YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







Eğitimde İyi Örnekler – 3 Fatma Öğretmen
Yazar: VELİ BİLİCİ | Tarih: 27/10/2012 | Saat: 22:59

Rehberlik amacıyla gideceği okulun bulunduğu yeri bulmakta bayağı zorlanarak ilerledi, Yeşiköy’ün yeşillikler denizini andıran narenciye bahçeleri arasındaki etrafı çitlerle, tel örgülerle çevrili, böğürtlenlerle kamufle edilmiş dar yollarında bazen çamura batan ayakkabılarını silmeye çalışırken, kendi kendine de kızıyordu;
-Ne vardı yani otuz kırk dakikalık yolu yürüyeceğime belediye otobüsüne binseydim, üç yüz bin lira otobüs ücretinden mi korktum yoksa, diye kendi kendine söylenerek ilerlerken karşılaştığı birkaç insana da gideceği yeri sorarak ilerliyordu.Bazen yanılsa da tariflere uyarak ilerliyordu. Nihayet okul binasını görmüştü.Bahçe duvarını takip ederek giriş kapısından içeri girdiğinde;

T.C.
M.E.B.
Yeşilköy İlköğretim Okulu Müdürlüğü

levhasını görünce okulu tam olarak bulduğuna inanmıştı. Çünkü yeşil narenciye bahçeleri arasında Yeşilköy beldesine ait iki tane daha ilköğretim okulunun olması ve belde sakinlerinin sürekli göç yolu ile gelip yerleştikleri için çevrelerindeki okulların adını tam olarak bilemedikleri kanaatini taşıyordu. İçinden;
-İsmi ile müsemma bir belde, Allah’ın insanlara bir lütfu, Yeşilköy...diye düşündü.

***

Okulun bahçesinde giyimine özen gösterdiği her halinden belli olan bir bey karşıladı. Sonradan ücretli hizmetli olduğunu öğrendiği bu insanla tanıştı. Hizmetliye;
-Müfettiş arkadaşlarından gelenler oldu mu? diye sordu;
-Halil Bey ve Ethem Bey müfettişlerimiz geldiler, içerdeler buyurun, dedi ve birlikte idare odasının bulunduğu ana binaya doğru yürürlerken, öyle narin,beyefendi tavır sergiliyordu ki hizmetli Gökhan Efendi....Devlet memuru olacak adam,diye düşündü...
İçeri girdiğinde arkadaşları kendisinin yorulmuş olduğunu anlamış olsalar gerek, okulu nasıl bulabildiğini, sordular.İzah ettiğinde arkadaşları birbirlerine bakarak gülümsedikten sonra,Halil Bey;
-İskenderun Adana yolu üzerinden direk olarak Yeşilköye’e ulaşan daha kısa ve asfalt bir yolun bulunduğunu, izah ettiğinde yorgunluğu aksine bir kat daha artmıştı...Hatasını garipliğine, bölgenin yeni müfettişi olmasına bağlıyordu. Ama olsun,bir daha ki geldiğimde elimle koymuş gibi bulurum.... diyerek, kendisini teselli eden cümleler sıralıyordu....

Görev dağılımı sonucunda gittiği bir sınıfta, yaptığı görüşmelerin kendisinin dinlenmesini sağlayacak, dinlendirecek, yorgunluğunu giderecek türden göstergeler ortaya koymaması, stresinin  artırması büsbütün yorgun düşmesini sağlamıştı. Zil çalıp teneffüse çıkıldığında yorgunluğunu dağıtmak için okulun bahçesinde gezinirken, okulun bulunduğu mahallin ne kadar güzelliklerle bezeli olduğunu görmemek,bu güzelliklerden istifade etmemek için insanın görme engelli olması gerektiğini düşünürken; bir yandan da Bingöl,Hakkari,Şırnak ve K.Maraş’ta.... doğa şartlarının çok zor ve acımasız olduğu yerlerde memleketinin çocuklarına hizmet eden, can öğretmenler geçti aklından. Memleket sevdalısı, irfan ordusunun rütbesiz neferleri,eğitim gönüllüsü öğretmenler...Can öğretmenler. Eğitebilmek için, öğretebilmek için bu yola baş koyan, can koyan öğretmenler, Can öğretmenler...
Ülkesinin çocuklarının aydınlanması için can veren, kan veren öğretmenler... Geçiyordu akından... Sonra; Bilici’nin 1995 yılında Hakkari Şehitler Abidesi’ni ziyareti sırasında yazdığı “Cahil Çocuk” adlı şiirinden bir dörtlük dökülüyordu dudaklarından;

............
“Cehalete ışık olan,
Yiğide kurşun sıkılmaz.
Dinle beni cahil çocuk;
Kurşunla;
Yurt aydınlatılmaz”
..............

Duygu denizinde yüzerken, içeri giriş için ders zilinin çalması ile irkildi. Ziyaret edeceğim bu öğretmen bari... diyerek, idare binasına doğru yürürken birden 1998 yılı Haziran ayında bir süre çalışma ortamında birlikte bulunduğu, bu süre içerisinde tanıdığı ve ön sezileriyle geleceğin en iyi öğretmenleri arasında olacaklarını düşündüğüm beş – altı öğretmenden bir tanesi ile göz göze gelmişti. Ama biraz tereddüt vardı içinde... Kendisini tam olarak O’nun da hatırlayamadığını düşündü. Hatta yanılabilirim düşüncesiyle tanışmayı bir sonraki teneffüse bırakarak adımlarımı hızlandırdı. Rehberlik çalışmaları sırasında 3. sınıf öğretmenleri zümre toplantısı tutanağının altında gördüğü isim yanılmadığını doğrular gibiydi. Teneffüste düşüncesini daha da pekiştirmek için okul müdüründen personel listesini ve giden yıla ait teftiş raporları dosyasını istedi. Aynı ismin orada da olduğunu gördü.Okul müdüründen,öğretmen  hakkında aldığı bilgeler de çok güzeldi...
-İyi bir öğretmen.
1998 Haziran’ındaki tespiti, ön sezgileri ve kısacası altıncı hissi; kendisini haklı çıkartmıştı. Bu haklı çıkmanın verdiği gururla;
-Teşekkürler Bayan Onursal... diye geçirdi aklından.

***


Okul müdürünün odasından ayrılıp ziyaret edeceği bir başka öğretmenin sınıfına doğru ilerlerken; içinden bu öğretmen bari...diye düşünürken, öğretmenler odasının önünde Müfettiş Halil Bey;
-Müfettiş Bey, görüşeceğiniz öğretmenimiz burada diye seslendi kendisine.Halil Bey ve yanında bulunan bayan öğretmene doğru yaklaştı.Halil Bey tanıştırmaya başlamıştı bile...
Belki bahçede öğrenciler arasında görseydi öğrencilerden ayırt etmekte zorlanacağı kadar çok genç, narin, bir hanım efendi öğretmenle karşı karşıyaydı... Fatma Öğretmenle.Birlikte ilerlediler dersliğe kadar. Sınıfta uygun bir yere oturup Fatma Öğretmenin dersini dinlemeye öylesine dalmıştı ki teneffüs zilinin çaldığında, zamanın ne de çabuk geçtiğini düşündü. İkinci dersin başından itibaren bir masada oturup planlamadan, rehberliğe, eğitsel kollardan belirli gün ve haftalara, eğitimden-öğretmeye, okumadan-yazmaya ve çok değerli edebiyat şahsiyetlerimiz üzerine, çok detaylı bir görüşmeden sonra hızını alamamış olmalı ki bir Türkçe dersi öğretmeni olarak, kendisinin okuması gerektiğine inandığı bir kitap tavsiye etmesini istediğinde;
-R.Atay’ın Çankaya’sı dedi.
-Okudum, dedi.
-R.N.Güntekin’in Yaprak Dökümü,dedi.
-Okudum,dedi.
-.....
-......
-......
-Okudum,dedi.
Fatma Öğretmenle birkaç kitap üzerine konuştular.Öğrencilerin seviyelerine uygun kitaplardan bahsetti.Bu kitapları öğrencilerine tavsiye etmesini, onların okumalarını sağlamasını söyledi.Ömer Seyfettin’in; And, Kaşağı ve Mermer Tezgah’ından bahsetti. Sonra; Cengiz Aytmatov’un Elveda Gülsarı romanı üzerine ve Arzu ile Kamber hikayesi üzerine konuştular..Sebahattin Engin’in “Efsane Öğretmen” adlı kitabından bahsetti.Bu kitabı okumadığını söyleyince, içinden bu kitabı Fatma Öğretmene temin etmesi gerektiğini düşündü. Hatta tüm aday öğretmenlere temin etmesi gerektiğini düşündü...gözünün önünden öğretmenler geçti, Köy Enstitülü, Öğretmen Okullu öğretmenler geçti...Yusuf ÇERÇİ, Bekir TAŞ, Nazmiye ÖZDEMİR, Cengiz KAYRAN,Vakkas ÖZÜPAK ve Mehmet KILIÇ... Nice adsız kahramanlar geçti. Karlıova geçti, Solhan geçti, Hüseyin Hüsnü TEKIŞIK geçti.Yüksel ÖZGÜN  geçti... Aytaç AÇIKALIN geçti. Örnek alınacak, eli öpülecek öğretmenler geçti...

***

Bütün günün yorgunluklarının geçtiğini düşündü. Bir anda güne yeni başlamış gibi zinde ve canlı hissetti kendini...Mutluydu, sevinçliydi...Teşekkür edip ayrılmıştı Fatma Öğretmenin sınıfından.
Bu mutlulukla teneffüs saatini yine bahçede öğrenciler arasında gezerek geçirmeye çalıştı. Öğrencilerden birkaçı yanına yaklaşıp;
-Öğretmenim “televizyon faydalı mı,zararlı mı” diye bir soru yönelttiler kendisine.
-Ne o, münazara konusu mu bu yoksa? dediğinde, aldığı cevap;
-Evet, olunca; yine mutluluğu katmerleşmişti. Söylediklerine göre iki-üç tane öğretmenleri bu konu ile ilgileniyormuş. Namık Öğretmen........, Fatma öğretmen... Bu öğretmenler Allah’ın bir lütfudur Yeşilköy İlköğretim Okulu öğrencilerine... Teşekkürler öğretmenlerim size, teşekkürler Milli Eğitimin genç neferleri,teşekkürler Fatma öğretmenim.Ve teşekkürler. Daha mesleğinin birinci yılını yeni bitirmiş Fatma Öğretmen gibi öğretmenleri yetiştiren Trakya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim görevlileri, teşekkürler.Teşekkürler bu gençlerin yetişmesinde emeği olanlar....teşekkürler kıt kaynaklara rağmen fırsat yaratmaya çalışan Dörtyol İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, teşekkürler Yeşilköylüler... diyerek adeta mutluluktan uçarcasına tamamlamıştı Bilici, o günkü görevini.

Veli BİLİCİ-HATAY

 

 



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>