YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

BAŞKANLIK, TİRANLIK VE MAGNA-CARTA...
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 19/09/2015 | Saat: 16:47

Ülkelerinin siyasi tarihinde yer alan liderlerin tarihe not düşmek sayılacak uyarıları çok önemlidir.  Hatta bu tür söylemleri birer siyasi vasiyet olarak yorumlamak doğru olur.

Ülkemizde de Büyük Önder Atatürk’ün, bizlere ve tabii ki anlayanlara veya anlayabilmek isteyenlere yol gösterici sayılacak sayısız söylemleri ve vecize saymamız gereken özdeyişleri vardır.

Size, dünya lideri sayılan ABD Başkanı Barrack Obama’nın son söylemini aktarmak istiyorum.  Bu siyasi vasiyet, kuşkusuz sadece Amerikan Halkı için değil, demokrasi kavramını içselleştirmek isteyen tüm dünya insanları için önemli. Size karşı dürüst olmak istiyorum diyerek başladığı konuşmasında diyor ki:

Ben şimdi ikinci dönemimdeyim.  ABD Başkanı olarak sizlere hizmet vermek olgusunun olağanüstü bir ayrıcalık olduğunu biliyorum.  Dünyada bundan daha çok mutluluk verecek bir görev olmadığını düşünüyorum.   

Halen genç sayılacak bir yaştayım.  Birikimlerim ve enerjim de var.  Ancak yeniden başkan olamam.   Ama olabilse idim, yeniden bu seçimi kazanabileceğimi de biliyorum. 

Ama yapamam! 

ABD’ni daha da ileriye taşımak için yapılabilecek çok şeyler olduğunu da biliyorum.  Ancak kanun kanundur.  Başkan dâhil hiç kimse kanundan daha önde olamaz. 

Gelmek istediğim ana nokta şudur ki, neden insanlar makamlarında daha fazla kalmak isterler?  Örneğin; daha çok para sahibi olmak hırsına neden kendilerini kaptırırlar? 

Kuralları, içinde yer aldığınız oyun sırasında değiştirmek isterseniz, beraberinde yoğun sorunları da getirirsiniz. 

Bir lider, yerini mutlaka muhafaza etmek çabasında olursa, ülkesinin geleceğini inşa edemez! 

Siyasi liderler, dönemlerini kısıtlayan ve çizen yasalara mutlaka uymalıdırlar.  Özellikle ülkenin anayasasına mutlaka saygı duymalıdırlar. 

***

Siyasi liderler güçlerini sınırlayan yasalara uymazlarsa ne olur? Demokrasi kavramının temelinde halk iradesine saygı yatar. Aksi davranışlar ülkeleri demokrasiden diktatörlüklere taşımaktadır.

Diktatör, milenyumu yaşayan dünyamızda halen varlığını sürdüren bir kavramdır maalesef!

Özellikle Uzak Doğu coğrafyasında adına Kuzey Kore denen bir ülkenin yöneticisine, keza daha güneydeki bazı ülkelerin yönetici modellerine de denir diktatör. 

Unutmadan eklemeliyim ki, Orta Doğu coğrafyasının emirlik, krallık ve sözüm ona başkanlık denen yönetim modelleri de diktatör çağrışımı yapar günümüzde.  Afrika ve Güney Amerika ülkelerini de unutmamak gerekir bu meyanda.  Kuzey komşumuz dev ülkenin yönetim modelini ve gene ondan doğan Türki devletlerin yönetim modelini de eklemeliyiz diktatörlük nedir derken.

TDK Sözlüğü, şöyle tanımlanıyor diktatör sözcüğünü; “Bütün yetkileri kendisinde toplamış bulunan devlet, hükümet ya da zümre başkanı.”

Bilgisayarıma düşen bir kısa ileti, bu konu ile ilgili kafamda oluşan ve sözlüğün yeterince açıklamadığı sorgulamalara umar oluverdi yenilerde.  ‘Diktatör Nedir?’ başlıklı bu iletinin sıraladığı kıstasları okuyunca, diktatörün nasıl birisi olduğunu daha iyi kavradım. 

Birlikte tekrar okuyalım, madde madde;

  • Diktatörler, halkın büyük bölümü tarafından desteklenen kişilerdir; 
  • Makama gelince dosta ve düşmana korku saçarlar; 
  • Sanıldığının aksine çoğunlukla seçimle iş başına gelirler; 
  • Diktatör olan kişi, kendisini seçenlerden de korkar ve böylece hırçınlaşır; 
  • Diktatör kimlikli kişiler çok yalan söylerler ve çok konuşurlar, defalarca; 
  • Hayal görürler, bu nedenle kendilerine düşmanlar yaratırlar; 
  • Her bir şeyi bilirler (!), her konuda fikirleri ve bilgileri vardır; 
  • Her şeyi en iyi kendileri bildiklerinden her şeye karışırlar; 
  • Yazılı ve görsel basına baskı uygular ve kontrol altında tutmak isterler; 
  • Kaybedeceklerini anlayınca da ortalığı kana bulamaktan çekinmezler (benden sonra tufan demek onlarca sıradan bir karardır); 
  • Sonları hemen her zaman kötü biter, 

diyor iletide. Bu ileti sonrası ufkum genişledi ve artık kim diktatör, kim teknik direktör, kim muhtar gibi kavramları birbirinden ayırabilmek kültürüne erişmiş olduğuma inanıyorum.

***

Şimdi diktatörlüğü bir tarafa bırakalım, yöneticiliği konuşalım.

Hangi yapı olursa olsun, gücü elinde tutana karşı “tek insan, tek lider, tek yönetici” anlayışı vermeye çalışanlar olur. Yani, Patron konumundaki kişi muktedirdir.  Yalaka ve yandaşları besler, bunu duyanlar ve bilenler ise belki bize de bir şeyler düşer diyerek gönüllü uşaklar listesine adlarını yazdırırlar.  Gerisi hikâyedir.

Ülkemiz siyaset dünyasında ise peş peşe gelen seçimler nedeniyle akıl almaz ve bence insan onuruna ters düşen methiyeler gırla gitmeye başladı.  İşte anımsayacağınız birkaç örnek;

“Baldan tatlısınız!” (Daha önce yanak okşamışın son güzellemesi!);

“Kendimi, anne ve babamı ve çocuklarımı feda edecek kadar seviyorum!” (Ballı ihaleler alan ve havuz medyasını yürüten iş insanı!),

“İki tabancam ve yüzlerce mermim var.  Ben ölmeden kimse O’na yanaşamaz!” (Sözü söyleyeni tarif etmem gerekmez!).

Bilinen bir atasözümüz vardır; “Hoca uçmaz, müritler uçurur!”.  İşte gündemimiz aynen buna uygun gelişmeler içindedir!

Ülkemizin yönetimi ne parlamenter sistemdir, ne de demokratik yönetimdir.  Tek kelime ile ‘bir patron vardır” ve tabii ki etrafında da yalakalar, yandaşlar ve gönüllü uşaklar vardır!

Peki; yalakalık, yandaşlık ve gönüllü uşaklık konusunda bize umar olabilecek bir şeyler yok mudur?

Bunun yanıtını 16. yüzyılda yazılmış bir eserden öğreniyoruz.  Kitabın adı; ‘Gönüllü Uşaklık Üzerine’.   Yazarı ise; Etienne de la Boetie.  

Bu kitabı ve yazarı ilk kez aziz dostum Dr. Nedim İnce’nin iletisinden duydum.  Sonra da ilginçtir aynı gün Sayın Nilgün Cerrahoğlu’nun yazısındaki kısa alıntıdan öğrendim.  Gündemi aydınlatacak bir yaklaşım sunmuş bize yazar.  Kısaca şöyle diyor;

“Bunca insan, ülke ve ulusun; başkalarının kendisine atfettiği güçten başka güç sahibi olmayan bir tirana nasıl olup ta müsamaha ettiğini anlayabilmeyi isterdim! 

Tiran, böyle bir gücü, o güce tolerans gösterilirse kullanabilir. Halk, bizatihi gönüllü uşaklık yapmaktan vazgeçtiğinde tiran kendiliğinden yenilir.  Tirandan bir şeyler almak gerekmiyor.  Yalnız bir şeyler vermemek yetiyor. 

Kendilerini zincire vuranlar sonuçta halklardır.  Özgürleşmeleri için de gönüllü uşaklıktan vazgeçmeleri kâfidir!” 

Peki gönüllü uşaklık etmekten vaz geçmek zor mu?  Yani, T.C. ‘nin özgür vatandaşları ve bireyleri olabilmek!...

***

Gelişmiş demokrasilerden yolunu öğrenmek mümkün. Bir örnek...

12 Haziran 1215 tarihinde bir şeyler olmuş İngiltere’de. Kral John’a karşı, Papa III. İnnocent ve baronlar ayaklanmışlar.  Sonunda da bir anlaşmaya varılmış, Magna Carta denen. 

Magna Carta Liberatum (Büyük Özgürlük Fermanı) diye adlandırılan bu anlaşma ile İngiliz Kralı ve din büyükleri ile baronlar arasında bir sözleşme imzalanmış.  Ki, bunu İngiliz Halkı ile Kral arasında (Yurtsuz John) hak ve hukuk konusunda oluşan bir sözleşme olarak kabul etmek gerekir.  Ülkelerin anayasalara bağlı olarak yönetilmesi konusunda da bir ilk olmak gibi tarihsel değeri vardır.

Magna Carta, ülke yönetimi için toplum güçleri arasında bir denge oluşturmuş metindir.  O güne kadar sonsuz sayılan Kral yetkileri, din adamları, baronlar ve kısmen de halk adına sınırlanmıştır.

Manga Carta, toplam 63 maddelik bir sözleşmedir.  Zaman zaman yürürlüğü sekteye uğramış ve tahta çıkan uygulamayı reddeden krallara 44 kez yeniden onaylatılmıştır.

Magna Carta’nın birçok maddesi önemli olmakla birlikte, Özellikle üç konu öne çıkar;

·       Yürürlükteki yasaların uygulaması olmadan kişilerin tevkif, hapis, malının elinden alınması söz konusu olamaz.

·       Adalet satılamaz, geciktirilemez ve hiçbir vatandaş ondan yoksun tutulamaz.

·       Yasalar dışında hiçbir vergi, kilise adamları ve baronlardan oluşan kurula danışılmadan alınamaz.

Uluslararası hukuk adına ise örnek sayılan öz maddesi 39. Madde hükmüdür;

“Özgür hiç kimse, kendi benzerleri tarafından ülke kanunlarına göre yasal şekilde muhakeme edilip hüküm giymeden tutuklanmayacak, hapsedilmeyecek, mal ve mülkünden yoksun bırakılmayacak, kanun dışı ilan edilmeyecek, sürgün edilmeyecek veya herhangi bir nedenle zarara uğratılmayacaktır”.

Magna Carta, bu örnek hukuki değeri nedeni ile insan hakları adına emsal bir metin kabul edilmiştir. 

Magna Carta’nın bir çok toplum tarafından örnek alındığını hatta 39. Maddesinin orijinal hali ile kullanılmış ve geçerli kılınmış olduğunu belirtelim.

Osmanlı Devleti de bu esintilerden nasibini almıştır ama rüzgarı kesen olumsuzluklara halk henüz yeterince sahiplenme iradesini göstermeyi öğrenememiştir.

***

Sonunda da neler geldi geçti ülkemiz gündeminden, hatta deve kervanları geçti elekten demeliyiz ki, 2007 yılından itibaren ülke hukukuna bir şeyler oluverdi.  Balyoz, Ergenekon derken, yürürlükteki hukuk kuralları unutulduğu gibi, evrensel hukuka maya sayılan ve Avrupa İnsan hakları Sözleşmesi’ne temel olan Magna Carta’nın esamisi bile anılmaz ve anımsanmaz oluverdi.



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>