YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







ERMENİ MESELESİ VE 1909 ADANA OLAYLARI SEMPOZYUMU
Yazar: HAMİT SERBEST | Tarih: 05/02/2011 | Saat: 22:45

 

Adana Güçbirliği Vakfı olarak, 28 Ocak 2011 günü “ERMENİ MESELESİ VE 1909 ADANA OLAYLARI” Sempozyumunu Çukurova Üniversitesi Mithat Özsan Anfisinde düzenledik. Bu toplantının amacı herhangi bir etnik gruba veya dini topluluğa karşı insanımızda kin, nefret veya intikam duyguları yaratmak değil; tam tersine toplumumuzu ve özellikle de gençlerimizi böyle önemli bir konuda doğru bilgilendirmektir.

Bu konu istesek de istemesek de hemen her ülkede Türk insanının karşısına çıkarılmaktadır. Bugün Avrupa’da, Avustralya’da, Rusya’da, Amerika’da, Orta Asya’da ve dünyanın daha birçok bölgesinde onlarca yıldan bu yana Türklerin yarattığı bir insan gücü ve ekonomik değer vardır ve bu insanlar ne yazık ki Ermeni Sorunu ile bizlere kıyasla çok daha fazla karşı karşıya gelmektedirler. Ancak, küreselleşme ile birlikte insanların hareketliliğinin de giderek artmakta olduğu dikkate alınmalıdır. Hatta gençlerin hareketliliğini yani ülkeler arası ziyaretleri, ortak çalışmaları artırabilmek için ülkelerin özel destek programları yürütmekte oldukları unutulmamalıdır. O nedenle, insanımız giderek daha fazla yabancı ülkelerde yaşar olacak ve bir dünya vatandaşı gibi çalışmaya başlayacaktır.

Bu gençlerimizin bilgilendirilmesi gerekir, kendilerini ve ait oldukları toplumu savunabilmeleri için gerçekleri bilmek zorundadırlar. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre “soykırım” kelimesi “bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etme, jenosit, genosit, pogrom” olarak tanımlanıyor. Bunun İngilizce karşılığı olan “genocide” kelimesi de “the deliberate and systematic destruction, in whole or in part, of an ethnic, racial, religious, or national group” olarak ifade edilmiş. Yani iki tanımı birleştirecek olursak; belirli bir etnik grup, din, ulus veya ırka ait insan topluluğunun kasıtlı ve sistematik olarak tamamen veya kısmen yokedilmesi” anlamı çıkar. Birinci Dünya Savaşı sırasında bu topraklardaki Ermeniler ile Türkler arasında yaşanmış olan trajedinin soykırım olarak nitelenmesi mümkün değildir. Bütün dünyanın kabul ettiği “soykırım normları” İkinci Dünya Savaşı sırasında Almanların Yahudileri tamamen yok etmek için başta özel fırınlarda yakmak olmak üzere uyguladıkları akıl almaz yöntemlerdir.

1980’li yıllarda yurtdışı temsilcilerimizin hunharca katledildiği hatırlanacaktır. Batı toplumunun bu gerçekleri görmeden ülkelerine Ermeni Anıtları dikmeleri ve Ulusal Meclislerinden kınama kararları çıkarmalarını da anlamak mümkün değildir. Özellikle, dünyanın en demokratik ve özgür ülkesi olduğu iddia edilen İsviçre’nin “Sözde Ermeni Soykırımı”nı reddetmenin suç olduğunu bildiren bir yasa çıkartmış olması ise komediden başka bir şey değildir. Aslında, bu topraklardaki Ermenileri kışkırtarak olaylar çıkaran ve Birinci Dünya Savaşı sırasında kendi ordularına katarak Türk kuvvetlerine saldırtan Fransa, Rusya,… gibi bir çok batılı ülkenin bu yaklaşımlarıyla diyet borcu ödediklerini de söyleyebiliriz. Osmanlı döneminde sadece ABD’nin bu topraklarda açtığı misyoner okulları sayısının 400’ aştığı ve diğer batılı devletlerle açtıkları bu okullarda azınlıkların çocuklarını eğitip onları devlete karşı gelmeye teşvik ettikleri bilinen gerçeklerdir.

Türkiye’nin tutumuna gelince, belirgin bir devlet politikası uygulamadığımızı ve yeterince etkin davranamadığımızı düşünüyorum. Yaklaşımımız genellikle etkiye tepki vermek şeklinde oluyor, örneğin ABD Temsilciler Meclisinden yasa tasarısı geçirmeye çalışılıyorsa bunu engellemeye çalışmak gibi. Bağımsız ve özgür bir devlet olarak tavrımızı net bir şekilde ortaya koymuyoruz. 1983 yılında yaşadığım bir olay ise ancak komik olarak tanımlanabilir. Fransa’da düzenlenecek bir kongreye gönderdiğim bildiri kabul edildi ama gitmeme izin verilmedi. O yıllarda yurt dışı görevlendirmelerde Dış İşleri Bakanlığı’nın onayı gerekiyordu. Yol, konaklama ve gündelik giderlerim Organizasyon Komitesi tarafından karşılanacak devletin kesesinden “bir Allah kuruşu(her ne demekse…)” dahi çıkmayacak olmasına rağmen kongreye katılmak için Fransa’ya gitmem uygun görülmedi. Gerekçe ise Ermeni olayları nedeniyle Fransa ile Türkiye arasındaki ilişkilerin iyi olmadığı idi. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti devleti Fransa’ya tavır koyduğunu genç bir öğretim üyesini göndermeyerek göstermişti. Hele son yıllarda komşularımızla “sıfır sorun” olarak adlandırılan bir politika yürütülmesi bizi daha da zor durumlara sürüklemektedir.

Ermeni soykırımı iddiaları bağlamında 1909 Adana Ermeni olaylarının 100. yılı nedeniyle şehrimiz 2009 yılında hemen tüm dünya basınında yer aldı. Birçok ülkede Adana olayları hakkında toplantılar düzenlendi, yanlı ve yanlış bilgilendirmeler yapıldı. Eğer iddia edildiği gibi, o yıllarda Adana’da söylenen olaylar yaşanmışsa Ermenileri katledenler benim dedelerim, onların kardeşleri ve arkadaşları olmalı diye düşünüyorum. Ben kendi ailemde ve çevremde gördüğüm insanlarda katliam yapacak bir karakter görmedim. Çocukluk yıllarımda nenemin kaç kaç olaylarını anlattığını hatırlıyorum ama gerek ailemden gerekse yakın çevremden Ermeniler hakkında bana olumsuz telkinlerde bulunanlar olmadı. Böyle görüşler hiçbir eğitim düzeyinde ders kitaplarında da yoktur.

Benim sade bir vatandaş olarak dile getirdiğim konuları neyse ki ciddi biçimde araştıran ve bunu toplumumuza ve diğer ülkelerin insanlarına anlatmaya çalışan aydınlarımız var. Adana Güç Birliği Vakfı olarak düzenlediğimiz sempozyumun iki konuşmacısı da bu konuda önemli çalışmaları olan Uluç Gürkan ve Yüksel Oktay’dı. Uluç Gürkan, siyasetçi ama daha ziyade araştırmacı gazeteci kimliği ile ön planda olan ve Ermeni sorunu hakkında önemli çalışmaları var.Yüksel Oktay, ABD'de yaşayan gazeteci, yazar ve mühendis ve Ermeni iddialarına karşı yorulmadan mücadele eden bir kişi. Her iki konuşmacıya da değerli katkıları için şahsım ve Adana Güçbirliği Vakfı adına teşekkür ediyorum. Konuşmalarında dile getirdikleri görüşleri anlatan yazılarına Adana Fikir Platformunda aşağıdaki bağlantılardan erişebilirsiniz:

Uluç Gürkan, http://www.adanafikirplatformu.org/yazi.php?id=1015

Yüksel Oktay, http://www.adanafikirplatformu.org/yazi.php?id=1014

Prof. Dr. A. Hamit Serbest
Adana Güçbirliği Vakfı
Yönetim Kurulu Başkanı



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>