YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







Bir adamın hikayesi...
Yazar: BURAK SERBEST | Tarih: 10/06/2008 | Saat: 13:01

Kayıp İki Günüm

Uzun boyluyum. Koyu kahverengi gözlerim var. Saçlarım hafif dalgalı; rengi ise beyaz. Yoo, yaşlı falan olduğumdan değil henüz otuzumdayım. Karamsar Dante’ye göre bile daha yolun yarısına ulaşmadım. Babamın da saçları erken ağarmış. Şimdi sorsam ona: “baba neden saçlarım bu kadar erken beyazladı?” “Bir yuva kuramadın ya, ondan” der. Halbuki kendisi henüz 21 yaşındayken evlenmiş olmasına rağmen; otuzuna bile gelmeden benimki gibi ak saçları olduğunu hatırlıyorum.

            Evet doğru, bu yaşa geldim ve hala bir kız bulamadım. Çirkin falan olduğumdan değil, hatta bana sorarsanız gayet de çekiciyim. Ama huysuzluğumdan olabilir belki. Ak saçlarıma huysuzluk da eklendi mi; 80 yaşındaki dededen farkım kalmıyor.

            Geçenlerde güzel bir bayanla tanıştım. Gözleri koyu kahverengi, saçları keskin ve doğal olduğunu yüz metre öteden belli eden bir sarı. Boyu boyuma! Aa unuttum değil mi, saçları beline kadar geliyor; sevmek için uzun bir yol.

            Yanına iliştim hemen; nereden, kimlerden olduğunu sordum. Cevap vermedi. Biraz ısrar ettim faydası olmadı. Yine de yanına oturacağım senin, eğer sıkılırsan kalkar gidersin dedim; ses etmedi.

            Bu güzel hanımla tanıştığım gün, muhteşem bir hava vardı. Hizmetçim sabah ilaçlarımı getirdi yanı başıma koyuverdi. Hizmetçimiz itina ile seçilmiş olan güzel, temiz, iyi huylu bir hanımdır ve beyaz bir elbiseden başka bir şey giymesi yasaktır. Zaman zaman atıştığımız olur, bana kızar; ilaçlarımı içmemi ve doktorun tavsiyesini dinlemem gerektiğini söyler. Ona kalırsa eğer dediğini yapmazsam böbreğim ile ilgili sorunla baş edemezmişim. Ama yine de her şeye rağmen iyi kadındır.

            O gün havanın çok güzel olduğunu söylemiştim değil mi? Yaklaşık iki haftalık kapalı havayı inatla yaran güzeller güzeli sarışın bir güneş var karşımda. Hayranım sana, bedenimin her yerinde seni hissedince sanki sarışın güzel bir kadınla sevişiyormuş gibi hissediyorum kendimi. Eğer geceye ve gündüze; güneşe ve aya bir kimlik verecek olsaydım; güneş Marilyn Monroe ay ise ak saçlı ben olurdum.

            Oturduğum evin penceresinden baktığımda, kapana sıkıştığımı hissettiğim her an oraya kaçabileceğimi ve hayatımın sonuna kadar kalabileceğimi düşündüğüm bir park görüyorum. Güzel kavak ağaçları, süslü bir havuzu, yemyeşil çimi hatta ortasında güzel bir heykeli olan benim küçük barınağım. İnsanın kapana sıkıştığında kaçabileceği bir yerin olması ne güzel!

            Günlerden Cuma olmalıydı; evet eminim, günlerden Cuma idi. Çünkü onunla Cuma günü, sabahın erken saatlerinde tanıştığım için çok mutlu olmuştum. Kendi kendime haftanın son iş gününde, sabahın öğlene yaklaşan şu dakikalarında eğer burada oturuyorsa oda benim gibi aylağın tekidir demiştim.

            Yanına ilişmeden önce kendime çekidüzen verdim, saçlarımı geriye doğru attım ve “iyi günler, ben yazar Ulaş” dedim. Yazar olmak seçebileceğim tek kimlikti çünkü! O güne kadar özgür olarak yaptığım tek şey yazmaktı.

            Güneş gibi hayati bir olgunun rengi ve benliği ile bu kadar uyum içinde olan bu kadın, bana bakmadı bile. Gündüz ile gece kadar farklı oluşumuz mu, yoksa onun güneş benim ay oluşumdan dolayı mı, biz o gün hiç konuşmadık? Adını söylemesi için bin bir yolu denedim, birçok soru sordum ama yok. O gördüğüm en inatçı kadındı; sanki karşımda bütün hisleri alınmış bir deliden başkası yoktu.

            Her gün on dakika bile olsa etrafını söyle bir dolandığım bu park; topu topu dokuz tane banktan oluşan küçük bir yer. Sabahtan beri size tarif etmeye çalıştığım bu kadın, işte bu parkın en köşesindeki bankta oturmaktaydı. Sanki, herkesten ve her şeyden gizlenmek isteyen köşesine çekilmiş bir güzellik.

            Yüzünün o mimiksizliğinde bile; korku ve güzellik ile harmanlanmış asaleti görebiliyordum. İtiraf etmek gerekirse, ne kadar da dayanılmazdı. Dudaklarının pembemsi güzelliğinden bu günün güneşli bir gün olduğunu anlayabiliyor ve dolgun dudaklarının kırmızıya çalan güzelliğinden güneşin yansıdığını görebiliyordum. Elleri de bir o kadar güzeldi uzun saçlı meleğin. Biraz önce güneşe verdiğim Marilyn kimliğini alıp bu tanımadığım güzel bayana vermek istedim.

            Uzun bir süre konuşmaya çalıştıktan sonra hiçbir cevap alamayınca sinirlenip hemen bir sigara yakıverdim. O ana kadar, açık havaya çıktığım anda bastıramadığım sigara içme isteğimi kontrol altına almıştım. Çünkü parka ilk adımımı attığımda gördüğüm sarışının benimle konuşmak isteyeceğini hatta hatta belki de birkaç saat konuştuktan sonra onu dudağından öpebileceğimi hayal etmiştim. Kendi kendime bu ilk öpüşmeden sonra yüzünü ekşiterek iğrenç deyip, sana çaktırmadan yere birkaç tükürük saçtıktan sonra dönüp sen sigara mı kullanıyorsun diye sormasını mı istiyorsun dedim. Şu anda, bir sigara yaktığım için sakın onu artık öpemeyecek olduğumu kabullendiğimi düşünmeyin. O sadece iyi ve kokusuz bir ilk öpüşme hakkını beni sinirlendirdiği için kaybetti.

            Onun hissiz bir şekilde devamlı baktığı yere ben de bakmaya başladım. Parkın ortasındaki o gösterişli heykele bakıyordu. Heykel ile figürleştirilmiş olan erkeğin benden daha mı yakışıklı olduğunu düşündüğümü hatta onu bir süre kıskandığımı size itiraf etmeliyim. Ben bir heykeli kıskanabilecek kadar beğenmiştim onu, ne yapabilirim ki!

            Heykele bakar bir şekilde yaklaşık dört beş saat oturmuş olmalıyız. Güneşin sarışınlığının git gide turunculaştığı bu dakikaların geldiğini yanımdakinin saç renginin şu küçük çevremde daha da belirgin bir hal almasından anlayabiliyordum.

            O gün onu öpememiştim ama eline dokundum. Yanından kalkarken birden eline çarpıverdim işte. O akşam olanları komşum olan adama anlattım; hiç de sevmem ya kendisini! Bana saçmaladığımı, delinin teki olduğumu söyledi. Kızdım. Şu anda bir deliler hastanesinde bir odada olduğumu, buranın ne ev ne de ailemin böbrek hastalığımdan dolayı iyileşmem için yatırdıkları hastane olduğunu söyledi. Saçmalıyorsun dedim. O sabahtan beri bahsettiğim kadının da yeni gelen delilerden biri olduğunu söyledi. Üstüne üstlük bununla da kalmayıp dedi ki bay geri zekalı, saatlerce yanında oturduğum halde büyük ihtimalle benim orada olduğumun bile farkına varmamış. Benim Marilyn’e laf etme diyip adamı boğmaya çalıştım; boğarken de ben onun eline çarpmış olabilirim ama gördüm eline dokununca gülümsedi diyordum. Size bahsetmiş olduğum annemin sadece beyaz giymelerine izin verdiği hizmetçiler ben adamı boğmaya çalışırken beni yakalayıverdi. Eminim ki birkaç kişi sakinleşmem için beni odama çıkartırken; diğerleri de o geri zekalıyı evimizden kapı dışarı etmiştir.

Sonraki iki gün boyunca böbrek tedavim için beni yatağa bağlayıp ilaçla uyuttular, muhtemelen sinirlenmek hiç de iyi gelmedi böbrekçiklerime. İki gün boyunca yoğun bir tedavi gördüğüm için, siz okuyucularıma Marilyn’i bu kadar geç anlatabildim. Umarım kusuruma bakmazsınız.

“- Tak tak! (Kapı çalar)

- Girin.

- Ulaş hala bitirmedin mi yazdıklarını bak doktor hanım seni bekliyor, hadi ama; daha çok iş var. Sen yaz çabukça bitir ki, doktor hanım yazdıklarını okuduktan sonra neden sinirlendiğin hakkında seninle uzun uzun konuşabilsin. 

- Tamam bitiriyorum bekleyin biraz; kafamı karıştırmayın benim! En güzel köşe yazısını ben yazmalıyım yarının gazetesi için. Ondan ağırdan alıyorum ama bitecek şimdi son cümlemi yazacağım.

- Tamam Ulaş’cım hadi bekliyorum.” 

            Ah şu beyaz önlüklü hizmetçiler(!) sevgili okuyucularım böbreğim için doktorla görüşme saatim geldi; ondan şimdi noktalıyorum sizinle olan sohbetimi, yarın yeniden görüşmek üzere.



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>