YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







2010-2020 KAYBEDİLECEK 10 YIL?
Yazar: KORAL ÇEPNİ | Tarih: 15/11/2011 | Saat: 20:53

 

             Bugün yaşları 40 civarında olan ekonomiyle ilgilenen hemen herkes Türkiye’nin 1990-2000 arasındaki yıllarını finansal krizler (1994, 1999), yüksek enflasyon (%100’ün üzerine çıkan yıllar), düşük büyüme, politik çekişmeler (sürekli değişen koalisyonlar), kişisel hırslar (politik güç sahibi bireyler arasında) ve terör içinde nasıl boşa harcadığını anımsayacaktır. Tıpkı 70’li yılları heba ettiği gibi! Her iki dönemin arkasından da maalesef toplumun en az yarısı tarafından çok olumsuz değerlendirilen güçler iktidar erkini ele geçirmiştir.  Şimdi benzer risklerin Avrupa Birliği (AB) ve Amerika Birleşik Devletlerinde (ABD) oluşması ihtimalinin yükseldiği gözlenmektedir. Avrupa’da kaybedilen 1930’lu yılların ardından ne acıların geldiği sanırım herkesin bilincindedir.

             ABD ve AB’nin önümüzdeki 10 yılı kaybedebileceği riski ilk olarak IMF tarafından dile getirilmiştir.  Peki, önümüzdeki 10 yıl bu günün penceresinden nasıl görülmektedir?

             Özellikle AB’de 2012 yılında başlaması muhtemel ekonomik durgunluğun sonunda kendini yavaş bir büyümeye bırakması (%1’in altında) ve ülkelerin borç sıkıntısı ve bankaların sermaye ihtiyaçları halledilene kadar bu şekilde sürüp gitmesi bugün en muhtemel senaryo olarak ortaya çıkmaktadır. Burada olumsuz senaryo İtalya büyüklüğünde bir ülkenin iflası ve Avrupa para birliğinin dağılmasıdır. ABD’de ise seçim yılı 2012’de ekonomi 2011’e göre daha  canlı bile olsa, yıllık GSYIH rakamına yaklaşan iç borç yükünün azaltılması zorunluluğu burada da büyük ihtimalle %2’nin altında bir büyüme getirecektir. Düşük büyümeye rağmen özellikle petrol ve tarım ürünleri fiyatlarındaki beklenen artışlar enflasyonu yükseltecektir. Bu da faizlerin bu günkü seviyelerinin üstüne çıkmasına yol açacaktır. Faizlerin artması ekonomik aktiviteyi ayrıca olumsuz etkileyecektir. Durgunlukta enflasyon (=stagflasyon) riski göz ardı edilmemektedir. ABD ülkesindeki yeni petrol yatakları ile bu olumsuzluğu kısmen daha az zararla atlatabilecektir. Avrupa bankaların silmek zorunda kalacakları Yunanistan dışındaki diğer borçlu ülkelerden de oluşan alacaklar bankaların kredi verme kapasitelerini önemli ölçüde sınırlayacak ve toplamak zorunda kalacakları ek sermaye gene kredi imkanları üzerinde sınırlayıcı bir etkide bulunacaktır. ABD kendi para basma yeteneği ve ekonomik durgunluğu enflasyondan daha riskli görmesi nedeni ile bu sıkıntıları daha hafif atlatabilir. AB ve ABD hükümetleri geçmişteki aşırı borçlanmaları yüzünden borçlanma yoluyla ek talep yaratamayacaklardır. Bu da ekonomik büyüme olanaklarını ayrıca sınırlayacaktır. Asya ve Güney Amerika’daki ekonomik büyüme maalesef AB ve ABD’deki düşük büyüme oranlarını kompanse etmekte yeterli olamayacaktır.

             Bu olumsuz gelişmeler elbette Türkiye’yi de negatif olarak etkileyecektir. Öncelikle petrol ve gıda ürünlerinin fiyat artışlarından kaynaklanan yüksek enflasyon ve AB ve ABD artacak faizler Türkiye’de de faizlerin yükselmesine neden olacaktır. Halkın düşük satın alma gücü sonucu vadeli satışlara odaklanmış perakende sektöründe satışlar düşecek, bunun sonucu olarak sanayi üretimi de olumsuz etkilenecektir. Öncelikle otomotiv, beyaz eşya, mobilya, diğer dayanıklı tüketim malları ve konut üretim ve satışları zarar görecektir. Satışların zayıf gitmesi, üretimin istenen düzeyde olmaması yatırımların da düşmesine neden olacaktır. Tüm bunların sonucu olarak işsizlik düşmeyecek, belki de artacaktır. Artan işsizliğin yaratacağı sorunları hepimiz tahmin edebiliyoruz sanırım. Türkiye’nin ihracatının hemen yarısını gerçekleştirdiği AB’de ekonominin yavaş gitmesi ihracat artışımızı sınırlayacak, iç talebin aynı kalması halinde bile cari açığımız büyük ihtimalle artacaktır. Bu da sonunda Türkiye’ye açılan kredilerin sınırlanmasına ve/veya ek ve yeni garantiler istenmesine yol açacaktır.  Dışardan gelen sıcak paranın çekiminin devamı için faizler gittikçe yükseltilmek zorunda kalına bilinecektir. Aksi takdirde Türk Lirası ciddi oranda sürekli olarak değer kaybına uğrayacaktır. Yüksek faizlerin veya önemli oranda devalüasyonların ekonomiye etkisine burada bir kere daha değinmek gereksiz görülmektedir.

             Türk özel sektörü önümüzdeki dönemde muhtemel ekonomik sorunlarla baş edebilmek için öncelikle öz kaynaklarını arttırmak zorundadır. Bu da temettü/kar payı dağıtmayıp, mümkün olduğu kadar tasarrufa uyarak sermayeyi arttırmak yolundan geçecektir. Şirketlerin döviz alacak ve borçlarını dengelemelerinde fayda olacaktır. Dolayısı ile AB ve Orta Doğu/Kuzey Afrika dışında yeni pazarlara açılma mecburiyeti doğmaktadır. Şirketler ürünlerini, ambalajlarını, garanti ve servis hizmetlerini, dağıtım politikalarını, tanıtım felsefelerini yeni pazarların şartlarını düşünerek belirlemeli ve gerekir ise organizasyonlarını da bu yönde değiştirebilmelidirler. AB’de ise bence sorunun kalıcı tek çözümü Avrupa Merkez Bankası’nın da Amerikan Merkez Bankası gibi yapıp, sıkıntıda olan ülkelerin bonolarını sorunlar düzülene kadar, gerekirse enflasyonda belirli bir yükselişi de göze alıp, satın almasında, bundan sonra da kural dışına çıkan ülkelerin birlikten atılmasında yatmaktadır. Borçlu ülkelerin borçlarını ödeyebilmelerinin tek yolu bugün için enflasyon yaratmak, Euro’nun değerini düşürmek ve yeniden büyüme politikaları uygulamaktan geçmektedir.

 

15 Kasım 2011



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>