YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







BEREKETLİ TOPRAKLAR

ÇUKUROVA BEREKETLİ TOPRAKLARLA NASIL TANIŞTIM
Yazar: İBRAHİM ORTAŞ | Tarih: 19/03/2008 | Saat: 00:00

Orhan Kemal’in Bereketli Topraklar Üzerine romanı ve aynı romandan esinlenerek çekilen film mürekkep yalamışların dağarcığında önemli yer tutmuş olmalıdır. Hikaye ne zaman olmuş bilinmez ancak günde 15 saat çalışmanın karşılığının bir kaç kuruş olduğu dönemde aşağı mahalle yukarı mahalle ve çok kötü koşullarda kalındığına göre Adana için büyük köy kavramının kullanıldığı döneme rast gelse gerek. Ülkemizin gelişme dinamiği içinde köyden kente göç olgusu ile birlikte gelişen emek-üretim ilişkisini bir türlü kavrayamamış üç köylünün Çukurova’ya gelişi ve yaşanan süreci canlı canlı anlatmaktadır. Romana konu olan olgu ülkemizde köyden kente göç olgusunun ilk aşamasında mesleği olmayan ancak Çukurova’nın bereketli topraklarında ekmek parası arayan kalifiye olmayan insanların hikayesi anlatılır.

Dört mevsim tarımın yapıldığı Çukurova her zaman ilgi odağı olmuş olup, kışın geçim çıkaramayan kişiler de Çukurova’yı ayrıca kışın da iş kapısı olarak görmektedir. Bereketli Topraklara konu olan üç arkadaşın dramı, kış aylarında tarım alanında yapacak iş bulamadıkları için "Orta Anadolu'nun seksen evlik köylerinden" iş ve ekmek aramak üzere Çukurova'ya inen köylü arkadaşların gerçeğini de yansıtmaktadır. Ayrıca kışları ılık olduğu için İç Anadolu ve Doğu Anadolu’ya göre kışı çıkarmak daha kolaydır.

Doğudan gelen işçilerin inşaat işçiliği ve sonra büyük toprak sahiplerinin tarım işletmelerinde çapalama ve harman yerinde buğdayı sapından ayırma işi gerçeğin ta kendisidir. Henüz sanayi gelişmediği için sanayi işçiliği de yok.

Adana Bereketli Toprakların Başkenti

Yaşar Kemal daha sonra işçi pazarını anlatır; yine çoğunluğu doğudan gelen ve işçi pazarından Adanalı varlıklı toprak sahipleri ihtiyaç duyduğu iççiyi pazardan sabah arabasına atar ve işini yaptırır. O zaman daha Çukurova’da sanayi yok, üretim tarım eksenli, tarım toprakları yeni yeni sulama ile birlikte verim artışına geçmiş, zenginlik her tarafta fışkırıyor. Adana’nın ve Kadirli’nin ağaları İstanbullarda kandırılabilir, biraz saf, biraz bar pavyon müdavimi “hacı ağa” olarak tanımlanır. Seyhan barajı ile birlikte sulama Çukurova’nın kaderi dünyadaki değişim ile birlikte verim artışında önemli değişimlerin ve sıçramaların doğmasına neden oldu. Üretim artışı yani artı üretim beraberinde yeni iş alanları, tarıma dayalı sanayileşme Çukurova’da özelde de Adana’da önemli bir yer tutmaya başladı.

Babam Benden Önce Çukurova'ya Geldi

Bereketi bol, binlerce insanı besleyen Çukurova kısa sürede fakir fukara için bir çekim merkezi olmuş, doğudan mevsimlik gelen işçiler sürekli kalır duruma gelmiş, ve halen Adananın güneyinde yaz kış çadırda kalan işçilerin varlığı da bir gerçektir. Benim çocukluğumda hatırlayamadığım bir dönemde babam da saka olarak (sulama ustası olarak) Çukurova’ya Adana’ya gelmiş ve bir Arap Ailesinin yanında köylülerimiz ile birlikte pamuk sulamış. Göçebe bir aile olarak yazları yaylaya hayvan otlatmaya ve sıcak ve hastalıktan kaçınmak için çıkılır, kışın ovaya inilir. Geçimini güçlendirmek için hayvancılığın yanı sıra tarla tarımı yapılır, ayrıca büyük toprak ağalarına da sakalık yapılır. Babam ve köydeki arkadaşları hep yanında ağalık yaptıkları Pazarcıklı Emiroğulunun yanında o yaz iş bulamadıkları için Adana’ya daha çok para kazanmak için gelmişler. Adana’ya gitmenin sıtmaya yakalanmak ile eş anlama geldiği veya çevredekilerin anlatımı ve algılaması ile Adana’ya giden ya gelir ya gelmez. Babam çocukluğumuzda sık sık Adana’da geçirdiği günleri anlatırdı.

Üniversite Hayatına Kayıtlar İle Başladım

Sonraları Orhan Kemali ve Yaşar Kemali Okuyunca Çukurova’yı daha iyi anladım. Ancak esasen 1981 yılında Üniversite sınavına girmek için Haziran ayında ilk defa Adana’ya gelince öğrendim. Aynı yıl Çukurova Üniversitesi Ziraat Fakültesini kazanıp Adana’ya yerleşince Çukurova’yı öğrendim ve bir  Adanalı oluverdim. Ziraat Fakültesini kazandıktan sonra kayıt için yeniden Adana’ya geldim. Ziraat Fakültesinin ilk yerleşkesi olan ve 1981 yılında yeni yeni Balcalı köyüne taşınmıştı ancak dekanlığın yazı işleri ve diğer öneli birimler Köprüköyünde bulunuyordu. Adananın sembolü olan basık küçük taksinin biraz büyüğü dolmuşlar ile köprü köyündeki Ziraat Mektebine okaliptüs ağaçlarının arasında mutlu bir şekilde kayıt bürosuna geldim. Halen gözümün önünde kaydımızı yaptıran memurların insancıl yaklaşımını hatırlıyorum. O dönem fakülteye kayıt yaptırılırken bölüm tercihi de yapılıyordu. İlk etapta kayıtlar sırasında sürekli fikir değiştiren, tedirgin heyecanlı fakültedeki ilk öğrenci arkadaşım Kemal Özdemir ile Köprüköyünde kayıt bürosunda tanıştım. Kemal Özdemir memleketten tanıdığı bir polis memurunun yanına gelmiş, onun çapkın oğlu Kemali Ziraat Okuluna bırakmış ve kaybolmuş. Biraz daha öz güvenli Kemal birkaç kez alan değiştirdikten sonra, kaydını yaptırdı. Ben de aynı şekilde önceden düşünemediğim bölüm tercihi ile karşılaştım. Açıkçası ne aradığımı ve hangi bölümün ihtiyacıma cevap vereceğini de bilmiyordum. İlk etapta memurlardan hangi bölümlerin işe girebilme şansı olduğunu sordum. Önce Kültürteknik bölümünü, sonra Makine Bölümü sonra da Toprak Bölümünde karar kıldım. Kemal de ev arkadaşı aradığı için ve de güvensiz olduğu için beni anlamaya çalışıyor. Sabah Maraş’tan çıkarken yolda okurum diye aldığım ve halen elimde olan Milliyet gazetesine bakarak bir anlam vermeye çalıştığını hissediyorum. Benimle aynı evde kalmak ister misin diye soracak tam olarak beni tanıyamadığı için emin olamadı. Ancak aynı dolmuşlar ile şimdiki Sabancı Camisinin yerinde olan eski garajlara birlikte geldik. Orada benim ne yapmak istediğimi ve ev konusunda ne düşündüğümü sordu. Düşünüyorum, okul açılınca bakarım dedim. Tam olarak o ara neler oldu bilmiyorum ancak sanırım Kemal orada bir başka hemşerisi ile karşılaştı ve onun ile kalmaya karar verdi. Üniversitenin açıldığı gün ev arkadaşı arayan kişiler çıkar onlar ile kalırsınız dedi oradaki eski bir öğrenci. Yurt var mı diye sorduğumuzda 12 Eylül sonrası dönemi öğrenci olayları nedeniyle şehir merkezindeki Kredi Yurtlara bağlı tek öğrenci yurdu kapatılmış. Bir tek özel yurt var. Ancak paramız yetişmez diyerek öğrenciler ile birlikte kalmaya karar verdim.

Adana’ya İlk Gelişim

Üniversitenin açılışına bir gün kala Adana’ya babamın eski bir tahta sandığına, var olan tek ceket, iki pantolon, iç çamaşır ve topu topu 3 gömlek, bir de kazak alarak Eylül 1981 de Adana’ya eski garajların karşısındaki Umut oteline yerleştim. Evden çıkarken, annem arkamdan ağlayarak, su döktü. Babam 2000 TL para verdi. Köyde telefon yok, iletişim kasabadaki bakkal amcaya yazılacak mektup ile sağlanmakta. Paramın dikkatli kullanılması gerektiğini biliyorum. İki gece otelde kaldıktan sonra Fakültede memur olan ve yanında iki öğrenci kalan Bektaş Ağabey ile Yavuzlarda üç ay birlikte kaldık. Sonra da aynı Fakülteden Celal’in Havaalanı yanındaki tek oda evine taşındım. İlk yıl öğrencilik heyecanı, ortama alışma, arkadaşlık ilişkileri, sık sık çekilen fotoğraflar, sabah erkenden amfilerde ön sıraları kapmaya çalışan çalışkan öğrenciler sıralarında ben de kendime yer edinmeye çalışırken bir gün baktım ki okul bitmiş. Toprak bölümüne kayıt yaptırarak bitirdiğim fakülteden mezun olduktan sonra bir süre Şanlıurfa Köy Hizmetleri Araştırma Enstitüsünde, Harran projesinin ilk yıllarında araştırmacı olarak çalıştıktan sonra tekrar üniversiteye döndüm. Aynı bölümde yüksek öğretime devam ederek bugün toprak profesörü olarak Orhan Kemal gibi olmasa da “Bereketli Toprakların” fiziği, kimyası, biyolojisi yanında felsefesi, sosyolojisi, psikolojisi üzerinde bilimsel araştırma yanında düşünce üretmeye çalışıyorum.

 



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (0) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>