YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







GELİŞMİŞ ÜLKELERİN DÜNYANIN GERİ KALANINA İHTİYACI VAR MI?
Yazar: HAMİT SERBEST | Tarih: 19/09/2017 | Saat: 21:23

Günümüz dünyasında ürünlerin, teknolojilerin,... eskime periyodu giderek küçülüyor. Mevcut ürünlerin ekonomik ömrü dolmadan daha iyilerinin piyasaya sürüldüğü biliniyor. Lider firmaların liderliğini sürdürebilmesinin tek yolu rakiplerinden daha önce daha iyi bir ürünü piyasaya sürebilmek. Şirketleri çok kısa sürelerde yok olma tehlikesiyle yüzleştiren bu yarışta var olabilmenin yolu yenilikleri artan bir hızla yaratabilmektir.

“İnovasyon – Yenilik/Yenileşim” için, OECD’nin tanımı “bir fikrin pazarlanabilir bir ürün ya da hizmete, yeni ya da geliştirilmiş bir imalata veya dağıtım yöntemine, ya da yeni bir toplumsal hizmete dönüştürülmesi”. Yani, yenilik yapılabilmesi için önce fikir gerek; yenilik yapacaklar sadece kendi fikirlerini değil olabildiğince çok kaynağı kullanmak durumunda. İstatistiksel olarak, her 3.000 ham fikirden ancak 1 tanesi pazara çıkabiliyor. Eskiden futbolcu transfer eder gibi nitelikli araştırıcıları tam zamanlı olarak bünyesine katan ülkeler/firmalar artık insanı değil insan zekasının ürünü olan yeni fikirleri almaya öncelik vermekte. Batı yaptığı fayda-maliyet analizi sonunda beyin göçü yerine “fikir-bilgi” göçünü uygulama modeline geçti. Bilgiyi elinde tutan dünyanın herhangi bir köşesinde kendince en uygun olduğunu düşündüğü koşullarda üretim yapabiliyor veya yaptırabiliyor.

Bu yeni sistem gereği, dünyanın hangi köşesinde olursa olsun, ekonomik değer yaratma ihtimali olabilecek tüm fikirlerin ortaya çıkması isteniyor. Filizlenecek fikirlerin beslenip büyütülmesi ve dünyanın beğenisine sunulacak hale getirilmesi gerekir. Her toplumun kendi ulusal kaynaklarıyla yürüteceği bu süreçlerin doğuracağı fikirler/ürünler için en iddialı, en seçici alıcılar tabii ki küresel liderlik yarışı sürdüren firmalardır ve en iyileri en yüksek fiyatla satın alabilecekler onlardır.

Bir fikrin ticarileştirilmesi ve rafta bir ürün haline getirilmesi süreçlerini profesyonelce yönetmeye başlayan ilk ülke ABD olmuştur. 1974 yılında, “Society Of University Patent Administrators” adıyla kurulan ve bugün AUTM (Association of University Technology Managers) olarak bilinen sivil yapı, katılımcı bir yaklaşımla süreçlerin gelişmesine önemli katkı yapmıştır. Japonya karşısında kendini tehdit altında görmesiyle 1980’li yıllardan itibaren, ABD hem gerekli yasal düzenlemeleri yapmış hem de yeni teknoloji geliştirilmesi için gerekli yapıları kurmuş. Ham fikirlerin ilk olarak bilimsel ve teknolojik doğrulamalarının yapıldığı, başarı şansı görülenlerin kamu fonlarıyla veya melek yatırım fonu, girişim sermayesi,... gibi sivil yatırım araçlarıyla desteklendiği bir ekosistem yaratılmış. Başta Avrupa olmak üzere, ileri teknoloji sahibi tüm ülkeler bu modeli kendilerine uyarlamışlar. Tıpkı ABD’de olduğu gibi, bu işlevleri yerine getiren ve genellikle üniversitelere bağlı olarak çalışan Teknoloji Transfer Ofisleri kurulmuş.

Teknoloji transferi çalışmalarının tüm dünyaya yayılması için ABD özel gayret göstermektedir. Müslüman ülkelerde teknoloji transferi kültürünü yaymak için, “GEP - Global Enterpreneurship Program/Küresel Girişimcilik Programı”nı 2009 yılında başlattı. ABD’nin bir devlet programı olan GEP’in temel amacı, dünyadaki Müslüman topluluklarda girişimciliği desteklemek, güçlendirmek ve başarılı bir girişimcilik ekosistemi kurmak olarak açıklandı. Program kapsamında ABD özel sektör firmalarıyla ve yerel firmalarla çalışılacağı, iş planı yarışmalarına sponsor olunacağı, gelecek vadeden fikirlere destek sağlanacağı belirtildi. GEP kapsamında ilk etkinlik 2010 yılında ABD başkanı Obama’nın katılımıyla “küresel girişimcilik haftası” adıyla Mısır’da düzenlendi. İkincisine Türkiye ev sahipliği yaptı, 2011 yılında başkan yardımcısı Joe Biden’in katılımıyla İstanbul’da düzenlendi. Arap ülkelerindeki iç karışıklıklar nedeniyle “Küresel Girişimcilik Haftası” bir daha tekrarlanmadı, ama Müslüman ülkelere yönelik hedeflerde değişiklik olmadı. 2013 yılında “REGIONAL FORUM ON ESTABLISHMENT OF TECHNOLOGY TRANSFER OFFICES AND INCUBATORS” konulu toplantı ABD Department of State and USAID tarafından Mısır, Irak, Pakistan, Tunus ve Türkiye’nin katılımıyla İstanbul’da yapıldı.

Teknoloji transferi dünyasında ülkeler arasında kurulacak ağ yapılar ile “değer taşıma ihtimali olan” her fikrin tüm dünyada görücüye çıkması isteniyor. Toplumsal fayda açısından bakıldığında bu sistemin yanlış bir yönü yok; en iyi fikirler en yüksek değerle ürüne dönüşecek. Toplum için en değerli ürün yaratılmış olacak; yani toplumsal fayda maksimize edilecek. Ama, sınırların yok olduğu küresel bir dünyada yaşadığımız söylense de uluslararası şirketlerin dahi ana vatanı yok mu? Her toplumun öncelikle kendi çıkarlarını koruması gerekmiyor mu? Ulusal kaynaklarımız kullanılarak kendi insanımızın geliştireceği fikirlerin öncelikle ülkemiz ekonomisine katkı sağlamasını istemek yanlış mı?

Ülkemiz sanayiinin teknolojik seviyesinin yetersizliği ve yeni teknolojilere ilgisizliği karşısında bu teknoloji bizimdir diyerek paylaşıma kapanmaktan bahsetmiyorum. Amacım kapıların tamamen kapatılmasını önermek değildir; bu sistem içinde tabii ki en iyilerin onun değerini en çok bilenlere gitmesi önlenemez. Ama hiç beklenmedik bir anda bir sanayicimizin “ben yaparım” diyebilme ihtimalini de göz ardı etmemek gerekir. Tıpkı patent yasasında tanımlanan “işçi buluşu”nun “serbest buluş”a dönüşmesindeki gibi bir süreç tanımlanabilir. Veya yabancı yatırımcılardan Türkiye’de yatırım yapacaklara öncelik verilebilir. Serbest piyasa kurallarıyla tanınan ABD dahi bu konuda “her şey serbest” demiyor...

Her ne kadar bir STK yapısında ise de ülkesi adına kurallar koymuş ve bunları ABD’deki teknoloji transfer dünyasının tüm paydaşları ile paylaşmış:

•  Buluşu Patentlemekten Vaz Geçmeden Veya Patenti Serbest Bırakmadan Önce Devleti Haberdar Edin.

•  Devletin Kullanımı İçin Bedelsiz Ve “Tekelci Olmayan” Lisans Verin.

•  Lisansörlerin ABD’de Satılan Malları ABD’de Üretmelerini İsteyin.

•  Küçük İşletmelere Öncelik Tanıyın.

Toplumumuz tarafından üretilecek fikirlerimize/buluşlarımıza ülke olarak sahip çıkalım. Tabii ki; bunu Aziz Nesin’in “Mahallenin Köpeği” adlı hikayesindeki gibi sahiplenmek adına çıkan fikirleri öldürmeden yapacağız.



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

  • ÇAY ÜRETCİSİ KENDİ ÇAYLAĞINDA İŞÇİ HALİNE GELDİ
    14/05/2017
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE      AFYONU YASAKLATTILAR >>

Devam >>