YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







BİLMEMEK DEĞİL ÖĞRENMEMEK AYIPTIR…
Yazar: HAMİT SERBEST | Tarih: 21/08/2012 | Saat: 15:32

Ülkeyi yönetenler çok zeki olmayabilirler ama zeka düzeyleri ne olursa olsun bilgili olmaları esastır. Kendi bilgileri yeterli değilse de bilenleri yakın çevresine almalıdır. Ama zeki ve bilgili de olsalar veya yanlarında bilgili danışmanları da olsa siyasetçilerin bazı durumlarda gerçekleri çarpıtarak söyledikleri vakidir.

Başbakan’ın metro açılışındaki sözlerinde olduğu gibi: “Biliyorsunuz 10. Yıl Marşı’nda geçer, demir ağlarla ördük falan... Neyi ördün hiçbir şeyi örmüş falan değilsin, ortada duranlar belliydi. Demir ağlarla şimdi Türkiye’yi biz örüyoruz.”

Diyebilirsiniz ki, canım ne var bunda insanın “ego”su (benliği) bazen kendine böyle oyunlar oynayabilir. Psikologlar diyor ki; birey kendini ötekine(öteki her kimse…) karşı tehlikede hissettiği anda içsel bir koruma dürtüsüyle kendine gerçekleri göz ardı ettirir, hatta inkar ya da tahrif bile ettirebilirmiş.

Her ne olursa olsun, insanımızın özellikle de gençlerimizin gerçekleri bilmesi ve unutmaması gerekiyor…

Türkiye Cumhuriyeti devleti, bu toprakların insanını nereden nereye getirmiştir? Osmanlı İmparatorluğu’nun bitişindeki savaşlar, Anadolu’nun işgali ve ardından gelen üç yıllık Kurtuluş Mücadelesi sonucu bu topraklarda yaşayan insanlar neredeyse hiçbir ekonomik faaliyet yapamaz haldeydi. Tüm yokluklara karşın Osmanlı'dan kalan borçları da Türkiye Cumhuriyeti üstlenmişti. Bunlara ek olarak Cumhuriyet’in ilk yıllarının, 1929 -1932 arasının, Dünya tarihindeki en büyük ekonomik krizi olan "Dünya Ekonomik Bunalımı”na denk geldiğini de hatırlatmak gerek.

Ayrıca, gerçek resmi görebilmek için Cumhuriyet’in kuruluşunu hazırlayan yıllarda TBMM ve Ordu’nun bir yandan vatanı düşmandan kurtarmaya çalışırken bir yandan da savaş sonrasının planlarını yapmakta olduğunu bilmek gerek…

1921 yılının Ağustos ayındaki Sakarya meydan savaşı öncesinde Yunan Ordusu Eskişehir’i geçmiş gözünü Ankara’ya dikmiş durumdaydı. Bu zafer, Kurtuluş savaşının dönüm noktası oldu. Böylesine kritik bir savaştan tam bir ay önce, 14 Temmuz 1921 tarihinde, 1. Maarif Kongresi Ankara'da toplandı. Eğitim tarihimiz içinde çok önemli bir yeri olan bu Kongre 250’den fazla kadın ve erkek öğretmeni bir araya getirdi ve Atatürk cepheden gelerek bu Kongre’ye katıldı.

1922 Mart’ında İtilaf Devletleri önce ateşkes sonra barış önerisi yaptılar. Böylece, Yunanlılar Türk Ordusu karşısında yalnız kaldı. Büyük Taarruz ile başlayan ve 9 Eylül 1922’de Türk ordusunun İzmir’i kurtarışı ile son bulan savaşlarda Yunan ordusu da yenildi. Kurtuluş savaşının bitişini belgeleyen ateşkes antlaşması olan Mudanya Mütarekesi İngiltere, Fransa, İtalya ve Yunanistan ile Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında 11 Ekim 1922’de imzalandı. Ama, Lozan Antlaşması 23 Ağustos’ta TBMM’de onaylandığında İngilizler henüz İstanbul’u terk etmemişlerdi.

Türkiye Cumhuriyet’ini 1923 yılının 29 Ekim tarihinde kuran devlet bu tarihten tam sekiz ay önce ülkenin kalkınmasını gündemine almış ve 17 Şubat – 4 Mart günlerinde İzmir İktisat Kongresi’ni toplamıştır. Önce Maarif Kongresi ardından İktisat Kongresi toplanması vatanın bağımsızlığını kazanacağına olan inancı ve kalkınmada eğitim ve ekonomiye verilen önemi göstermektedir.

Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana yapılanları sıralamaya gerek duymuyorum, merak eden bu bilgileri her yerde bulabilir. Demiryolları konusunda ise yapılanların neler olduğunu merak edenlerin başvurabileceği en güvenilir kaynak da devletin kendi kurumu olan TCDD’nin tarihçesi olsa gerektir…

Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’nın resmi web sayfasında (http://www.tcdd.gov.tr/home/detail/?id=267) “TCDD Hakkında” başlığı altında verilen tarihçede (21.02.2012’de son güncelleme yapılmış) “Demiryolu Hatları”nın incelenmesi Cumhuriyet Öncesi ve Cumhuriyet Sonrası olarak verilmiş ve Cumhuriyet Sonrası dönem de ikiye ayrılmıştır:

1923 – 1950 Arası: Demiryolu Ağırlıklı Dönem

1950 – Sonrası: Karayolu Ağırlıklı Dönem

Yine TCDD’nin resmi web sayfasından Cumhuriyet’in kurulduğu 1923 yılından Demokrat Parti’nin iktidara geldiği 1950 arasındaki “Demiryolu Ağırlıklı Dönem” için yazılanlar olduğu gibi aşağıya aktarılmıştır:

Cumhuriyet öncesi dönemde, yabancı şirketlere verilen imtiyazla, onların denetiminde ve ülke dışı ekonomilere, siyasi çıkarlara hizmet eder türde gerçeklestirilen demiryolları, Cumhuriyet sonrası dönemde milli çıkarlar doğrultusunda yapılandırılmış, kendine yeterli "milli ekonomi"nin yaratılması amaçlanarak, demiryollarının ülke kaynaklarını harekete geçirmesi hedeflenmiştir.

Bu dönemin belirgin özelliği, 1932 ve 1936 yıllarında hazırlanan 1. ve 2. Beş Yıllık Sanayileşme Planlarında, demir-çelik, kömür ve makine gibi temel sanayilere öncelik verilmiş olmasıdır. Bu tür kitlesel yüklerin en ucuz biçimde taşınabilmesi açısından demiryolu yatırımlarına ağırlık verilmiştir. Bu nedenle, demiryolu hatları milli kaynaklara yönlendirilmiş, sanayinin yurt sathına yayılma sürecinde yer seçiminin belirlenmesinde yönlendirici olmuştur. Bu dönemde, tüm olumsuz koşullara karşın, demiryolu yapım ve işletmesi ulusal güçle başarıldı.

İsmet İnönü, 30 Ağustos 1930'da Sivas'ta yaptığı konuşmada, 1920'de Mustafa Kemal Atatürk'ün riyaseti altında toplanan hükümetin ilk programına atıfta bulunarak şunları söylüyordu:

"Dünyanın bütün ateşleri başına yağarken, yarınki mevcudiyeti hazin bir şüphe altında iken, vatandaşlar yalınayak ve sopa ile müstevlilere karşı koymaya çalışırken, bütün membaları elinden gitmişken ve hazinesinde bir tek lira yok iken, ilan ettiği ilk programında; Ankara'dan Yahşihan’a kadar şimendifer temdit edeceğini söylüyordu."

Atatürk de Millet Meclisinin 1 Mart 1922 tarihli toplantısında:

"İktisad hayatının faaliyet ve zindeliği ancak münakale vasıtalarının, yolların, şimendiferlerin, limanların hali ve derecesile mütenasiptir."

Yine Atatürk aynı tarihlerde gazetelere verdiği demeçte:

"Memleketin bütün merkezleri yekdiğerine az zamanla şimendiferle bağlanacaktır. Mühim maden hazineleri açılacaktır. Memleketimizin baştan nihayete kadar harap manzarasını mamureye tahvil etmekten ibaret olan gayenin temel taşları her yerde gözleri tesrir (sevindirme) edecektir."

Cumhuriyetimizin ilk yıllarında demiryolu sevdası herkesi sarmıştı. İşte, demiryolunun önemini, kazandırdıklarını Hariciye Şefi Op. Doktor M. Necdet Bey'in 30 Ağustos 1930'da demiryolunun Sivas'a ulaşması nedeniyle yapılan törendeki konuşma çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor:

"Gözümüz aydın. İşte tren geldi.(.) demiryolu Cumhuriyetin çelik koludur. Artık Sivas hiçbir yere uzak değildir. Şimdi Ankara bize bir günlük yoldur. (.) Bu demirleri toprağın pasını silmek için bu yerlere döşedik. Sarı başaklı ekinleri altına çevirmek için ucuca ekledik. Ankara-Sivas arasını on günden bir güne indiren işte bu demirlerdir. Kurak tarlalarla, kıraç ovalara bolluk ve zenginlik getiren işte bu demirlerdir. Simdi bir lira eden bir rupla tahılı yarından sonra beş liraya çıkaracak işte bu demirlerdir. Bu demir değil, altın yoludur. (.) Yol yerin damarıdır. Nabzı çarpmayan toprak kangren olmuş demektir. Toprağın yaşayabilmesi için vücudumuzu saran kan damarları gibi onun vücudunu da yol damarları sarmalıdır. Toprağın nabzı, insanınki gibi bir dakika durmadan işlemelidir. (.) Bir ekini yetişene kadar su, yetiştikten sonra yol besler."

Gerçekten de onca kıtlığa, imkansızlıklara rağmen, demiryolu yapımı İkinci Dünya Savaşı'na kadar büyük bir hızla sürdürüldü. Savaş nedeniyle 1940'dan sonra yavaşladı. 1923-1950 yılları arasında yapılan 3.578 km’lik demiryolunun 3.208 km’si, 1940 yılına kadar tamamlandı.

Milli ekonomi yaratma ve genç Cumhuriyeti kurma politikaları ulaşım politikasına şu şekilde yansımış, demiryollarının şu hedefleri gerçekleştirmesi amaçlanmıştır:

- Potansiyel üretim merkezlerine, doğal kaynaklara ulaşması amaçlanmıştır. Örneğin; Ergani'ye ulaşan demiryolu bakır, Ereğli kömür havzasına ulaşan demir, Adana ve Çetinkaya hatları pamuk ve demir hatları olarak adlandırılmaktadır.

- Üretim ve tüketim merkezleri ile özellikle limanlar ile ard bölgeler arası ilişkileri kurması amaçlanmıştır. Kalın-Samsun, Irmak ve Zonguldak hatları ile demiryolu ulaşan limanlar 6'dan 8'e yükseltilmiştir. Samsun ve Zonguldak hatları ile İç ve Doğu Anadolu'nun deniz bağlantısı pekiştirilmiştir.

- Ekonomik gelişmenin ülke düzeyinde yayılmasını sağlamak amacı ile özellikle az gelişmiş bölgelere ulaşması amaçlanmıştır. Cumhuriyetin kurulmasıyla birlikte politik merkez Batı'dan Orta Anadolu'ya kayarken, ulaşılabilirlik de Batı'dan Orta Anadolu'ya, Doğu ve Güney Doğu Anadolu'ya yaygınlaştırılmıştır. Bu politikaya göre; 1927'de Kayseri, 1930'da Sivas, 1931'de Malatya, 1933'de Niğde, 1934 Elazığ, 1935 Diyarbakır, 1939'da Erzurum demiryolu ağına bağlanmıştır.

- Milli güvenlik ve bütünlüğün sağlanması amacına dönük olarak ülkeyi sarması hedeflenmiştir.

Bu hedefleri gerçekleştirmek üzere, demiryolu ulaşım politikası iki aşamalı olarak ele alınmıştır.

İlk aşamada büyük parasal güçlüklere karşın, yabancı şirketlerin elindeki demiryolu hatları satın alınarak devletleştirilmiş, bir kısmı da anlaşmalarla devralınmıştır.

İkinci aşamada ise, mevcut demiryolu hatlarının büyük bölümü ülkenin Batı bölgesinde yoğunlaştığından, Orta ve Doğu bölgelerinin merkez ve sahil ile bağlantısını sağlamak amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda, demiryolu hatlarının üretim merkezlerine direkt olarak ulaşarak anahatların elde edilmesi temin edilmiştir. Bu dönemde yapılan ana hatlar: Ankara-Kayseri-Sivas, Sivas-Erzurum (Kafkas hattı), Samsun-Kalın (Sivas), Irmak-Filyos (Zonguldak kömür hattı), Adana-Fevzipasa-Diyarbakır (Bakır hattı), Sivas-Çetinkaya (Demir hattı)'dır. Cumhuriyet öncesinde demiryollarının % 70'i Ankara- Konya dogrultusunun batısında kalırken, Cumhuriyet devrinde yolların % 78.6'si doğuda döşenmiş ve günümüz itibari ile batı ve doğuda % 46 ve % 54 gibi oransal dağılım elde edilmiştir.

Ayrıca, ana hatları birbirine bağlayan ve demiryolunun ülke düzeyine yayılmasında önemli payı olan iltisak hatlarının yapımına ağırlık verilmiştir. İltisak hatların yapımı milli güvenlik açısından da son derece önem taşıyordu. Örneğin; Afyon-Karakuyu iltisak hattının açılış töreninde konuşan Atatürk; "Bu hattın olmamasından memleket müdafası çok sıkıntı çekti. Bu kadar kısa bir hattın memleket müdafası bakımından göreceği işi 100.000 öküze yaptırmak ya mümkün veya değildir. İmparatorluk devrinde iltisak hatlarına çok az ehemmiyet verilmiştir. Bunu onun mali iktidarsızlığından ziyade zihniyetinin idraki haricinde olduğunda aramak lazımdır." sözleriyle bu önemi vurgulamıştır.

1935-45 yılları arasında iltisak hatlarının sağlanmasına çalışılmıştır. Cumhuriyetin başlangıcındaki ağ tipi demiryolları, 1935'de Manisa-Balıkesir-Kütahya-Afyon ve Eskisehir-Ankara-Kayseri-Kardeşgediği-Afyon olmak üzere iki adet döngüye sahip olmuştur. İzmir-Denizli-Karakuyu-Afyon-Manisa ve Kayseri-Kardeşgediği-Adana-Narlı-Malatya-Çetinkaya döngüleri elde edilmiştir. Döngüler iltisak hatları ile sağlanmıştır. Bu iltisak hatların yapımında ayrıca fiziki ve ekonomik uzaklığın azaltılması da amaçlanmıştır. Örneğin; Çetinkaya-Malatya iltisak hattı ile Ankara-Diyarbakır arasındaki uzaklığın 1324 km'den 1116 km'ye indirilerek 208 km'lik bir azalma sağlanmıştır. Bu bağlantılar ile; 19. Yüzyılda yarı koloni ekonominin yarattığı "ağaç" biçimindeki demiryolları artık milli ekonominin gereksindiği "döngü yapan ağ" şekline dönüşmüştür.

Karayolu sistemi ise bu dönemde demiryollarını besleyecek şekilde tasarlanmıştır.

Bu dönemi, "Demiryollar" Dergisinin Şubat 1937 tarihli sayısında şu satırlar adeta özetliyor:

"Bitmez tükenmez, ardı sonu gelmez döğüşlerden yorgun ve parasız çıkan bir milletin on beş sene içinde sarp, dağınık muvasale imkanları çok çetin bir yurtta 2.700 kilometre yepyeni çelik çubuklar uzatması, dağları yararak ıssız, habide (uyuyan) yurt köşelerini tiz lokomotif düdükleriyle çınlatması, yurdun hemen her köşesinde bir iş ve hayat kaynağı yarattıktan başka milli ülkü, milli vahdet abidelerini şirketlerden satın alınan 3.300 kilometrelik bir çelik ağla tahkim etmeğe muvaffak olması, tarihimizin yazacağı eşine tesadüf edilmeyen en yüksek bir mevzudur."

Bilmem, başka söze gerek var mı?



[ Yorum Ekle ]    [ Yorumları Oku (2) ]    [ Yazıyı Öner ]    [ ^ Başa Dön ]    [ Yazdır ]




  • What GM's layoffs reveal about the digitalization of the auto industry
    16/12/2018
    ABD'de otomotiv endüstrisinde yaşanan işten çıkarmalar meslek insanlarından beklenen>>

  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

Devam >>