YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







“TÜRKİYE TARIMI ÜZERİNE NOTLAR” KİTABI TARIMIMIZA IŞIK TUTUYOR
Yazar: TAYFUN ÖZKAYA | Tarih: 24/06/2009 | Saat: 13:17

Türkiye çiftçisi ve tarımı zor günler yaşıyor. Çiftçi yoksullaştı, kimileri borçlarını ödeyemez duruma geldi, topraklarını yabancı bankalara satmaya başladılar. Kentlere göç ettiler ve yoksul semtleri oluşturdular. Kentliler de çiftçilerin ucuza kapatılan ürünlerini yüksek fiyatla tüketir oldular. Türkiye gıda egemenliğini yitirdi ve tarım ürünleri dış alımcısı oldu.

Türkiye çiftçisi ve tarımı adına küreselleşme de denilen yeni-liberal politikaların özellikle 1980’lerden sonra uygulanmasıyla bu duruma getirildi.

İşte Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı; “Türkiye Tarımı Üzerine Notlar” kitabında, tarımımızın içinde bulunduğu durumu açıklayan nedenleri gün ışığına çıkartıyor ve sorunları günlük gelişmelerle açıklıyor. Ancak salt sorunları değil, çözüm yollarının neler olabileceği konusunda önermelerde de bulunuyor.

Kaymakçı kitabında özellikle küreselleşme söylemiyle kimi zamanlar örtük olarak saklanan liberal ekonomiyi sorguluyor ve “Liberal ekonomi bir bilim mi?” diye sistemin yutturulmasına karşı tavır gösteriyor. Kaymakçı, küreselleşmeyi şöyle açıklıyor; “…Küreselleşme, merkez (zengin) ülkelerdeki üretim biçimi ve ilişkilerin teknolojik ilerlemelerle birlikte çıkardığı bir süreçtir. Bunun sonucu olarak, mal, hizmet ve sermaye bir denetime tabi olmaksızın zengin ülkelerin çıkarlarına göre üçüncü dünya ülkelerine girip çıkmaktadır. Yaratılan bu politikalar, üçüncü dünya ülkelerine de başka çareleri olmadığı kabul ettirilerek benimsetilmektedir. Burada özellikle üçüncü ülkeler ve yoksul kesimler için bir zorlama vardır. Bu nedenle uygun terim, küreselleş(tir)me olmalıdır.”

Kaymakçı, Türkiye’de tarımın çökertilmek istenmesinin arkasındaki gerçeğin, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde uygulanan tarım politikalarından kaynaklandığını belirtiyor ve şunları söylüyor; “… ABD/AB için dış pazarlar, artık yaşamsal bir önem taşımaktadır. Bu nedenle, hem stokları eritmek hem de üreticisini korumak ve zenginliğini sürdürmeye yönelik olarak başta Uluslararası Para Fonu (UPF) olmak üzere birçok örgüt aracılığıyla özellikle gelişmekte olan ülkelerin pazarlarını zorlamaktadır. Burada bir konuyu açıklamakta yarar vardır. ABD/AB gibi ülkeler, dünya pazarını zorlarken, ele geçirmeye çalışırken “Dünya Borsa Fiyatları”’nı öne çıkarmaktadır. Bu şekilde, gelişmekte olan ülkelerde tarım ürünleri fiyatlarının buna baz alınması gerektiği dile getirilmektedir. Oysa ABD/AB gibi gelişmiş ülkelerde üreticinin eline geçen fiyatlar ile borsa fiyatları arasındaki fark, devletçe karşılanır. Üretici her zaman borsada oluşan bu fiyatın üstünde ürününü değerlendirir.”

Kaymakçı son yıllarda köylü /çiftçi işletmeleri yerine dev işletmelerin kurulmasına, bir başka deyişle tarımın kapitalistleşmesine karşı da tavır gösteriyor. Tarımda doğru modelin ne olması gerektiğini süt sığırcılığını örnek vererek şöyle açıklıyor; ”…doğru model, kısa dönemde üreticilerin en az AB’de olduğu üzere desteklenmesi, sağlıklı süt üretimi için soğuk zincirin hızla kurulması ve koruyucu hekimliğin hızla yaygınlaştırılmasıdır. Bu olanaklıdır. Türkiye’de kurulmuş olan sütçü kooperatiflerle anılan düzenlemeleri yapan örgütler vardır.

Orta ve uzun dönemde ise Türkiye’de küçük olan işletmelerin orta ölçekte işletmeler durumuna dönüştürülmesi ve uzmanlaşmasına yönelik düzenlemeler gerçekleştirilmelidir. Bunlar gerçekleştirilirken yatay ve dikey örgütlenmede egemen rol, kooperatiflere ait olmalıdır. AB’de böyle olmamış mıdır? AB’de süt ve ürünlerinin işlenmesinde kooperatiflerin payı yüzde 50–100 arasında değişim göstermektedir.”

Bu kapsamda Kaymakçı Türkiye kamuoyuna benimsetilmeye çalışılan dev sığırcılık işletme modelinin AB’de de egemen olmadığını ve bunun arkasında Batı’nın elinde sorun durumuna gelen sığır stoklarının eritilmesi talebinin yattığını bildiriyor ve “…AB ülkelerindeki toplam süt işletmeleri içinde 100 baş ve üzeri sığıra sahip olan işletmelerin oranı Fransa’da yüzde 1, İtalya’da yüzde 4, Almanya’ da yüzde 3,8’dir. AB’ye yeni giren Polonya’da ise binde 1’dir. AB’de kaliteli süt üretimi 40 ila 50 baş işletmelerden sağlanmakta ve bu büyüklük ideal kabul edilmektedir” diyor.

Kaymakçı kitabında tarımsal KİT’lerin, bu bağlamda TİGEM (Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü)’ne ait tarım işletmelerinin özelleştirilmesinin Türkiye tarımını yıkıma götüren uygulamalar olduğunu yazıyor. Bu görüşüne katılmamak olası değil Kaymakçı bu doğrultuda bir bildirge de hazırlayarak imza kampanyasına öncülük etti. Bildirgeyi, altı bini geçen sayıda çiftçi, akademisyen ve çitçi dostu imzaladı ve ilgililere iletti. Kitabın sonuna da eklenen bildirgede özetle; TİGEM’lerin bilerek zarar ettirildiği, TİGEM’lerin sertifikalı tahıl tohumculuğu ve yem bitkileri tohumculuğu açısından yaşamsal öneme sahip olduğu, damızlık hayvan gereksinmesinin önemli ölçüde TİGEM’den sağlandığı, TİGEM’lerin aynı zamanda eğitim yerleri olduğu ve araştırmacılara materyal ve olanak sağladığı anlatıldı ve bunların özelleştirilmesinin “… çiftçimizi yabancı şirketlere ve onlarla çıkar birliği içinde olanların insafına bırakmak demektir” anlamına geldiği belirtildi. Kaymakçı’nın TİGEM’lere karşı gösterdiği ilginin bir önemli nedeni de var. Çünkü Kaymakçı, TİGEM’e ait kimi işletmelerde uzun yıllar boyunca çalışma arkadaşlarıyla birlikte yeni koyun ve keçi tiplerinin oluşturulmasına büyük emekler vermiş bir hayvan bilimcisidir aynı zamanda.

Kaymakçı kitabında salt, yeni-liberal politikaların getirdiği yıkımları anlatmıyor. Bunca olumsuz koşullar ve engellemeler altında bile başarılı olan kooperatifleri anlatarak, geleceğin biz istersek güzel olabileceğini de hatırlatıyor. Örneğin “Tarımda Umut Çiçekleri” adlı yazısında iki başarılı kooperatifi şöyle anlatıyor; “…Gödence Tarımsal Kalkınma Kooperatifi 1972 yılında kurulmuş. Kooperatif ağırlıklı olarak zeytinyağını işleme konusunda uzmanlaşmış. AB standartlarına uygun üretim yapıyor. Zeytinyağı üretimi dışında salamura zeytin, pekmez, bal, tarhana ve ev şarabı da kooperatifin markası altındaki ürünler olarak pazarlanıyor. Kooperatif, salt üretimi değerlendirme konusunda etkinlik yapmıyor, köyün bütün sosyo-ekonomik konularını da kucaklamış. … Tire Süt Kooperatifi 2001 yılında, Küçük Menderes’ deki inek sütünü değerlendirmek amacıyla kuruldu. Süt toplama gücü, günde 120 tona ulaştı. Kooperatif 10 baş ve üstü inek sahibi olan ortaklarına otomatik sağım sistemi ve soğutma tankı ile köy merkezlerine ortak kullanımlı soğutma tankları sağlıyor. Ayrıca ortaklarına veteriner hekim hizmetleri veriyor, yem ve mazot gibi temel giderleri ucuza getiriyor. Kooperatifin hedefleri arasında, bir eğitim çiftliği kurma isteği var. Eğitim Çiftliği’nde, sığır yetiştiricileri ve Ziraat Fakültesi öğrencileri eğitim ve staj yapacak.”

Kayalıklara doğru hızla sürüklenen gemiler için sis çanları ne ise bilim kişilerinin de rolü bir toplumda aynıdır. Bilim insanlarının çoğunun kendi çıkarlarından başka bir şey düşünmediği şu günlerde Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı’nın kitabı tarımımıza ışık tutacak niteliktedir. Kaymakçı yeteneklerini ve bilgisini çıkar çevrelerinden değil, gerçekten ve toplumdan yana kullanıyor. Bu, bugünlerde hiç kolay değil. Çünkü yıllarca yeni-liberal çevrelerce tekrarlanarak herkese doğru gibi gelmeye başlayan klişe düşüncelere karşı çıkıyor. Bu kimilerince de akıntıya karşı yüzmek gibi nitelendiriliyor.

Eğer Türkiye tarımının gidişatı içinizi acıtıyor ve bilerek dumanlı hale getirilmiş bilim alanında bir şifre kırıcıya ihtiyacınız varsa bu kitabı okumaya başlayın derim. Arkadaşım Mustafa Kaymakçı’ya bilim namusu için teşekkür ediyorum.

-----

* Kitabı, Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaai-Hukuk Dergisi (Gençlik Mah. Fevzi Çakmak Cad. 4. Mahmut Çil Apt. 79/2 Antalya), yazardan ya da Ziraat Mühendisleri Odasının Ankara merkez ve İzmir, İstanbul, Antalya, Tekirdağ, Bursa, Balıkesir, Adana, Denizli şubelerinden edinebilirsiniz.

 

 



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>