YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







SAVAŞ MI, BARIŞ MI?
Yazar: MAHMUT TEBERİK | Tarih: 16/09/2012 | Saat: 12:41

(*) Bir roman, 1. Dünya Savaşı, Batı Cephesi ve bir asker anlatıyor: “Yüz elli kişilik bölüğümüz bir çatışmada yetmiş askerini kaybetti. Kalan seksen kişi, yüz elli kişilik yemeğe konduğumuz için bayram ettik adeta göbek attık.

Bir yanda vatan, millet, sakarya diyerek nutuk atanlar, yazılar yazanlar ve bizleri savaşa gönderenler, diğer yanda cephede yaralanan ve ölen bizler… Bir yanda vatan borcunun dünyada her şeyin önünde geldiğini söyleyenler, diğer yanda can çekişme acısının daha güçlü olduğunu yaşayarak gören bizler…

Cephe öncesi on haftalık bir eğitim. Rahat, hazırol, selam dur, tüfek çat, sağa marş, sola çark, vb. kişiliği yok eden emir kulu haline getiren eğitimler. Her kademe bir alttakini eziyor, sindiriyor, sorgulama yeteneğini yok ediyor ve savaşta ölmeye hazır hale getiriyor.

Toprak, toprak, toprak! Dünyada kimsenin gözünde toprak bir askerin gözündeki gibi kutsal olamaz. Asker ateş hattında kendini boylu boyunca yere attığında, ölüm korkusuyla yüzünü toprağa bastırıp, ellerini ve ayaklarını yere geçirdiği anda toprak onun tek arkadaşı, kardeşi, anasıdır. Asker korkusunu ve bağırışını toprağın sessizliği ve güveni içinde yatıştırır. Toprak onu bağrına basar, ona yeniden can verir.

Bu yeni hayatın süresi bazen birkaç saniyeciktir. O zaman da toprak kollarını askere sonsuza kadar açar. Ufkun bir ucundan diğer ucuna titrek bir kızıllık yayılmış. Bataryalardan yalımlar fışkırıyor. Fişekler havada ipek paraşütler gibi açılıp usulca salınarak düşüyorlar. Her yanı gündüz gibi aydınlatıyorlar. Top gümbürtüleri tek bir uğultu gibi derinleşiyor, sonra yine ayrı ayrı patlamalar halinde işitiliyor. Makinalı tüfekler kuru bir sesle takırdıyor. Başımızın üstünde mermi vızıltıları… Yanımda cepheye yeni gelmiş acemi bir asker. Top sesinden ödü patlamış, elini sakınarak arka tarafına götürüyor ve perişan bir halde bana bakıyor. Hemen anladım, donunu ıslatmış. Zehirli gaza maruz kalan erler sabahtan akşama kadar boğulurcasına öksürüyorlar ve kavrulmuş ciğerlerini azar azar, pıhtı pıhtı kusuyorlar.

Mezarlıktayız, sabaha kadar süren bombardıman bitmiş. Mezarlık bir viraneye dönmüş, tabut ve cesetler ortalığa saçılmış. Bu ölüler ikinci kez öldürüldüler bu gece. Fakat mezardan püskürtülen cesetlerden her biri bizden birine siper olup canımızı kurtardı. Delirdi bir asker. Sözden anlamıyor. Ağzı salyalar içinde, çevresine saldırıyor. Dövdük onu ve biraz sakinleşti. Derken sığınağın tam üstüne bir gülle düştü, duvarlar her yandan çatladı. Deliren biri fırladığı gibi dışarı koştu. Sonra bir bağırtı daha. Kendimi yere atıverdim. Yeniden ayağa kalktığım zaman siper duvarının dumanı tüten şarapnel, et ve üniforma parçalarıyla sıvanmış olduğunu gördüm.

Bombardıman, mermi, mayın, zehirli gaz, tank, makinalı tüfek, el bombası… Bir yığın yavan sözcük… Yüzlerimiz kan ve çamura batmış, zihinler perişan, yorgunluktan bitkin haldeyiz. Gözlerimizin içi ateş düşmüş gibi yanıyor, ellerimiz, dizlerimiz paramparça, dirseklerimizin derisi yüzülmüş, kanıyor…”

Bu asker, 1918 yılının Ekim ayında vuruldu. Bütün cephe boyunca o kadar sakin, kımıltısız bir gündü ki!.. O günkü ordu bildirisini bir tek söze sığdırabildiler: “Batı cephesinde yeni bir şey yok.” Evet sevgili okur, bir cephede on yedi on sekiz yaşındaki liseli askerlerin yaşadığı acının, ıstırabın, ölümün öyküsünden kısa kısa alıntılar ve en sonunda kendi sonunu sundum size.

Bu vahşeti bizim gibi sıradan yurttaşlar anlayabilir. Ama askerliğini kantinde yapan, çürük raporu olduğu için askere gitmemiş birinin babası olanlar anlayamaz.

Kendilerini Ortadoğu’nun hatta bütün İslam aleminin önderi gibi gören yöneticiler anlayamaz.

Çünkü onlar kendilerini Fatih ya da Kanuni gibi görmektedir. Hal böyle olunca da bu emelleri için Anadolu’nun gençlerini harcamaktan çekinmezler.

Genişletilmiş Ortadoğu projesinin eş başkanı olanlar, oturdukları koltukları bu acılar ve gözyaşları üzerine inşa edenler bu acıları, ıstırapları anlayamaz. Çünkü onlar kraldan daha fazla kralcı, Amerikan çıkarlarının bölgemizdeki jandarmalığına soyunmuştur.

“Sayın ÖCALAN, önce kellelerin hesabını versin” diyenler, “birkaç Mehmet öldüğünde Meclis toplanmaz” diyenler bu acıları anlayamazlar.

Komşularla sıfır sorun diyerek yola çıkıp sonra da ülkemizi bütün komşularla sorunlu hale getirenlere, Suriye ile bir savaşın eşiğine getirenlere, İran’la ciddi bir gerginlik içine sokanlara bu romandan esinlenerek bir önerim var.

Eskiden bizim Tarsus’un köylerindeki düğünlerde güreşler tertip edilirdi. Güreşler çocuklardan başlar büyüklere doğru giderdi. Bu güreşlerde en son galip gelen kişinin köyü güreşte galip ilan edilirdi. Bu örnekten yol çıkarak, Suriye sınırında dünyaya örnek olacak bir toplu eğlence düzenleyelim. Davullar, zurnalar, mızıkalar çalsın. Suriye ve Türkiye’nin halk oyunları oynansın. Masalarımızda Suriye’nin Arak’ı, Bizim rakımız olsun. Yiyelim, içelim, kendimizden geçelim. Her iki ülkenin savaş isteyen yetkilileri de güreşsinler biz de seyredelim. Güreşte yöntemi; grekoromen ya da serbest sitil, kendileri belirlesin ve yenilenlerin sırtları yere gelinceye kadar kapışsınlar. Kim galip gelirse onun ülkesi savaşı kazanmış sayılsın. Eğlenceye katılan bizler ve Suriyeliler de galip geleni alkışlayalım ve güle oynaya geri ülkelerimize dönelim. Böylece bizleri yönetenler savaşmış olurlar, bizler de barış içinde yaşar gideriz. 1

(*) Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok, 1929, Erich Maria Remarque (Asıl adı: Erich Paul Remark) (d. 22 Haziran, 1898 – ö. 25 Eylül, 1970),



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(Yeni Adana gazetesi)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

  • ÇAY ÜRETCİSİ KENDİ ÇAYLAĞINDA İŞÇİ HALİNE GELDİ
    14/05/2017
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE      AFYONU YASAKLATTILAR >>

Devam >>