YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







BELAGAT VE SEBAHAT TUNCEL
Yazar: TEOMAN SİPAHİGİL | Tarih: 03/07/2011 | Saat: 23:22

Tunceli'de 30 Haziran 1996 tarihinde askerlerin bayrak merasimi sırasında hamile kadın kılığına girerek düzenlediği intihar saldırısıyla 8 askerin şehit olmasına, 29 askerin ise yaralanmasına yol açan Zilan kod adlı PKK'lı Zeynep Kınacı'nın Diyarbakır'daki anma etkinliğine BDP İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel katıldı. Zeynep Kınacı'nın mücadelesini kendi mücadeleleri olarak görmeleri gerektiğini belirten Tuncel, "30 yıllık mücadelede 18 bin gerilla yaşamını yitirmiştir. 30 yılda büyük emekler bedeller verildi. Bugün rahat siyaset yapmamızı, bu kadar rahat konuşmamızı bu arkadaşlarımıza borçluyuz" dedi.

Sebahat Tuncel’in yaptığı konuşma kanımı dondurdu diyen insanların duygularına katılmamam imkansız. Bugün Mustafa Balbay, Mehmet Haberal ve Engin Alan’a siyaset hakkı verilmemesini ama diğer taraftan 2007'de Milletvekili seçildiğinde hapiste olan Sebahat Tuncel’in salıverilerek siyaset hakkı verilmesini de "demokrasi" ile açıklamayı anlamak da mümkün değil.

Ama bu ülkede birbirimize bir hoşgörü gösterme, birbirimizi anlama zorunluluğumuz var. Bu zorunluluğa sığınarak ve uzun zamandır ABD’de yaşayan bir vatandaş olarak bu konudaki bazı görüşlerimi paylaşmak istiyorum. Benim anladığım gerçek ileri demokrasi tanımlamasında bence çok önemli bir ilke vardır: “Söz ve eylem arasındaki farkı hiç unutmamak”. Sebahat Tuncel'in polis amirini tokatlaması bir eylemdir ve ülkenin kanunlarına göre acilen davada verilen yargı kararı infaz edilir. Tabii bu noktada şu geniş kapsamlı "milletvekili dokunulmazlığı" söz konusu olmazsa. Bu da bizim kanunlarımızdan bir maddedir.

Diğer taraftan; Tuncel'in göğsünü gere gere işine gelen belagat uğruna, örneğin "terörist" veya PKK üyesi yerine "gerilla" kelimesini kullanması, siyaseten etken, etnik Türkleri küpe bindirecek sözlerle istihzaya varan fitillemesi eylem değil, söz söylemektir.

İleri demokrasilerde (ideal olarak) kişiler isterlerse ülkenin başkanı hakkında her şeyi söyleyebilirler. Örneğin, ABD’de vatandaşlar Başkan Obama’ya en kötü küfürleri edebilirler. Veya Amerika’ya karşı istedikleri hakaretleri söz olarak ifade edebilirler. Kamu açısından hiç bir dava açılamaz. Başkan Obama, bir vatandaş olarak hakaret davası açabilir.

Simdi, Sebahat Tuncel'in sözleri ileri demokraside, yine altını çiziyorum, duygularımızı rencide etmekten öte bir anlamı yoktur. Çünkü, gerilla kelimesini kullanmakla Tuncel PKK eylemlerini özgürlük hareketi olarak tanımlamaktadır. Gündemi sürekli dolduran bu söz savaşı içinde böyle ayrıntılara takılacağımıza, duygularımızı kontrol ederek, daha da güçlü bir belagat aracılığıyla Tuncel gibilerine cevap vermemiz bence ilerisi için daha faydalı olur. Tuncel'in tahrik edici sözleri Kürt vatandaşlarımız arasında bile PKK'yı kayıtsız şartsız destekleyen bir azınlığının gururunu okşamak ve destekçilerinin sayılarını artırmak için söylenilmiş sözlerdir. Aynı zamanda, tabii, etnik Türk çoğunluğunu, en hassas olduğu bir noktada ve dünyanın terörizm olarak tanımladığı bir eylemi överek iğnelemektir.

Belagatin yalnız "pejoratif (küçümseyici, aşağılayıcı, kötüleyici, yerici)" anlamından yakınmak ve bu sanatın doğru ve dürüstlüğe ille de karşı olduğunu varsayanlar, bence tam olarak belagat (rhetoric) kavramının hakkını vermiyorlar derim. Türk Dil Kurumu’nun Güncel Türkçe Sözlüğünde “belagat” kelimesinin karşılığı iyi konuşma, sözle inandırma yeteneği ve söz sanatlarını inceleyen bilgi dalı, retorik olarak verilmiş. Maalesef, bu Arapça kelime içinde "bela" anlamını veren bir parça olması da bu işi karıştırıyor, inanın.

Böylece, mesela bir gazete yazarı, diyelim "General X'in tezi doğrudur; bu iktidarın artık mürteci olduğu belli, bir darbe yapılması düşünülmeli" gibi bir not yazmışsa bilgisayarına, o da sadece kişisel olarak eylem değil söz ettiğinden dolayı hiç bir suçla itham edilemez. Tabii burada bir mesele, böyle bir kişinin bir darbeci örgüt üyesi olarak--ki bunun da tespit edilmiş olması gerekir--başka bir örgüt üyesine yazdığı ileri sürülürse (ki, Ergenokon'da savcılar böyle şeyler ileri sürüyor) işler karışıyor. Ama bu tür bir dert hukukun ne kadar “yorum”a bağlı olduğunu belirtiyor. Bunu da unutmamak lazım. Maalesef bu genel konudaki kanunlarımız bence yeterli ve kapsamlı değil. Türklüğe, devlete, cumhurbaşkanına, başbakana vs. yapılabilir hakaretler, yanlış/yalan vs. temsil eden sözler suç oluyor. İleri demokraside veya idealinde (çünkü istismar yolları olabilir) kamusal söz suçu yoktur. Bu açıdan, örneğin, bence Fransa’nın "Ermeni soykırımı olmadı" diyenlere ceza verebilmesi de tamamen yanlıştır ve insan haklarına aykırıdır.

Bu arada iktidara verilen selahiyetler özellikle başbakanın şimdiki yasal düzendeki selahiyetleri de, örneğin heykel meselesinde gördüğümüz gibi, bence çok geniştir. Bu dertlerin çoğunun arkasında kemikleşmiş bir merkezcilik vardır bence. Bu merkezcilik otoriteyi yıllarca paylaşmamış, bu konuda ulusal bütünlüğümüzü koruyan adımları atmamıştır. Bir bakıma bu (derin devlet veya oligarşik/bürokratik) düzeni korumuş ve bu zaafı AKP görüp popülist bir politikayla vatandaşın sempatisini kazanmıştır.

Bu noktaya kadar okuyup da iyi güzel ama daha da ne yapalım diyorsanız, o konunun birçok dertlerimizle ilgili olduğunu, göbeğinde de ileri demokrasi özgürlüğünün niteliğini tanımlayan kanunlar ve bu kanunların düzgün uygulanmasını sağlayan hukuken istikrarlı yollar açan kurumsal bir düzenin yapılması zorunda olduğumuzu düşünüyorum. Bunları yapamazsa Türkiye, vatandaşların ifade özgürlüğünü koruyan bir hukuk devleti filan olamaz. Bu çözüm benim düşüncem. Bu konuda başka düşünceler de tabii olabilir ve şahsen bunları duymak isterim. Maalesef bu "çözüm" hapiste haksız tutulan tüm vatandaşlarımıza bir faydası olmaz. Bazı şeyleri geri getirmese de, hiç olmazsa maddi tazminat davaları kısmen bir çözüm olabilir.



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>