YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







ULUSAL BİRLİK

Oda'mıza da Girildi!
Yazar: NURİ CELAL TOROĞLU | Tarih: 14/02/2011 | Saat: 23:33

İkinci 12 Eylül sonrası yalnız ve güzel ülkem yine tarumar ediliyor…

Hayır diyenler yavaş yavaş içeriye alınıyorlar…

Tarihimizdeki gerçekleri bizlere anlatanlar da göz altına alınıyor artık…

Evet diyenlerin kimisinin başları önlerinde, kimisinin başları göklerde…

Yetmez ama Evet’çiler her zaman ki gibi sutre gerisinde alçak sürünme pozisyonlarını koruyorlar…

Yargı’da yepyeni bir reform dalgası sarıyor etrafı, hoş bir kaç sene önce de tam tersi yönde bir reform dalgası sarmıştı afakı ama o sayılmıyormuş…

Dün dünmüş bugün bugünmüş…

Mehmetçik’in ise içini boşaltmaya devam ediliyor sanki…

Ne kadar vatansever ne kadar gözüpek ne kadar tüm hayatı başarı dolu olan Mehmetçik varsa içeriye alınıyor…

Mısır’da halk devrimini destekleyip yönetimi devir alıp, parlementoyu fesh eden askerler demokrasi kahramanı oluyor, bizdekiler ise darbeci?

Hayret ki ne hayret aynı şekilde Bahreyn’de ve Yemen’de de isyanlar başlıyıveriyor…

Sanki petrolün su yolları üzerinde bir şeyler oluyor?

Bakın aklıma birden Unamuno’nun hikayesi geliverdi;

Bask kökenli büyük filozof ve edebiyatçı yazar Miguel de Unamunoy Jogo (1864-1936) 1936 yılında İspanya Salamanca Üniversitesi Rektörü’ydü. Faşizmin giderek yükseldiği bir ortamda üniversitede yapılan “Irkın Günü” toplantısında toplantıya katılan hemen herkes faşizmi övücü konuşmalar yapıyorlardı. Faşizmin, diktatörlüğün ülkeyi kurtaracağı, vücuttaki tüm urları temizleyeceği ve İspanya’nın yeni bir döneme gireceği söyleniyordu.

En son konuşma yapma sırası Unamuno’ya geldiğinde, yerinden yavaşça kalktı ve kürsüye gelerek;

“Biliyorum” dedi, “hepiniz ne diyeceğimi bekliyorunuz. Hepiniz beni tanıyorsunuz ve biliyorsunuz ki sessiz kalamam. Böyle zamanlarda sessiz kalmak yalan söylemek demektir, çünkü sessizlik, kabul anlamında alınabilir” diye konuşmasına devam ederek daha önce Faşizmi övücü konuşmaları yapanları yerden yere vurur. Konuşması sürekli kesilir ama onun durmaya hiç mi hiç niyeti yoktur ve der ki;

“Burası aklın mabedidir ve ben de onun yüce rahibiyim. Onun kutsal alanını kirleten sizlersiniz. Kazanacaksınız, çünkü gereğinden fazla kaba gücünüz var. Ama ikna edemeyeceksiniz. Zira ikna edebilmek için anlatabilmeniz lazımdır. Ama anlatabilmek için gerekene sahip değilsiniz; Akıl ve mücadelede haklılık. Sizi İspanya için düşünmeye davet etmeyi bile faydasız buluyorum. Benim işim bitti.”

Etrafımıza baktığımızda ve hatta kendimize baktığımızda Unamuno gibi sessiz kalınmaması gerektiğini anlamıyor muyuz?

Büyük bir kavram kargaşası yaratılarak tüm kazanımlarımızın, tüm değerlerimizin, yetişmiş insanlarımızın, toplumsal dayanışmamızın gün be gün “demokrasi” adı altında yerle bir edildiğini nasıl görmezden gelebiliriz?

Hukukun siyasallaşması ve bir korku aracı olarak kullanılması ve hatta bunun kendilerine demokrat ve özgürlükçü diyenler tarafından yapılarak, insanların hedef gösterilmesi nasıl bir anlayıştır? İnanç hurriyeti adı altında din istismarı yapılmasına, insanların şahsi çıkarları için kutsal olan inancı kullanmalarına nasıl tepki verilmez?

Aklın ve bilimin ve onun uygulamalarının bir toplumun gelişmesindeki motor güç olduğunu, refah seviyesinin ancak böyle arttırılabileceğini bilemeyen ve her fırsatta üniversitelere, öğretmenlere saldırmayı marifet sayanları alkışlamak nasıl bir şeydir?

Ülkemizin bir savaşla ele geçirilemeyeceğini ama fiziki veya sosyal anlamda bölünerek kolayca dışarıdan yönetilebileceğini bilenlerin vurdumduymazlığı nedendir? Yoksa 12 Eylül icadı rejim ve alaturka liberalizm ile ülkemizin içine sokulduğu cenderenin sonuçları mıdır bunlar? Ya da gemisini kurtaran kaptan, bana dokunmayan yılan bin yaşasın özdeyişlerinin başımız dik, alnımız açık özdeyişinden daha fazla mı sahiplenilmesidir?

Ya da Unamuno’nun dediği gibi toplumun aydın geçinen kesimlerinin böyle zamanlarda sessiz kalarak aslında yalan söylemeleri ve sonuç olarak da kendilerine bir zarar gelmediği sürece olanları kabul etmeleri midir?

Sessiz kalmanın dayanılmaz hafifliği altında ezilmek, bağımlılığa, haksızlığa ve diktaya da yol vermek demektir. Çünkü ezildiğinizden ayakta durmaya mecaliniz kalmamıştır artık…



Yazar Notu: Bu yazı başka bir yerde yayınlanmaktadır.(www.celaltoroglu.com milliyet blog sayfam)

[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>