YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







CARİ AÇIK VE TASARRUFLAR
Yazar: KORAL ÇEPNİ | Tarih: 23/06/2012 | Saat: 00:28

             Türkiye 1950’lilerden beri cari açık sorunu ile yaşamaktadır. Sorun zaman zaman ağırlaşmakta, ekonomiyi küçülmeye zorlamakta, kişisel gelirlerde ve şirketlerin faaliyetlerinde önemli olumsuzluklar yaratmaktadır. Yıllardan beri süregelen cari açık araştırmaları ekonomik büyüme hızlı bir şekilde arttıkça cari açığın karşımıza daha büyük bir sorun olarak çıktığını ve sonunda ekonomik büyümeyi baskı altına aldığını bize söylemektedir. Ekonomik büyümenin en önemli yapı taşları ise harcamalar ve yatırımlardır. Cari açık kaynaklı krizler ise gelirlerin ve tasarrufların üzerinde bir harcama yapılması sonunda alacaklıların artık riski daha fazla almamaları gerektiğine inandıklarında borç vermeyi kesmeleri ve borçla yapılan harcamalar ve yatırımların devam edilememesi sonucunda ekonomik büyümenin, tarifi gereği düşmesi ile oluşmaktadır. Büyümedeki düşüş bazen küçülmeye de dönüşebilmektedir, tıpkı Türkiye’nin 2001 ve 2008’da yaşadığı gibi.  Türkiye hızlı nüfus artışına iş bulmak, halkının düşük gelir seviyesini arttırmak amacı ile hep yüksek oranlı büyümeye ağırlık vermiş, ancak buna yeterli bir gelir ve/veya birikime sahip olamadığı için istenilen büyümeyi hep dıştan gelen gelirle-borç, doğrudan yabancı yatırım, portföy yatırımları, kaynağı belirsiz paralar-gerçekleştirilmiş, bu gelirin olmadığı zamanlarda ise büyüme düşmüş, hatta ülke küçülmeye gitmek zorunda kalmıştır. Peki, ne olsaydı da, harcamalar ve yatırımlar gelirlerin üzerinde bile olsa, en azından kısa vadede belli bir oranda ekonomik büyüme sürdüre bilinir idi? Hane halkı ve devletin yeterli birikimi!

             Şöyle bir örnek verelim: aylık 100 TL geliriniz var ve bu güne kadarki çalışmalarınızın sonucunda 2100 TL tasarrufunuz oldu. Aylık yatırım ve diğer harcamanız da 70 TL olsun. Eğer birden işsiz kalırsanız 30 ay boyunca harcamalarınızı ve yatırımlarınızı sanki hiç işinizi kaybetmemiş gibi sürdürebilir, bu arada da yeni bir iş bulunca tekrar birikimlerinizi zaman içinde eski düzeyine çıkarta bilirsiniz. Ülkelerde benzer davranış göstermektedirler. Yeterli birikimleri olan ülkeler küresel ekonomi yavaşladığı veya para akımları kesildiği zamanlarda da bu birikimlerini yatırım ve harcama olarak kullanıp halklarına sürdüre bilinir bir ekonomik büyüme sağlaya bilirler. Dolayısı ile bir ülkede yaşayan bireylerin ve devletin tasarruf etmesi, gelir üzerinden tasarruf oranına önem kazandırmaktadır.

             Hepimiz biliyoruz ki Türkiye’de hane halkının tasarruf oranı düşüktür; son istatistiklere göre %12 civarında.  Tasarruf oranının bu kadar düşük olmasının birkaç nedenini burada saymakta fayda vardır:

-Yüksek enflasyon bireyleri tasarruftan kaçırmakta, daha fazla harcamaya itmektedir. Son 1 yıldaki yüksek enflasyon ve seçim kazanmak amacı ile ekonomik karar vericilerin 2011 yılında tüketimi körüklemelerinin tasarruf oranı üzerinde olumsuz etkileri olduğunu düşündürmektedir.

-Yine ekonomik karar vericilerin “faizleri sıfırlama” veya tasarrufçuya “reel faiz vermeme” gayretlerinin tasarrufçuyu ürküttüğü, kaçırdığı var sayıla bilinir.

-Harcama ve borçlanma teşvik edilmektedir, tasarruf değil. 

-Ancak hane halkı geliri zaten küçüktür, tüketime açtır, dolayısı ile tasarrufa ayıracak para da sınırlıdır.

             Tasarruf düşüklüğünün nedenleri belli ise, bu nedenlerin üzerine gitmek gerekmektedir.  Her şeyden önce tasarruf ekonomik karar vericilerin izledikleri politikaların bir sonucudur. Dolayısı ile ancak tasarrufu özendirmeye dönük bir politika izlenir ise, tasarruf edebilme olanağına sahip bireyler birikim yapmayı değerlendireceklerdir. Bireysel menfaat tüketimde yatıyor ise niye bireyler tasarruf etsinler? Bu değerlendirmeyi yaparken bireyler tasarruflarının her şeyden önce enflasyon karşısında değer kaybetmeyip, tam tersine değer kazanacağından emin olmak isteyeceklerdir. 2012 yılında gördüğümüz gibi %11’i geçmiş enflasyon oranları karşılığında devlet tahvillerinin vergi sonrası en fazla %10’larda faiz getirmesi tasarrufçuları reel değer kaybına uğratmakta, zaman içerisinde birikimlerinde gerçek anlamda düşüşler yaşatmaktadır. Banka mevduatları içinde aynı yorumlar geçerlidir. Elbette birikimlerin gideceği tek yer devlet tahvili veya banka mevduatı değildir. Kişi gayrı menkule, hisse sentlerine, emtialara vs de yatırım yapabilir. Ancak bu yatırımların bir kısmı çok yüksek birikimler gerekmekte veya spekülasyon sınıfına girmektedir. Türk halkının çoğunluğunun spekülasyon yapacak kadar birikimi yoktur. Dolayısı ile mevduat ve devlet tahvili tasarrufları değerlendirmek için çoğu zaman tek seçenek olarak kalmaktadır. Burada mutlaka birikime enflasyon üzeri net bir getiri sağlanması tasarrufların teşviki açısından önemlidir. Sıfır faiz veya sıfır reel faiz tasarrufları teşvik edecek politikalar değildir. Reel faiz verile bilinmesi için enflasyonun düşmesi gerekmektedir. Türkiye’de enflasyon sürekli olarak %5’in altında kalmalıdır ki, birikimlere bu rakamın üzerinde1-2 puan verile bilinsin. Sonuçta mevduata verilen yüksek faiz oranları ekonomiye yüksek kredi faiz oranları olarak geri dönmekte ve yatırımları olumsuz etkilemektedir.  Tasarrufların artması için bir başka yol da hane halkı geliri arttırmak ile olabilir. Hane halkı gelir artışı daha çok istihdam ile sağlana bilinir. Haziran 2012 TUIK rakamlarına göre çalışma yaşındaki kişilerin Türkiye’de sadece %48,4’ü istihdam edile bilinmektedir. Erkeklerde bu oran her ne kadar %70’e dayanmış ise de kadınlarda hala %27’de kalmaktadır. Türkiye’de hane halkı gelirini arttırabilmek için mutlaka kadınların da iş hayatına daha fazla girmeleri gerekmektedir. Artan gelirin önemli bir kısmı bastırılmış harcamalara akacak ise de bir kısmı da mutlaka tasarrufa gidecek, tasarruf oranı ülke olarak artacaktır. Ancak her kadına 3 çocuk projesi ile kadınların iş hayatına daha fazla girmeleri çelişkili görülmektedir. Ayrıca sadece üretimi arttırmak yerine üretimin katma değerini de arttırmak, dolayısı ile çalışanlara daha kalifiye ve ücreti yüksek iş yerleri sağlayabilmek hane halkı gelirine ve tasarruf oranlarına olumlu katkılarda bulunacaktır. Bireysel emekliliğin teşviki olumlu, ancak tek başına yetersizdir. 

             Özellikle Uzak Doğu ülkeleri yüksek tasarruf oranları ile son yıllarda yatırımlarını da yüksek tutabilmişler, yüksek ekonomik büyüme oranlarını sürdüre bilinir hale getirmişler ve halkın refah seviyesini arttıra bilmişlerdir. Bu ülkelerin cari açık krizi yaşamamaları dikkat çekicidir.

18 Haziran 2012



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (2) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

  • ÇAY ÜRETCİSİ KENDİ ÇAYLAĞINDA İŞÇİ HALİNE GELDİ
    14/05/2017
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE      AFYONU YASAKLATTILAR >>

Devam >>