YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

İNSAN HAKLARI HAFTASI VE KADIN DÜNYASI!..
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 19/12/2014 | Saat: 16:12

Benim ülkemin kadın kavramı anne sözcüğü ile koşut gider.  Veya henüz sandalyeye otururken ayakları yere değecek kıvama gelmişse, müstakbel bir anne adayıdır artık ülkemin genç kızları.  Hoş, çoklukla anne olabilmek için eşini de seçme özgürlüğü de tanınmamıştır kendisine.  Çünkü bizim kızımız kuluçkaya yatacak benekli tavuktan pek farklı bir mahlûkat değildir toplumun büyük kesiminde!

Kadının evleninceye kadar adı da önemli değildir.  Evlilikle birlikte bir kimlik sahibi sayılır ancak; bakkalın karısı, fırıncının karısı veya doktorun karısı olarak bilinmektedir artık!

Dünün Ayşe, Fatma veya Gülşen kızı, yeni yaşamında kocasının mesleki ve sosyal statüsü içinde bir parantezdir bizim bakış açımızla.  Bu yüzden benim ülkemde Kadının Adı yoktur!

Adı bile olmayan kişiyi İnsan Hakları Haftasıkutlanırken nasıl tanımlayabilir ve hangi haklarını kaleme alabilirsiniz ki?!

Kaldı ki; ülkemin kadının kendine ait bedeninin de özgürlüğü yoktur.  Önce babası ve erkek kardeşi, sonrasında kocası ve hatta erkek çocukları, yetmedi, ülkemin allameleri olan bilgileri kendilerinden menkul din adamları bedenlerine ipotek koymuştur kadınımızın.  Bunlara ek olarak en ağırı da ülkenin muktedir yöneticilerinin vurduğu darbedir.  Hani yasaların “İnsan Hakları”nı korumakla sorumlu tuttukları!

Kimisi saçı ve bacakları ile uğraşır kadının.  Mısır koçanı benzeri bir kılıfa sokarlar gariban kadıncağızı.  Sonra hormonlarını hiçe sayarlar çoklukla.  Hatta anne adayı olarak sokakta gezebilmesini bile dillerine dolarlar.  Neymiş; “hamile iken ve karnı şişken sokakta gezmesicaiz değildir” diyerek ahkâm keserler.  Hatta bazıları, üstelik üniversite hocası olanlar ise giyimine de sansür koyarlar; “dekolte gezen kadına tecavüz haktır” dercesine pervasızca.  Bunların bir kısmı da kadının şarkı söyleyen sesine takmışlardır, kadının şarkı söylemesi onlara göre erotik bir etkendir.  Gözleri yaşlı bir kıdemli siyasi de kadınların kahkaha ile gülmesine takmıştır kafayı!

Yenilerde de gene bir allame buyurdu; “evlenmeden hamile kalan kadın orospudur” diyebilecek kadar ileri giderek.  Dedim ya, kadının bedensel ve hormonsal özgürlüğü yoktur benim ülkemde diye!

Muktedir yöneticiler de geri durmazlar benzeri yaklaşımlardan.  Benekli tavuğun altına keyiflerince yumurta yerleştirmek misali “en az üç, üçte yetmez beş çocuk”isterler.  Ayrıca fahri doktora cübbelerini fazlaca ciddiye aldıklarından olsa gerek; “aman ha, zinhar sezaryenyok”demezler mi bir de!

Ne buyurdunuz, bir kadın bakabileceği ve istediği kadar çocuk sahibi olabilmek özgürlüğüne sahip midir sizce?  Yani, istenmeyen bir gebelik halinde “kürtaj yaptırabilmek”aklından geçebilir mi özgürce benim ülkemde?!  Yasalarımızın hayli kısıtlı maddelerine göre kürtaj yaptırmak talebinde bulunmak hakkı serbesttir.  Sözde böyledir.  Kadının tek başına imza vermesi ise asla yeterli değildir bu talebine.  İlla ki kürtaj olgusuna yol açan azmettirici er kişinin onayı da gerekir.  Sanki karnındakini taşıyan kadın değildir de, o bebek adayını oraya kargo ile gönderen kişidir söz sahibi, erkek yani!

Muktedirlere anlatamazsınız, dünyada her 90 saniyede bir kadın hamilelikten kurtulabilmek amaçlı komplikasyonlardan ve istenmeyen doğum sırasında yaşamı yitirmektedir diye!

Ülkemizi “Küçük Amerika yapmakla” övünenlere, A.B.D. de doğum yapan kadınların % 40 kadarının evlenmeden hamile kaldıklarını da anlatamazsınız.  Muktedirlerin “küçükAmerika” özentileri sadece dolar ve borsa üzerine kurulmuştur.  Başrol oyuncusu da erkeklerdir zaten!

Şimdi benden İnsan Hakları Haftası sürerken Kadın Hakları konusunda yazı yazmamı beklemezsiniz artık.  Bu yazdıklarımı hele bir kendi kafanızda biraz dolaştırın, sonra kadınlar hakkında başka şeyler yazmamı bekleyin artık.  O renkli tevatürleri de yazarız gelecek yazımızda, sabırlı olun, TV dili ile söyleyelim; “Az Sonra!”.

Bu yazıyı bir kadının değil, bir erkeğin yazması size garip gelebilir.  AK-ŞAKA kadını bir nesne olarak değil, bir insan türü olarak görmekte, anlamakta ve saygı duymaktadır. O nedenle, Kadının insani hakları gözden geçirilecekse, tabii ki duyguları da dikkate alınmalıdır. Kadının Dünyasını ve dünyaya kadın gözü ile nasıl baktığını da anlamak, irdelemek gerekir.

Toplum yapımız, kadını sevimli ve sevilecek bir yaratık olarak görmek alışkanlığında olduğu gibi, azıcık da erkeklerin komutlarına itaatten sorumlu bir kurgulanmış robot gibi görmek arzusundadır, bence!

Bugün şunu pişir ve ben gelmeden masam hazır olsun; gömleklerimi şöyle ütüle; evini temiz tut; otur kalk, akşam olunca da gel yanıma yat!  Fazla konuşma üstelik!

Burada hemen eklememiz gerekir ki, kadınların kelime hazinesi erkeklerden fazladır.  Bir erkek günde 7.000 kelime kullanırken, kadınların günlük sözcük dağarcığı 20.000 kelimeyi bile aşmakta imiş.

Keza kadınlar sır saklamak yönünden de azıcık zayıf sayılırlarmış.  Olgun bir kadının sır saklama becerisini hesaplamış psikologlar; kadınlar bir sırrı ancak 47 saat 15 dakika kadar saklayabilmekte imişler.

Kadının dünyasına bakınca ilginç gözlemler elde edilmiş.  Bu gözlemler bizim gibi halkının ağırlıklı kısmı asgari ücretle ve yoksulluk sınırında yaşayanlar için geçerli olmayabilir ama gene de kadının ruh dünyası adına açıklık getiricidir.  Örneğin; İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre kadınların ortalama 19 çift ayakkabısı varmış dolaplarında ve bunların sadece yedi çiftini kullanmakta imişler.  Keza kadınlar yaşamları boyunca 111 tane çantaya sahip olurlarmış. Bir kadının ömrünün bir yılını da giyinmek için harcadığını söylüyor aynı araştırmacılar.  Bu arada ek bir bilgi verelim; topuklu pabuç giymek 16. yüzyılın icadı ve öncelikle erkek giyeceği olarak kullanıma başlanmışmış.  Kadınlar da erkeklere öykünerek yüksek topuklu ayakkabılara merak salmışlar.  Hele şimdiler de İstanbul’un gökdelenlerine benzer yükseklikleri tercih eder oldular!

Kadının duygu dünyasına göz atınca en dikkat çeken kıstas, kadınların rakip olarak gene diğer kadınları görmekte oluşudur.  Örneğin çalışan bir kadın, amirinin kadın olmasından pek mutlu olmuyormuş. 

Kadının kendisine rakip olarak bir başka kadını görmesi, genellikle evlilik yaşamlarının en belli başlı sorunu oluyor.  Kocasını pek sevip saymasa da bir başka kadının yanında görmek kadınlar için bir karabasana dönüşüyor ve çoklukla kıskançlık kavgasına neden oluyormuş.

Duymuşluğumuz vardır, kadınlar başka kadınlara üstünlük olsun diye giyimine dikkat eder.  Makyajı ve kişisel bakımını da erkeği için değil, diğer kadınları hasetten çatlatmak adına özenle tamamlarmış.  Ki, buna katılıyorum.

Erkekler kadınlardan ilgi ve sevgi isterler, doğrudur.   Aslında kadınlar da bu iki şeyi beklerler ama yanında bir de tek taşlı yüzük olmak kaydı ile!

Evlilik planları da erkeklere göre azıcık farklıdır.  Kendisinden oldukça büyük bir kadınla evlenmek (tabii parası için) erkekler de nispeten istisna sayılır.  Ama kendisinden 20 ve hatta 30 veya 40 yaş büyük erkeklerle evlenen kadın sayısı hiç az değildir.  Tabii tek koşul, bu yaşlı erkeğin bol paralı olmasıdır.  Bu arada da eklemek gerek, bu konumu tercih eden kadınların şansı yaver gitmeyenin derdi de zengin kocanın bir türlü ölmemesidir. Ki, ayrı bir sorundur!

Bu arada ek bir bilgi vereyim; dünyanın en zengin 20 kadınının birisi hariç hepsinin serveti babadan veya zengin kocadan kalmıştır.

Kadınların çalışmayan tayfası, eşi işe gidince akşama kadar evinin tek egemenidir.  Arzusuna göre bolca kadın arkadaşını davet eder, onları ağırlar ve keyif alır bu davetlerden.   Ama bir erkek, kadının olurunu almadan bir erkek arkadaşını bile evine doğrudan davet edemez.  Hele bir kadın arkadaşını asla davet edemez  (Buna anası bile dâhildir).  Ederse, kan çıkar!

Kadınlar kendilerini beyaz atlı prensi bekleyen ve pencere kenarına konuşlanmış romantikler olarak tanıtmaya bayılırlar.  Ama en güzel aşk şiirlerini de gene erkeklerin yazmasını beklerler.  Ki, nedense aşk şiirlerini de hemen daima erkekler yazmıştır!

Kadın dünyasının bir başka farklılığı da fizyolojik temeldedir.  Kadınlar erkeklerden daha fazla tat alıcı dokulara sahiptir dillerinde.  Üstelik kadınlar erkeklere oranla daha çok renk ayrımı yapabilmektedirler.

Kadınların kalpleri erkeklere oranla azıcık daha hızlı çalışır.  Belki de pencere kenarına tüneyerek beyaz atlı prensin geçmesini beklemektendir.

Kadınların duygularını her ne kadar kara mizah tadı ile yazdım ise, sakın yanılmayın.  AK-ŞAKA kadın cinsine karşı saygılıdır.



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>