YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







AK-ŞAKA

Kitlesel Yellenmek!..
Yazar: ERDAL AKALIN | Tarih: 03/06/2013 | Saat: 19:46

Kitlesel  Yellenmek !..

Yellenmek, canlıların sindirim sisteminin çalışması sırasında oluşan doğal ve yaşamsal bir olaydır.  Tıbbi adı flatulans olup, halk dili ile de osuruk diye bilinir.

Yellenmek, mide ve bağırsaklar içerisinde biriken ve sindirim sistemi kanalında basınç yaratan gazların, sindirim sisteminin son halkası aracılığı ile dışarı atılmasıdır.  İnsanlar günlük olarak ortalama 16 kez yellenirler (osururlar). 

Soluklanırken ve konuşurken, açık olan ağız yolu ile sindirim sistemine oksijen ve azot girer.  Bu gazların bir kısmı midemizde emilirken, büyük kısmı ince bağırsaklara geçer.  Burada da gıdalarla aldığımız protein ve karbonhidratların mayalanması (fermantasyon) sonucu oluşan karbondioksit, hidrojen, metan gibi diğer gazlarla karışır.  Keza sindirim sistemi içeriğinde yer alan bakterilerin gıdalardan oluşturduğu gazlar da buna eklenir (karbon ve sülfür kökenli bileşikler gibi).

Bu biyolojik olgu sonucu sekiz metrelik sindirim tüneli, biriken gazların oluşturduğu gerilimle rahatsız olur.  Bu birikintiyi doğal yolla, makat (anus) aracılığı ile atarak rahatlamak yolunu seçer.  Ki, yellenme (osurmak) dediğimiz yaşamsal ferahlık elde edilsin diye!

Yellenme, içerdiği gazlar nedeni ile gürültülü ve kokuludur.  Özellikle selüloz içeren sebzeler (lahana gibi) ve baklagiller dediğimiz besinler yellenmeyi arttıran içerikten zengindirler.

***     

Yellenmek, insanların bir araya getirdiği toplumsal kitlelerin içlerinde oluşan ruhsal gerilimi ve yüreklerinde duydukları basıncı azaltmak amacı ile de ortaya çıkabilen sosyal tepkilere de benzetilebilir.

Toplumlar, bazen yönetsel yanlışların sürekli yinelenmesi sonucunda kendilerini tazyik altında hisseder ve toplumsal basınç yükselir.  Kanımca; Taksim Gezi Parkı adına ortaya çıkan toplumsal kalkışmayı da bu başlık altında incelemek olasıdır. 

31 Mayıs olaylarını sadece parktan köklenen beş altı ağaç için çıkmış olarak nitelemek son derece yanlıştır.  Bu hatalı değerlendirmeyi ise başımızdaki yönetici kadro, sanırım olayları küçümsemek ve kendi yönetsel yanlışlarını maskelemek için bilerek yapmaktadırlar.   Kanımca, bu olgudan AKP İktidarı ve Sayın Tayyip Erdoğan doğru mesajı almıştır, ancak konuyu saptırmak yöntemini kullanmak adına beş altı ağaç için yapılmıştır demektedirler.  Bu da yanlış siyaset gütmenin başka bir adı olsa gerektir!

***  

31 Mayıs olgusu, kitlelerin sıradan kalkışması değildir.  Bu sayfaya sığmayacak kadar nedeni vardır.  Hadi bizler birkaç tanesini anımsatalım bu yazımız da;

-          Kutlanılması engellenen milli bayramlarımız;

-          Balyoz, Ergenekon, askeri casusluk ve fuhuş davaları adı konan ve artık inandırıcılığı kalmayan yargılamalar ile orduyu ve aydınları hapsetmek;

-          Atatürk ve devrim arkadaşlarına ‘AYYAŞ’ kulpu takmak;

-          Dinimizin kutsallığını siyasette aracı kılmak ve laiklik ilkesini yok saymak;

-          İnsanlarımızı bu vatanın evlatları ve T.C. yurttaşları olarak değil, kendi iktidarının kulu olarak görmek alışkanlığını dayatmacı olarak sürdürmek;

-          Milli gelirin adaletsiz dağıtımı sonucu T.C. Vatandaşlarının yaşam kalitesini düşürmekte ısrarcı olmak;

-          Bilimsel eğitim sistemi yerine dogmatik dinsel eğitime yönelmek;

-          Kendi yandaşlarını kindarlar olarak öne çıkarmak;

-          Şehitlere kelle demek hafifliğinde özür dilememek;

-          Makarna ve kömür dağıtarak oy satın almayı meşru kılmaya çalışmak ve demokratik teamülleri yok saymak;

-          İnsanlarımıza alkolik muamelesi reva görerek alkol alanları küçümsemek;

-          Barış süreci adına ülkemizin bölünmez bütünlüğünü pazarlık konusu yapmak;

-          Oy çokluğunu, işte demokrasi budur diyerek; insanlarımıza kendi yaşam tarzını yasal yönlendirmelerle dayatmak…

      ***

Buraya bir kısmını alabildiğim siyasi yanlışlıklar, bellidir ki Türk İnsanı adına ruhsal tazyik yarattı ve sonunda da Taksim Gezi Parkı adına toplumsal kalkışma ortaya çıktı.

Tekrar ediyorum; bu kitlesel bir yellenmedir.  Unutmamak gerekir ki, yellenmeden sonra da bağırsakların def-i hacet ile boşalması da gelebilir.  Kitlesel dışkı boşalmasının altında da daima iktidar mensupları kalmıştır.  Yakın tarihimizde de örnekleri vardır!..

Ağaca Sarılmak ve Kırmızılı Kadın

Başlığın her iki vurgusu da karmaşık bir inşaat atağı olarak tanımlanabilecek Taksim Meydanı üzerine kurgulanmıştır.

Taksim Alanı güzergâhında emniyetli ve düzgün yaya yolları yapmak adı konmuş olmakla birlikte, anlaşılması güç bir mantıkla Taksim Gezi Parkı yok edilmek istenmektedir.  Bu arada izleyebildiğimiz kadarı ile meslekleri mimarlık olan otoriterler, projenin yanlışlığını ısrarla yinelemektedirler.  Özellikle artık tarihi değeri kalmamış ve yıllar önce yıkılmış olan Topçu Kışlası bahane edilerek, o civarda tek kalmış yeşil alanın yok edilecek olması da ciddi endişelere neden olmaktadır.

Topçu Kışlası’nı yeniden inşa etmenin altında yatan ana fikir, bu yeni mekâna bir AVM kondurmak ve belki de içine yıllardır telaffuz edilen bir cami inşa etmek inadından kaynak almaktadır.  Gerçi AKP İktidarı’nın söylemlerine bakılırsa, yapılacak bu inşaat külliyesi içinde kültüre yönelik bölümler de olacaktır.  Bu savın ciddiyetsizliğe en iyi örnek, yıllar boyu Taksim Alanı içeriğinde yer almış Atatürk Kültür Merkezi’nin halen onarılmasından kaçınılmakta oluşudur.

Bu davranış ise AKP düşünce sisteminin kültürel eylemlere anlaşılmaz ve çağdışı kalmış bakış açısını bir türlü revize edememesinden kaynaklansa gerektir.

Sonunda beklenen oldu ve Taksim Parkı’nın ağaçları sökülmeye başlandı.  Ancak bir grup doğa-sever ve İstanbul-sever insanlarımız tepki koymakla kalmadılar, ağaçların yok edilmesine etkin protestolarla engel olmaya çalıştılar.  Bu arada, BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder başta olmak üzere bazı CHP Milletvekilleri de eylemcilere destek verdiler.

Bu insani protestolar başka bir ülkede olsa idi, büyük olasılıkla ilgililer projeyi revize ederek insanları yatıştırmak ve orta yolu bulmak adımını atabilirlerdi.  Ama AKP İktidarı ve Sayın Başbakan, bir tür dayatmacı kimlikle olayı meydan okumak noktasına taşımıştır.  Kanımca yanlıştır ve kamuoyunu hafife almakla eşdeğer bir yaklaşımdır.

Protestoları ekranlara taşıyan haberciler, doğalarına sahip çıkmak duygusu ile heyecanlanan insanlarımızın ağaçlara nasıl cansiperane şekilde sarıldıklarını bize gösterdiler.  Sarılmak, bir objeyi sahiplenmek adına saygın bir davranıştır.  İnsancıl bir duygu köpürmesidir.

Emniyet güçleri ise coplar ve kalkanlarla yetinmeyerek eylemcilere biber gazı sıkarak, son dönemlerin gözde deyimi ile orantısız güç sergilediler.  İnsanların yüzüne ve gözüne bilerek gaz sıkan polislere, kırmızı giysili bir kadın onuru ile direndi ve alandan kaçmayarak bizlere örnek bir direniş sergiledi.  Çok yıllar önce, Tianenmen Meydanı örneği gibi, tek başına tankların önüne dikilen Çinli genç ve yürekli insanı bize anımsatarak!

Kırmızlı giysili bu yürekli ve onurlu kadını kutluyorum!

Taksim Alanı projesi, Üçüncü Boğaz Köprüsü ve yeni yapılacak İstanbul Havaalanı, belki tek tek bakarsak uygun projeler gibi düşünülebilir.  Ama gerek bütçe rakamları ve gerekse şehir bütünlüğünün gereksiz yıpratılması öne çıkartılırsa, kanımca yanlış inşaatlardır.

Örneğin; daha önce Sayın Ege Cansen tarafından önerilen ve yeniler de Pegasus Hava Yolları genel müdürü tarafından desteklenen proje, Sabiha Gökçen Havaalanı’nın büyütülmesinin çok daha akılcı ve verimli olmasına yönelik bir yaklaşımdı.  Özellikle ciddi borç yükü altında olan ülkemizin kısıtlı kaynaklarının mantıklı ve ekonomik kullanılması adına desteklenmesi gereken bir proje idi.  Ancak bu projenin eksiği, AKP adına seçim getirisi olamayacağı ve Sayın Tayyip Erdoğan için nurlu ufuklara yönelik yeni bir söylem fırsatı yaratamayacağı idi.  Bu nedenle dikkate bile alınmadı. 

Bugün, ağaca sarılarak onları korumak heyecanı duyan insanlarımızı saygı ile anmak günüdür kanımca!

Ve özellikle, yüzü hedeflenerek kendisine biber gazı püskürtülen kırmızı giysili yürekli ve onurlu kadına da saygı ve şükran günümüzdür!

Bize uygarlık ve çağdaşlık adına yüreklice ve onurlu direnişi örnekledikleri için!

Umarım her iki vurgulama da buz üstüne yazılmış yazılara dönmez!..

Kıssadan hisse: “Kapitalizm, gölgesini satamadığı ağacı keser!”  (Karl Marx).  



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Mersin İmece)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>