YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







DUYARLI YURTTAŞ

UZUN YOLUN KISASI – 10 (son)
Yazar: MEHMET ALİ SULUTAŞ | Tarih: 13/07/2009 | Saat: 13:53

            Son ama sonuncu olmayan bu gezi anım Foça-İzmir-Mersin otobüs yolculuğumla ilgili. Başka gezilerimi de yazıya döküp dile getirmek isterim elbette. Foça ve Aliağa, son düzenlemeyle İzmir Büyükşehir Belediyesine bağlanmış. İzmir Merkez ile Kuşadası’nı ve buralarda yaşayan dost ve arkadaşlarımı göremeden ayrılıyorum. Hiç değilse o dostlarımla telefonla görüşebildim ya... Pazar günü Mersin’de olmak niyetiyle dostlarımdan ve temiz Foça’dan bir sonraki buluşmaya kadar ayrılıyorum, gülücükler hepimizin yüzünde…

Bir taksi çağırdık ve hemen iki km kadar mesafedeki otogara geldik. Vurgulamakta yarar var, Eski Foça ne ki taksiye binmek için. Taşıma ücreti de o kadar az; ne açılış ne kapanış parası var. Sürücüler zaten fazla para istemiyorlar, konu etseydim mutlaka, “Olur mu öyle şey abi, açılış kapanış parası da nedir ki. Zaten kentte harcamalarınızı yaptınız, bizimkisi sadece bir ‘güle güle gidin’ hizmetidir…” derdi. Unutmayalım, taksi esnafı da kazanmalı…

Bölgeden ayrılmadan belirtmek isterim ki, yıllar öncesi Kuşadası’nı ve Foça’yı da kapsayan bir gezi yazım bir yarışmada derece almıştı. Foça ile ilgili olarak, ‘UZUN YOLUN KISASI – 9’ dışında daha kapsamlı bir yazı hazırlayıp okurlarımıza sunacağım.

Karaburun ve Karaburun’da düzenlenen; bu yıl, “Anlatılan Senin Hikâyendir” vurgusu yapılan, ‘İnsanlığın Sözleri’ konusunun değerlendirildiği 16. ‘Ütopyalar Buluşması’nı da yazıp hem fikirleri yaymak hem kamuoyu geliştirmek için girişimcilere omuz vereceğim...

Aslında Güney Trakya-Kuzey Ege gezimi (İzmir ve Kuşadası dâhil) üç haftaya sığdırıp 1 Temmuz’da Ankara’ya geçmek ve ‘Kanada Günü’ nedeniyle Kanada Büyükelçisi’ nin vereceği akşam buluşmasına katılmak istiyordum. Yola çıktıktan sonra ulaşan bir düğün haberi nedeniyle 28 Haziran Pazar akşamı Mersin’de olmalıydım. Gezimin İzmir ve Kuşadası ayakları havada kaldı. Telefonla yer ayırttığım otobüsle Cumartesi akşamı Mersin’e gitmek üzere İzmir’den yola çıkmalıydım. Foça-İzmir otobüsü aldı götürdü beni İzmir Otogar’ına.

İzmir’in dışında, yamaçta yapılan bu Otogar’da bölge otobüsleri üst kata varıyor, üst kattan hareket ediyor. Anadolu otobüsleri de alt kata varıp alt kattan hareket ediyor. Üst kattan alt kata merdivenlerle iniliyor. Üst kata da aynı merdivenlerden çıkılıyor. Gençler için bir sorun olmayabilir, merdivenlerden inip çıkmak ve eşya taşımak. Koca Otogar’da bir yürüyen merdiven ve/ya asansör düşünmek ve çalıştırmak çok mu zor acaba? Yaşlı, kadın, çocuk yolcular ne yapacak? İlle taşımacı tutup onunla ücret kavgası mı yapılacak yani?..

Yıllar öncesi yine aynı sorunları yaşamıştım da söylenerek tekerlekli tek bavulu sürüyerek dışarı çıkıp araçların çıkış yolundan dolanıp inmiştim alt kata. Anadolu’dan gelince de aynı sorun tersine yaşanıyor, bölge otobüslerine binmek için. Bir bavul, bir bilgisayar, bırakamadığım ve yolculuk sırasında edindiğim eşyaların bulunduğu kocaman bir torba elde.

Otogarı yapanlar da yaptıranlar da eşyalı yolcu olabileceğini, merdivenden inip çıkamayacak yolcu olabileceğini hiç mi düşünememiş dersiniz? Dahası, bu Otogar yıllardır hizmet veriyor ve bir tek asansör ilave etmek kimsenin aklına mı gelmemiş, bir tek şikâyet eden mi olmamış acaba?

Eğer öyle ise, işte şikâyetim İzmir Otogar yetkililerine ve İzmir Belediye Başkanı’na. Lütfen İzmir Otogar’ına hiç değilse bir asansör ilâve ettirin, yoksa İzmir’e, Ege’ye gitmem!.. Dedim ve şikâyetimi de İzmir Büyükşehir Belediyesi öbeğinden e-posta ile Belediye Başkanı Sayın Aziz Kocaoğlu’na doğrudan gönderdim. Bornova Belediyesi’ne de…

Aziz Beyle müşterek yanlarımız da varmış. O, 1973 yılında Ege Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun olmuş, ben 1963’te İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden. O, 1974’te İstanbul Üniversitesi’nden İşletme dalında Yüksek Lisans (Master) derecesi almış, ben 1980’de Ottawa Üniversitesi’nden. O, Bornova Belediye Başkanı iken 21 Haziran 2004’te gerçekleştirilen Meclis Toplantısında oybirliğiyle İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na getirilmiş, ben o tarihlerde gönüllü olarak Türk-Arap Ülkeleri İşadamları Derneği’ni kuranlar arasında, Mersin STK kazanında pişiyordum ve TURAB Genel Sekreterliğine seçilmiştim. Şikâyetlerimden hiç boş dönmemişimdir, bu böyle biline…

Akşamüzeri otobüs yola koyuldu, İzmir geride kaldı. Bir saat sonra Turgutlu’ya girerken karşı yönden gelen bir otomobilin gidiş yönünde sol şeritte takla atmış vaziyette trafik akışını da yavaşlatmıştı. Otobüste müzik yayınında bir sorun yok ama internet bağlantısını kuramadık. Dolayısıyla uyumuşum ki Sart harabelerini geçip Ahmetli’de biraz uyandım, ama yeniden uyudum.

Salihli’ye gelince kendiliğimden uyandım. Mersin’den İzmir’e gelirken de uyumuşsam bile Salihli’ye gelince mutlaka uyanıyorum. İçgüdüsel olarak kendime komut veriyorum demek ki o komut beni uyandırıyor. Salihli’nin benim yaşamımda bir yeri var.

Üstelik annemin mezarı da Salihli mezarlığında idi ama selden kaybolmuş durumda. Gediz Irmağı üzerine kurulan, Salihli yakınlarındaki Demirköprü Barajı’nın yapımı sırasında 1958 yılının (liseden üniversiteye geçiş) yaz aylarında çalışmıştım. Hüseyin abim, bir askerlik arkadaşının bilgilendirip çağırması üzerine gelerek uzun yıllar, baştan sona çalıştı.

İlginçti, toprağı hemen biraz kazınca temiz ve sağlıklı su hemen kendiliğinden çıkar, akardı. Sıcağı da sıcaktı, biraz da nem vardı. Gazinoları, özellikle akşamları veya hafta sonları uğrak yerlerimizdi. Ara yerdeki Adala beldesi Adana adını çağrıştırırdı.

Mola yerinde internete bağlanabilmek için bir girişimde daha bulunduk ama teknik bir engel varmış. Bu olumsuzluk da yolculuğu çekilmez hale getirdi. Salihli’den Ulukışla’ya kadar yolun durumu da çok bozuktu diyebilirim. Sabaha karşı Ereğli çevresinde verilen molada bir tas çorba içmek için lokantaya girip listede yazılı ‘etli çorba’ istedim. Görevli,

o çorbanın, paça, işkembe türünde çorba olduğunu söyleyince mercimek çorbası içtim.

Ortalık ağarırken Ankara yolu kavşağına ulaşmıştık. Çakıt vadisine yeni açılan bağlantı otoyolu meğer Ulukışla’nın 31 km kuzeyinde kavuşuyormuş Ankara yoluna.

Çakıt Vadisi ve Gülek Boğazı, hem gelişte hem gidişte her zaman ilgimi çekmiştir. Trenle 1954’te iki günde Mersin’den Balıkesir’e ve 1960’ta otobüsle iki günde İstanbul’dan İskenderun’a gidişim sırasında bu bölge bende çok etkileyici izler bırakmıştı.

Bu kez de yaklaşık 12-13 saatlik bir yolculuktan sonra İzmir’den Mersin’e geldik. Ege’ye kıyasla oldukça sıcak ve nemli bir hava akşama doğru biraz serinledi. Tatili yarıda kesip neden geri geldim Mersin’e?

Dört haftalık gezi-tatil-ziyaret programım oluştuktan sonra 9 Haziran’da geldi, “Sevgili dostum; Oğlum Erkmen’i 28 Haziran'da evlendiriyoruz. Mutlu günümüzde aramızda olman bizi onurlandıracaktır. M. Adnan Özçelik” içerikli davetiye.

Yanıtım, “Sevgili dostum; Ana babaları kutlar, yeğenlerimiz Esin ve Erkmen'e bu mutlu-umutlu yolda sonsuz başarılar dilerim. İstanbul-Çorlu-Aliağa-İzmir-Kuşadası-Ankara uğrak yerlerim olacak, sonraki günlerde, bugünden başlayarak. Kanada’nın Ulusal Günü olan 1 Temmuz’da Ankara’da bulunmayı planlamıştım. Değişiklik yapabilirsem, mutlu gününüzde aranızda olmak beni de kıvandırıp  onurlandıracaktır. Allah tamamına eriştirsin. Darısı sıradakilerin, koçanı benim ve benim gibi olanların, püskülü de belâlıların başına…”  oldu.

Mehmet Adnan Özçelik; Mersin, Büyükşehir olunca üç alt belediyeden Yenişehir’in 1994’te ilk Belediye Başkanı olmuştu. Kendisine hem seçim sırasında destek hem sonrasında kentimizde yeşil alanlar, yürüyüş ve bisiklet yolları oluşturulmasında yardımcı olmuştum.

Daha da önemlisi, Silifke ile Hassloch’u, Yenişehir’le de Neustadt’ı kardeş kent yapma girişimimiz sırasında Erkmen, belediye Başkanı’nın ufacık bir oğluydu. Abisi daha yetişkin çocuktu. Bu nedenlerden ötürü Erkmen’in nikâhına katılmak için dönüp geldim.

İyi de etmişim. Liman yanında bu yıl açılan Kongre Sarayı açık havuz başında ‘dost başına’ dedirtecek kıvamda bir evlenme şöleni yaşadık. Her kesimden geniş bir katılım oldu.  Kendimi ev sahipleri arasında hissediverdim. Erkmen ve abisi beni hatırladılar doğal olarak.

Gelin de maşallah güzel mi güzel. Havuz kıyısına kurulan tahtta oturan sevimli çiftin nikâhını Yenişehir İlçe Belediye Başkanı İbrahim Genç kıydı, büyük bir istek ve coşkuyla. Güldürüleri arasında evlilik cüzdanını kentin ilk Belediye Başkanı olan damadın babasına vermesi, onun da cüzdanı geline teslim etmesi belleklerde yer eden güzellikler arasındaydı.

Ne diyelim, ne söyleyelim,

mutluluklar ve esenlikler dileyelim...

“Onlar ermiş muradına, biz çıkalım kerevetine!..” diyelim…

 

Bir anlamlı anı, kanı ve sanı bırakmak için bu yalancı dünyaya…

… (27-28.6.9/ Bitti, şimdilik)…



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>