YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

SİYASETİN İÇİNDEN...
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 18/10/2015 | Saat: 12:05

Can Suyu Projesi!..

17 Ekim günü, adına ‘Can Suyu’ denen projenin resmi açılışı yapıldı.  Bu törene Sayın Cumhurbaşkanı ve Başbakan ile KKTC yeni ve eski Cumhurbaşkanları da katıldılar.  Doğal olarak ülkemizin değerli bakanlarını ve bürokratlarını da izlemek şansımız oldu.

Anadolu’nun güneyinden denize dökülen tatlı suyun su açlığı çeken daha güneyimizdeki ülkelere sevk edilmesi ve tabii ki satılması fikri oldukça eskidir. 

İlk kez 1955 yılında merhum Üzeyir Garih tarafından bir fikir olarak ortaya atılmıştır.  Rahmetli Garih, adına ‘Barış Suyu’ dediği bu proje ile Ürdün, İsrail ve Kıbrıs’a su götürülmesini önermişti.

O dönem hesaplarına göre 1.2 milyar dolar olacak proje bedeli henüz ön çalışmalar yapılırken sekteye uğramıştı.  Kıbrıs Rum kesimi yöneticileri, Barış Suyu ortağı olmakla siyaseten Türkiye’ye bağımlı olacakları korkusuna kapılmış ve projeden çekilmişti.

İzleyen yıllarda da İsrail su ihtiyacının ivediliği nedeni ile kendi projesini yaşama geçirdi. Bu yeni proje, adına ters osmos denen bir arıtma yöntemi ile deniz suyunu tatlı su haline çevirmek işlemi idi.  Başarılı oldular ve artık bizim suyumuza gereksinimleri kalmadı.

Bu nedenlerle bir süre unutulan proje, 2011 yılında yeniden canlandırıldı.  Mersin’in Anamur İlçesi coğrafyasında bulunan Dragon Çayı, adına Alaköprü Barajı denen bir göletle kontrol altına alındı.  Sulama hizmeti ve elektrik üretimi yapacak bu proje ile Anamur topraklarında ciddi bir sulu tarım alanı kazanıldı.

Projenin ikinci aşaması ise KKTC topraklarına su taşınması olacaktı.  Bazı ön çalışmalar yapıldı ve ilk aşama ile bir Norveç firmasının önerdiği büyük su balonlarını teknelerle çekerek Yavru Vatan’ı susuzluktan kurtarmak çabaları denedi.  Başarılı olamadı su balonları ile suyu taşımak.

Bunun üzerine Anamur’dan Girne’ye kadar denizaltı su boruları döşemek fikri ele alındı.  Yaklaşık 80 km. uzunluğunda ve denizin 250 m. altında uzanacak bu boruların proje maliyeti yaklaşık 1.2 milyar dolar olarak hesaplandı.  Projeyi AB destekleyecek ve kredi verecekti.  Öyle de oldu.

Ancak, projenin seçimlere yetiştirilmesi siyaseten öne alınınca, yaklaşık 375 milyon dolarlık bir ek masraf ortaya çıkmış oluyordu.  Böyle de yapıldı ve Can Suyu projesi yaklaşık 1.6 milyar dolar ile tamamlandı.

Yapımı tamamlanan Can Suyu projesi uyarınca Girne’de yapımı tamamlanan Geçitköy Barajına yılda75 milyon M3 su taşınacaktır.  KKTC için 50 yıllık su gereksinimi sağlanmıştır kabul ediliyor.  Kıbrıs’ta da 400 km. lik su dağıtım şebekesi yapımı devam ediyor.

AK-ŞAKA olarak bu projeyi önemsiyorum.  1974 Barış Harekâtı sırasında yaklaşık altı ay kaldığım Kıbrıs’ın su sorununu az çok yaşayarak öğrenmiştim.  Kaldı ki, o günden bu güne artan nüfus çokluğu dikkate alınınca, su gereksinimi herhalde had safhaya varmıştır.

Bu suyun, soydaşlarımıza hayır ve bereket getirmesini diliyorum.  Projeyi ilk düşünen merhum Üzeyir Garih’i rahmetle anarken, emeği geçen tüm siyasilerimize ve teknisyenlerimize teşekkür ediyorum, kutluyorum!..

***

Büyükşehir Belediyesi’nin Örnek Projesi

Ve Tatlı Satan Milletvekili Adayımız!..

Ankara’nın adı ünlenmiş Mamak Çöplüğü’nün yıllar önce geliştirilen bir proje ile nasıl özel bir yatırıma dönüştürüldüğünü ilgi ile izlemişimdir.  Hem katı atıkları ayrıştırarak bertaraf eden ve geri dönüşüm sağlayan bu tesis, hem de organik atıklardan da bio-gaz elde ederek elektrik enerjisi üretmekte idi.  Birde üstüne üstlük, topraksız tarım ortamı yaratarak katma değeri yüksek ürünler yetiştirmekte idiler.

Bu tesis hakkında hem yazılı ve hem de görsel basının yardımları ile oldukça bilgilenmiş ve bu fikri geliştirerek uygulayanları kendimce kutlamıştım.

Şimdi benzeri projeyi Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın yaşama geçirdiğini keyifle öğrenmiş oldum.  Büyükşehir Belediyesi ile Eman Enerji Limited Şirketi işbirliği yaparak, Entegre Katı Atık Değerlendirme, Geri Dönüşüm ve Bertaraf Tesisleri kuruyorlar.

Bu tesisler ki, 24 bölümlü kuruluşları ile hem çöpsel atıklar ayrıştırılarak geri dönüşüm sağlanıyor ve hem de organik atıklardan elde edilen bio-gaz ile elektrik enerjisi elde ediliyor.  Alınan bilgiye göre, beş jeneratör aracılığı ile sağlanacak elektrik gücü ile 43 bin konutun ihtiyacı karşılanabilecektir. 

Bu tesisin işletilmesi ile de belediyemiz yılda 15 milyon TL civarında düzenli bir gelir elde edebilecektir.

Şahsen benim anladığım belediye hizmetlerinin en önemlisi denebilecek bu yatırım, daha doğrusu öncelikle bu zihniyetin olumlu yola sokulması nedeni ile Sayın Burhanettin Kocamaz’ın şahsında Mersin Büyükşehir Belediyesi’ni kutluyorum.   Darısı diğer belediyelere kurulacak benzeri tesislerin başına diyorum.

***

Kısa bir süre önce bir gazetemizde gördüğüm fotoğrafa dikkatlice bakmıştım.  Resim, Sayın Ahmet Davutoğlu’na odaklanmıştı.  Sayın Başbakan, balıkçıların avlanma sırasında giyindikleri sarı renkli muşamba giysilere bürünmüş ve avlanmış balıkların istiflendiği teknede çalışıyor havasında görüntülenmişti.  Ne var ki, Sayın Davutoğlu’nun çalışıyor görüntüsünün altındaki gerçek, seçim öncesi seçmene selam göndererek oy devşirmeye yönelik bir PİAR ( Halkla İlişkiler) çalışmasının kameralara yansıtılması idi!

Bilmem ki, Sayın Ahmet Davutoğlu hayatında hiç eline balık oltası almış mıdır veya bir balıkçı teknesine merak nedeni ile olsa bile binmiş midir?  İnandırıcı olabildiğine emin midir?

Ama seçim havasına giren sayın adaylarımız seçmene şirin görünmek için nelere katlanmıyorlar ki! 

Hatta ustaları da bir kez ata binerek muzaffer komutan havası ile gazetecilere poz vermek istemişti.  Anımsarsınız!

Mersin’de AKP milletvekili adayı olarak birinci sıraya konan ithal aday Sayın Lütfü Elvan, benzeri bir halkla ilişkiler çalışmasına katılmıştı kısa süre önce.  Nereden aklına geldi derseniz, yanıtı bir Yörük atasözünde saklıdır.  Yörükler şöyle derler; “Ağaçta gezen tekenin, dala bakan oğlağı olur!” .   Sanırım eski Ulaştırma Bakanı Sayın Lütfü Elvan, yıllar önce ata binen ustasını ve yakın zamanda da balıkçı teknesinde avlanırmış havasına bürünen parti liderini örnek almak istemiştir.  Mersin burası, ya tantunici olacaksın, ya da tatlıcı havasına girerek halkla ilişkiler adına böyle görüntü vereceksin.  Belli ki, Sayın Elvan’a tatlı dağıtan helvacı pozu daha cazip geldi ki, kendisine bu görüntüyü hazırlayan müşavirlerine hayır diyemedi.

Mersin insanı uyanıktır ve aydındır.  Bir dönemler bakanlık yapmış siyasetçinin oy uğruna bu tatlıcı kılığına bürünmesini içlerine sindiremediler anlaşılan.  Bir kadın ve bir erkek izleyici, yüreklice uyardılar Sayın Elvan’ı, görüntüyü içlerine sindiremediklerinden.  Sayın adayı korumakla görevli kılınan onlarca sivil polis anında çıktılar ortaya ve er meydanına salınmış pehlivanlar örneği erkek ve kadın kişileri derdest etmeğe koyuldular.  Çarşıda bulunan Mersin esnafı ise umulmadık bir hamle yaparak polislerin elinden almak istedi gariban ikiliyi.  Ancak polis aracına sokulan erkeği değil, ancak kadını kurtardılar adayı koruyan polislerden.  Anladığınız gibi, ne tatlının tadı kalmıştı ve ne de halkla ilişkilerin.  Sanırım bu olay ise Sayın Lütfü Elvan’a artı olarak değil, eksi olarak yazıldı seçmenlerce!

Sayın Lütfü Elvan’ın seçim posterlerini okumaya başladım bu olayı takiben.  Zaten kentin tüm ilan tahtalarına asılmışlar;

“Çukurova Havaalanı bir yıl sonra hazır!” ; “Mersin Adana arası hızlı trenle 24 dakika!”… gibisinden!  İçimden söylendim; “Daha önce nereler de idiniz!”.

Yani şöyle diyor bizlere Sayın Lütfü Elvan; gerek havaalanını ve gerekse hızlı treni beceremedik bir türlü.  Ama bizim partimize, yani AKP’ye oy verirseniz bu kez tamamdır!

Değerli siyasetçimize ve bizlere yazıklar olsun diyeceğim, kimse alınmasın diyerek.  Bizler, Mersin veya tüm ülke seçmeni bu kadar aptal ve seviyesiz insanlar mıyız ki, alınacak birkaç oy için “Ver gülüm, al gülüm!” pazarlığına kurban edilerek seçime gidelim?!.

Ey siyasetçiler, lütfen biraz kendinize gelin!..

***

Davet Bekliyorum!..

Sayın Cumhurbaşkanı, sanırım 11. kez muhtarlarla toplanarak Ak Saray salonlarında memleket meselelerini konuşmaya devam etti. 

Toplantı sırasında ifade buyurduğu iki nokta bendenizin dikkati çekti ki, bunlar; “Sizler de benim gibi seçilmişlerdensiniz” dedi ve ekledi; “Fırsat bulduğum her an konuşacağım ve her zeminde memleketin sorunlarını anlatacağım”.

Bu iki vurgulama üzerine, benim de memleket meselelerinin Sayın Cumhurbaşkanı tarafından tekrar ve tekrar konuşabilinmesi için katkı koymam gerektiğini düşündüğüm doğrudur.

Özellikle belirtmem gerekir, bendenizde seçilmiş bir vatandaşım.  Yıllardır oturduğum sitenin yöneticiliğini sıraya koymuştuk ki, sıranın bana gelmeyeceğini umarken, bu yıl benim sıramın geldiğini söyleyen site sakinlerince yöneticilik görevi bana itelendi.  Yani bende, kat maliklerimiz tarafından oylanarak seçilmiş bir yöneticiyim.  Arkamda da temsille görevli olduğum bir yığın seçmen vardır ve kabaca bir bölük asker sayısına yakındırlar.

Seçilmiş site yöneticisi olmam yanında, saf kan yerli ve sapına kadar da milliyim!

Seçilmiş yerli ve milli yönetici olmam hasebi ile belki 12. Muhtarlar Toplantısı için değilse de, 1. Seçilmiş Site Yöneticileri Toplantısı için Ak Saray protokol yetkililerinden davet beklemekteyim.  Bu davete ister yerel mülki amirler veya isterse AKP il teşkilatı aracılık etsinler, adresime kolayca ulaşabilirler.

Davet edilirsem, sitemin ve arkamdaki seçmenlerin yüzlerini kara çıkarmamak için çalışmalara şimdiden başladığımı da tüm tanıdık ve dostlara müjdelemek isterim. 

Ak Saray toplantısı için lacivert takım elbisem olmasa bile, siyah kadife ceketim ve altına uygun gidecek kurşuni pantolonum vardır.  Gömleğe iliştireceğim Burberry motifli kravatım ile salonda çok kılıksız durmayacağım ise kesindir.

Ancak toplantı öncesi katılımcılara öğüt verecek ve atacakları sloganları öğretecek protokol görevlileri ile küçük sorunlar yaşayabileceğimi de biliyorum.

Örneğin; AKP için seçim şarkısı olarak düzenlenen ‘Haydi Bismillah’ nakaratlı şarkıyı, dinin siyasete kurban edileceği kuşkusuna kapıldığım için söylemek istemiyorum.  Benim seçtiğim şarkı ise kolayca anımsanacak bir başka şarkıdır ve bu toplantıya iyi gider; “Daha dün annemizin kollarında oynarken / Şimdi seçilmiş olduk / Sarayları doldurduk!”, gibi…

Keza bir sıkıntım da Sayın Cumhurbaşkanı için bağırılarak ifade edilen sevgi tezahüratları konusundadır.   Yıldızı birden parlayarak şimdi de medya patronu olan gür sakallı bir iş adamı gibi; “Sayın Cumhurbaşkanım, ben size aşığım!” demenin bence bazı sakıncaları vardır.

 Emekli bir doktor olarak azıcık psikiyatri okumuşluğum olduğundan, bir erkeğe böyle hitap etmenin o kişi cumhurbaşkanı olsa bile, insanın cinsel tercihlerini açığa vurabilmek şeklinde sakıncalara işaret etmiş olabileceğinden endişeliyim.  Merhum Hocam Rasim Adasal, böyle ifade ve davranışların ‘latent homoseksüalite’ belirtisi olduğunu söylemişti!

Belki bu ifade yerine, gene ünlü bir türküden esinlenerek “Allah Allah Allah, bu nasıl sevmek” mealinde bir şeyler söylemenin daha doğru olacağına inanmaktayım.

Bir de, protokol görevlilerine şunu söylemek isterim ki, bir yandaş partilinin demiş olduğu gibi; “Sayın Cumhurbaşkanı’na dokunmak ibadet sayılır!” şeklinde bir tezahürata da katılmam olası değildir.  Ehl-i din bir seçilmiş kişi olarak bu tanımlamanın ve sevgi tezahürünün dini yönden ‘şirk’ sayılacağından ve günahkâr olacağımdan korkarım.

Kuşkusuzdur ki, protokol görevlileri benden şu ifadeyi de yinelememi istemezler diye umuyorum; “Ben, Sayın Cumhurbaşkanı’nın bedenin bir kılıyım!”, diyemem!  Anatomi, histoloji ve fizyoloji okumuş olmam buna elvermez.  Pozitif bilime aykırı düşer!

Gerçi gene de hazırlıklarımı tamamlamış olmak amacı ile aşağı eczaneden satın aldığım Rebül’ün ünlü lavanta kolonyasını bavula yerleştirdim.  Gerek toplantıya katılanlara ve gerekse elimi sıkmayı lütfederse Sayın Cumhurbaşkanı’na güzel kokmak istiyorum.

Eğer davet edilirsem, toplantıya katılanlara armağan edilen paketin içinden çıkacak yeni ve cumhurbaşkanı imzalı saatim ile hem fiyakam artacak ve hem de kolumdaki on liralık çakma saatten kurtulacağım!

Ha, eğer yüzde yüz yerli ve milli bir seçilmiş olan bana bir davet vaki olmaz ise, ata- kentim Antakya’nın ünlü türküsünü mırıldanarak 1 Kasım’ı takiben yapılması kuvvetle muhtemel olan yeni tekrar seçim için alesta bekleyeceğim.  Türküyü de mırıldanarak; “Süremedim lavantayı konsola koydum”!..

                                                                                            Erdal Akalın (18.10.2015)



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>