YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







HEM NALINA HEM MIHINA...

HİLAFET
Yazar: METİN ATAMER | Tarih: 21/05/2020 | Saat: 13:17

Günümün büyük bir bölümünü okumakla geçiriyorum desem yalan söylemiş olmam. Aklıma takılan bir çok konu var, bunların cevabını aramaktayım. Bilhassa tarihle ilgili olanlar, benim merakımdan dolayı, en çok okuduğum konulardır. Tarihsel olaylardan hep ders çıkartmaya çalışmışımdır. Bir tarih öğretmenimiz vardı, rahmet dilerim, hep savaşlar ve neticeler üzerinde konuşurdu. Hiçbir zaman savaş nedenini, ve bu savaşın sonrasında yapılan antlaşmaların, savaş nedenleri konusunda nasıl etkilediği üzerinde hiç tartışmazdık. Halbuki en önemlisi savaş nedeni olması gerekir. Çünkü savaşın çıkmasına neden olan huzursuzluk, bir veya birkaç nedene dayanır. Nedenlerin neticeleri savaş sebebi olan hadise ne kadar etkilenmiş, onun incelenmesi gerekir. Mesela 1711 de yapılan Prut savaşı ve Osmancık’lı Mehmet Paşa’nın Ruslarla yaptığı antlaşma. Çorum Osmancıklı Mehmet Paşayı biz Baltacı Mehmet Paşa olarak biliriz. Savaşa sebep ne olmuş, ve Rusya’nın sayıca az olan ordusu karşısına çok büyük bir ordu ile yürüyen Baltacı Mehmet Paşa neden Rus ordusunu imha etmemiş ? Neden anlaşmayı kabul etmiş , bunu kimse bilmemekte.

Tarih boyunca Rusya ile hiçbir zaman Osmanlı Devleti iyi geçinemediğini görmekteyiz. Osmanlı orduları her yüz yılda birkaç defa Rusya ile karşılaşmış, kimisinde kazanım, kimisinde ise kayıplar yaşamıştır. Tarihsel bakımdan analiz edildiğinde Osmanlı Devleti, güçlü dönemlerinde hazinesi dolu, Avrupa’daki ülkeleri bir şekilde haraca bağlamış, gelirlerin büyük bölümünü ise, Saraylar yapmaya harcamıştır. Osmanlı’nın topladığı vergilerden, yatırım olarak Anadolu’ya gözle görünen kalıcı bir yatırım yapılmamıştır. Bu yapılan eserler içinde sadece Mimar Sinan’ın 375 eserinin büyük bölümü İstanbul’ a yapıldığı bir gerçektir.

Saltanat, Sultan Süleyman’dan sonra, daha çok Saraya kapanmış, beylikleri uzaktan kumanda ile yönetmeye çalışmıştır. Yeniçeri sefere çıkılmadığı için yağma yapamadığından huzursuz, geliri kısıtlanmış, asker yoksulluk çeker, Ocak içerden kaynamaya başlamıştır. Bu kaynamada çeşitli isyanlar İstanbul’da oluşur. Her isyanda Saray’ın verdiği tavizlerle daha da batağa doğru yol alır. Başka ülkelerden borç almaya başlar. Alınan borçların ödeme zamanı geldiğinde, boş olan hazine tekrar borçlanır.

Bu arada, alınan borçların karşılığı olmadığından, ve  Osmanlı Devleti üretimi olmadığından  borç batağına daha da batar. Osmanlı sultanlarının anneleri, genelde yabancı ırktan geldiğinden mi neden, ülkeyi sevmediklerine inanırım.  Eremeni Virjin, Arnavut Sofi, Yahudi Suzi olarak temayüz eden Padişahların anneleri, çocuklarına Lalalardan evvel Vatan ve Millet hakkında neler telkin ettiklerini bilmemekteyiz.

İslami açıdan bakarsak, Muhammed den sonra gelen 4 halifeden sonra, dini başkanlık mertebesine sahip son Abbasi halifelerini, Mısır seferinde, himayesine alan Yavuz Sultan Selim, son halifenin ölümünden sonra halifelik payesini üzerine almıştır. Sultan Selim’den sonra gelen her Padişah, halifelik görevini üstlenmiştir. Yavuz Sultan Selim den bu yana  gelen, Halifelik vecibeleri, dini liderliğin  icaplarını da yerine getirmek mecburiyeti doğurmuştur.

Son Halife Abdulmecid Efendi 19 Kasım 1922 de Büyük Millet Meclisi tarafından oy birliği ile Halife seçilmiştir. Ancak 1 Kasım 1922 de yine Büyük Millet Meclisi Saltanatın Hilafetten ayrılmasına ilişkin yasayı da  kabul etmiştir.  Bu iki işlemin yapılma sırası konusunda yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, buna mezun muydu? diye hep düşünürüm. 

Türkiye Cumhuriyeti Millet Meclisi 03.03.1924 tarihinde resmi gazetede yayınlanan 431 sayılı yasada ilk madde aynen şöyle demekte:

1.    ‘’ Halife hal’ edilmiştir. Hilafet Hükûmet ve Cumhuriyet mana ve mefhumunda esasen mündemiç olduğundan Hilafet makamı mülgadır.’’

Şimdi Türkiye’de her söylediği söze kanun çıkartan, ancak kanunen sorumlu olmayan, ülkeyi dilediği  gibi yönetmeye kalkan, birisi çıksa, mademki Türkiye Büyük Millet Meclisi Hilafet hakkında karar alabiliyor, öyleyse,  dese ki ‘Ben Halife olacağım,’ bununla ilgili Büyük Millet Meclisine birde  kanun tasarısı gönderse, böyle bir olasılık karşısında Millet Vekilleri ne diyebilir, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.

 Metin Atamer



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (1) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>