YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

SEÇMEN OLMANIN İKİLEMİ!...
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 07/10/2015 | Saat: 11:26

1 Kasım genel seçimine bir aydan az bir zaman kaldı.  Seçime katılacak siyasi partiler seçim bildirileri ile seçmene seslenmeye başladılar.

 

Birkaç gün önce, CHP Genel Başkanı geniş katılımlı bir toplantı ile seçim bildirgesini açıkladı.  Özellikle iktidar olmaları halinde ilk 100 günlük icraatları arasında ‘Siyasi Etik Kurulu ve Yasası’ adını verdiği bir hazırlıktan bahsetti.  Amaç bellidir; siyasetin şeffaf ve hesap verebilir olması yöntemi ile siyasetçinin akçeli yolsuzluklardan arındırılmasıdır, siyasete ve siyasetçiye saygınlık kazandırılmasıdır.

Son birkaç yönetim modelini irdelersek, seçmen nezdinde yeni bir yaklaşımın yerleştiğini üzüntü ile izlemekteyiz.  Seçmenin küçümsenmeyecek bir kısmı, siyasetçilerin adının karıştığı yolsuzlukları nerede ise hoşgörü ile karşılamak ve hatta mazur görmek eğilimdedir.

Örneğin; şu tümceler artık yaygın olarak yinelenir hale gelmiştir;

“Adam çalıyor, ama çalışıyor!”,

“Devletin malı deniz, yemeyen domuz!”,

“Sanki çalmayan varmış gibi…”,

“Çaldılar ama yol yaptılar, köprü yaptılar!”,

“Bal tutan parmağını yalar!”.

Burada akla gelen ilk soru şu olsa gerektir; yani hizmete hazır olmak ve topluma bir şeyler kazandırmak için çalışmayı kabul ederek iş başına gelenlerin bir şeyler yapmak için mutlaka bir şeyleri de çalmaları mı gerekiyor? 

Veya şöyle mi düşünmek gerekiyor; doğru dürüst bir şeyler çalacak ve malı götüreceksen, bir şeyleri yaparmış gibi görünmek mi gerekir?

Bu bir seçmen ikilemi olarak karşımızda durmaktadır.  Hem de nereden bakılırsa bakılsın elli yıldır ülke siyasetinin açmazı haline gelmiştir.  Örnekleri çoktur; merhum Demirel’in kardeşleri ve yeğenleri hakkında ortaya çıkanları anımsamamak olası değildir.  Keza merhum Özal döneminde adına ‘papatyalar’ ve ‘altın çocuklar’ denerek bakılan nice kadroların akçeli siyasi skandalları halen unutulmamıştır.  Hatta dönemin bir iş adamının mahkeme huzurunda ‘Rüşvetin belgesi mi olur!’  demiş olması da hatırlardadır.

AKP dönemi, izlendiği kadarı ile akçeli siyasi skandallar yönünden herhalde siyasi tarihimize örnek olabilecek birçok olguyu barındırmaktadır.  Nerede ise yüz kez ve kişilere özel olarak değiştirilen ihale yasaları, Sayıştay’ın devletin mali tablosunu irdelemesinin yayınlamasının engellenmekte olması, özellikle de 17 -25 Aralık telefon kayıtları ilk akla gelecek ve unutulmayacak akçeli sorunları beraberinde getirmektedir.  Daha niceleri varken 7 Haziran seçimlerine gidilmişti.  Sonuç; AKP gene de % 40 oy alabilmişti!

İşin ilginç yönü, hem geçmiş dönemlerin, yani Demirel ve Özal devirlerinin akçeli yolsuzluklarında olduğu gibi, son genel seçimde de sağ eğilimli seçmenlerin ağırlıklı kısmı AKP’nin yolsuzluklarını oyları ile cezalandırmamıştır!

Cumhuriyet Gazetesi yazarlardan Doç. Dr. Faruk Güçlü, Seçmenlerin Yolsuzluk Algısı yazısında bu noktaya şöyle değinmiştir:

Siyaseten sağda yer alan dindar ve muhafazakâr görünümlü seçmenler, yolsuzluk yapan kendi partilerini oyları ile cezalandırmaktan kaçınmaktadır.

Buna karşılık sol eğilimli seçmen, akçeli yolsuzluklar için daha duyarlıdır ve mensubu olduğu partiyi oyları ile cezalandırmaktadır. SHP’li İstanbul Belediyesi bünyesindeki klor alımı yolsuzluğu gibi.

Muhafazakâr ve dindar sağ seçmenin mensubu olduğu partiyi oyları ile cezalandırmamak alışkanlığı, acaba kafalarından silemedikleri ümmet olarak kalmak ve kendilerini yönetenlere sadık kullar gibi olmak, yani biat kültürü ile mi ilgilidir?  Yoksa Osmanlı’dan kalma ve aşiret kültürünün baskısı ile ‘kol kırılır, yen içinde kalır!’ anlayışı ile mi izah edilebilir?  Veyahut sağ eğilimli dindar kesim seçmeni kendi siyasetçisine ‘hırsız’ demeyi günah mı saymaktadır?

Kanımca gerçek yanıtı, halkımızın gerçek demokrasi ile henüz tanışamamış olmasının etkisi ile siyasetçilerden temiz ve şeffaf siyaset yapmak konusunda yasal düzenleme yapmalarını istememelerinden kaynaklanmaktadır.  Tabii bu kolaylık sonrası, siyasetçinin halkına ve yargıya hesap vermek zorunluluğu da yok sayılmaktadır. Bu durumda da siyasetçimiz bal tutarken parmağını yalamakta sanırım sakınca görmemektedir!

***

1 Kasım tekrar seçimi nedeni ile seçmenler olarak sorumluluklarımızı yeniden anımsatmak ihtiyacı duymuş bulunuyorum. Zira medya kanalı ile aldığımız bazı duyumlar, tekrar seçimin bazı kurcalamalara maruz kalacağı kuşkusunu yaratmış bulunuyor.  Hatta sayıları 700 bine yaklaşan seçmen isimlerinin buharlaşmış olduğu şeklinde kaygı verici duyumlar vardır.

Bu ahval ve şerait altında, kendilerini sorumlu olarak gören gönüllü insanlarımız ile el ele vermek bilincine sahip hepimize görevler düştüğü de açıktır. İşte Oy ve Ötesi Derneği ve Türkiye’nin Oyları ile bilinen gönüllü insanlar grupları bizlere bu konularda yardımcı olabilecektir.

***

Ülkemizin son dönem seçimlerinde, bunu 2002 yılından bu yana yapılan genel ve yerel seçimler olarak düşününüz, seçim sisteminin bazı özel becerilerle kurcalandığı tevatürlerini sıklıkla duyar olmuştuk.

Batıdan ithal edilmiş olan yeni seçim sistemi ve kayıtların bilgisayar ağı ile birleştirilmesi olgusu, özel bir bilgisayar programının devreye girebileceğini ve bir parmak dokunuşu ile bazı şeylerin değişebileceği endişesini yaratmıştır.  Hatta bazı bilgisayar programcıları bu iddiayı kanıtlayan küçük dokunuşları bize göstermişlerdir.

Yüksek Seçim Kurulu, gerek seçmen vatandaşların ve gerekse de seçime katılan partilerin bu denli yakınmalarını ya duymamış, ya da tatmin edici yanıtlar vermeyi gereksiz görmüştür.

İşte bu sıkıntıları yüreklerinde ve beyinlerinde duymuş olan sekiz gönüllü ve bağımsız insanımız, ilk kez 2013 yılının son aylarında bir araya gelmişler ve bir ortak karara varmışlardır.  Bu insanlarımız; şeffaf ve demokratik seçim bilinci gelişmiş seçim düzeni için kolları sıvamışlardır.

Kendileri gibi düşünen gönüllülerle işbirliği yaparak 2014 yerel seçimleri sırasında 30.000 gönüllü gözlemci ile çalışmaya başlamışlardır.  Keza yinelenen Yalova seçiminde de gönüllü gözlemci olarak sandık başına ulaşmışlardır.

Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında ise İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve Antalya illerini kapsayan gönüllü gözlemcilik hizmetini sunmuşlardır.

Oy ve Ötesi grubu, 24. Nisan. 2014 tarihinde kişisel çalışmalarını dernek konumuna taşıyarak, gönüllü gözlemciler için eğitim vermeye başlamıştır.  Eğitim hizmetleri video konferans yolu ile internet üzerinden olabildiği gibi, seçilen iller bazında soru-cevaplı seminerler şeklinde de yapılmaktadır. Şimdi amaç, 120.000 gönüllü gözlemciye ulaşabilmektir.

2015 genel seçimleri için; 45 il ve 162 ilçe bünyesinde okul ve sandık sorumluları eğiterek tüm oyların % 62’lik bölümü adına müşahitlik yapmak planlanmıştır.

Oy ve Ötesi Derneği;

1.    Daha çok seçmenin sandık başına gitmesini;

2.    Vatandaşların oy bilincinin gelişmesini;

3.    Seçmenin oyuna sahip çıkmasını savunmaktadır.

Oy ve Ötesi Derneği, gönüllü gözlemcilik eğitimi verirken; 298 sayılı ve 26.4.1961 tarihli Seçimin Temel İlkeleri Yasası uyarınca çalışmalarını yürütmektedir.

Oy ve Ötesi Derneği, sandık başlarında yüksünmeden görev yapmak isteyen, gönüllülük esaslı ve bağımsız kişilikli gözlemci yetiştirerek, oy kullanılan okulların ve oy atılan sandık odalarının sorumlularını eğitmek ve yetiştirmek amacındadır.

Kaldı ki, Milli Eğitim Bakanlığı’nın göz yumması ile genel seçimlerde oy kullanılacak okulların müdürlerinin, seçime yönelik olarak bazı partililerce toplantılara davet edildiği ve kendilerince eğitildiği haberleri de yoğunlaşmış iken, Oy ve Ötesi Derneği’nin bu hizmetinin değeri katmerleşmektedir.

Hatta maalesef ki, bazı sağlık personellerinin de bu genel seçimler adına iktidar partisi tarafından tek yanlı olarak kullanılmak istendiği duyumları da yaygınlaşmaktadır.  Bu duyumlar sadece tevatür olabilse bile rahatsız edici gelişmelerdir.  İşin bir başka yanı da yetkili devlet kademelerince de bu tevatürler yalanlanmamaktadırlar.

İşte kısaca, Oy ve Ötesi ve Ankara’nın Oyları grupları, şeffaf ve temiz bir seçim atmosferine katkı sunmak isteyen sizleri işbirliğine davet etmektedir.

Umarım ve dilerim, 1 Kasım tekrar seçimi bu yazımızı yok sayar!..

Kıssadan hisse olarak, Shakespeare’in sözlerini aktaralım:

“Şeytan, bir günah işleyeceği zaman, işe günahı kutsallık zırhına bürümekle başlar!” 



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>