ,
mehmethalilarik@gmail.com



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

  • ÇAY ÜRETCİSİ KENDİ ÇAYLAĞINDA İŞÇİ HALİNE GELDİ
    14/05/2017
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE      AFYONU YASAKLATTILAR >>

Devam >>