YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







Özgeçmiş Görüntüle
MUSTAFA NEVRUZ SINACI Profil Resmi
MUSTAFA NEVRUZ SINACI
Parlâmenter Atamalarına 24. Onay

Mustafa Nevruz SINACI

Gerçi iş işten geçti. Maalesef, olan oldu bir kere.

1980 müdahalesinden sonra askerlerin hazırladığı Siyasi Partiler Kanununda “aday belirleme” kuralı:, “Siyasi partilerin aday listesi ve adayların listelerdeki sırası, o seçim çevresinde o siyasi parti üye kayıt defterine göre düzenlenen parti seçmen listesindeki bütün üyelerin ilçe seçim kurullarının yönetiminde serbestçe oy kullanacakları bir ön seçimle tayin ve tespit edilir” biçiminde iken; Demokrasi düşmanı Politika tekellerince 17 Mayıs 1987 tarihinde yapılan ilk değişiklikle bu hüküm kaldırıldı. Oysa bu usul 1965 tarihli ilgili madde hükmünün, 1983 metninde doğru Türkçe yazılmış biçimi idi. Demek oluyor ki, demokraside ilerlemek yerine sürekli bir gerileme yaşanmaktadır!..

Taşıma sulu kafalar, pek sadık ve samimi kullar!..

Yani; 12 Haziran’da millet’in onayına sunulacak eşhasın hiç birisi “halkın adayı” filân değil. Lâkin tam bir utanmazlık, aymazlık ve pişkinlikle bunlara millet vekili adayı diyorlar, ne ayıp!.. Sonra bahusus sadık kullar, beyinden/göbekten bağlı uşak ve taşıma sulu kafalarla “yeni, ileri ve demokratik sivil anayasa” yapacaklar öylemi!.. Yazıklar olsun hepsine..

Bu, tam bir trajedi, milli iradeyi gasp ve küstahlık değil de, nedir acaba?..

Dahası, birde bağımsızlar üzerinde oynadıkları çok çirkin oyunlar var...

Hatırlanacağı üzere, 22 Temmuz 2007 seçimlerine kadar “bağımsız adayların” birleşik oy pusulasında yer alması mümkün değildi. Bu konuda yılardır verilen mücadele hep göz ardı edildi. Ta ki, 2007 seçimlerinden önce DYP başkanı Mehmet Ağar’ın taşeronluğunu yaptığı anlaşılan: “düz ovada siyaset” projesi gereği “terör örgütü bağlantılı” güruhun grup kurması istenildiğinden, derhal bir değişiklik yapıldı. Hüküm 18 Mayıs 2007 tarihinde yürürlüğe girdi.

22 Temmuz 2007 seçimlerinde bağımsız adaylar ilk defa birleşik oy pusulasında yer aldı ve “milletvekili adaylık haracı” olarak da 446 TL ödediler. Maksat hâsıl oldu. Diaspora Mecliste grup kurdu. Bağımsızların parlâmentoya girmeleri de kolaylaşmış gibi göründü!..

Ancak, “yeni ve ileri demokrasinin” ustalık döneminin milâdı olarak kurgulanan 12 Haziran 2011 seçimlerinde durum birden değişti. Önce vaki bütün talep ve itirazlara rağmen “yurtdışında mukim” 3 milyona yakın seçmene oy, seçme ve seçilme hakkı; Anayasa ve ilgili yasalarda yapılan olumlu/uygun değişikliklere rağmen hayata geçirilmedi; Ardına kadar hile, desise, rant ve istismara açık “gümrük kapıları’na” devam kararı verildi.

Bir o kadar öğrencinin de, oy kullanma yoluna engeller konuldu.

Son olarak da çok “sinsi bir tezgâh” açığa çıkıverdi!...

Neydi o?... 22 Temmuz 2007 seçimlerinde bağımsız Milletvekili adaylarından 446 TL başvuru harcı alınmış iken; 12 Haziran 2011 “Millet Vekili” seçimleri için bu miktar tam % 1734 (17.34 kat) arttırılarak 7 bin 734 TL gibi astronomik, insafsız, antidemokratik ve özgür iradeye / bağımsız millet temsilcilerine karşı alenen düşmanca bir miktara çıkartıldı.

Bağımsızların önü ve yolu kesilerek, demokrasiye bir darbe daha vuruldu.

Bunun yanı sıra, millet iradesine aykırı olarak ihdas edilen; “Partilere hazine yardımı ve seçim için devlet desteği” yolsuzluğu sürdürüldü. Oysa bağımsız aday “başvuru harcının” yükseltilmesi demokrasiye ve seçilme hakkıma vurulmuş ağır bir darbedir. Hukuka aykırıdır. Haksız rekabettir. İstenilen aşırı ücret, kişilerin seçme ve seçilme hakkına set koymuştur. Bu çifte standart uygulamanın düzeltilmesi gerekirken, maalesef uygulamada ısrarcı olunmuştur.

Milletin, Mecliste bu dönem de “maalesef” vekili olmayacak.

Oysa “yeni ve sivil bir anayasa yapmak”. “2023 vizyonu” gibi, çok ağır ve iddialı bir vebal, misyon yüklenen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin; En azından minimum ayâr, miyar-ölçü ve kriterleri taşıyan “halis ve hakiki, gerçek” millet vekillerinden teşekkül ettirilmesi için gayret gösterilmesi ve hiç olmazsa; Cumhuriyet’in 100. yılı hatırı hürmetine “sulta-cunta” ve parti sahiplerinin; Bundan böyle namuslu, dürüst ve demokrat olmaları beklenirdi!...

Yani, 12 Haziran 2011’de; Parti sahipleri tarafından hazırlanıp, düzenlenen 24. parlâmenter atamalarına usulen ve tefhimen onay verilecek!..











Millet Vekilliği’nin Ayar ve Kriterleri

Mustafa Nevruz SINACI

Yaklaşık elli yıldır yozlaşma, bilimsel olarak yoksullaşma ve “nevi şahsına münhasır” olmaktan “ne idüğü belirsiz” olmaya doğru sür’atle seyreden politika, muhtemelen büyük bir kriz, kaos ve kırılmanın tam eşiğinde. Üstelik bu seferki kırılma siyasi ve sosyal olduğu kadar, ekonomik de olacak gibi görünüyor. Siyaseten angaje satılmışlar, kul’a kulluk derecesinde alçalmış dikta, sulta ve cuntacı hainler, dahili/harici bedhahlar dışında herkes bunun farkında.

Yüksek Seçim Kurulu’nun, yapılan bütün itiraz ve şikâyetlere rağmen ittifakçı, hülleci ve yasa dolandırıcılarına seyirci kalması; Keza bazı bağımsızlar hakkında da, hukuken doğru, fakat stratejik olarak yanlış; Bedhahlarca veto biçiminde algılanan, isyan ve infial malzemesi yapılan tasarruf ve inisiyatifler bunun bir göstergesidir. Yani, nedeni her ne olursa olsun;

Olanlar ve olaylar devletin acze uğratıldığının açık bir göstergesidir.

Oysa “yeni ve sivil bir anayasa yapmak”. “2023 vizyonu” gibi, çok ağır ve iddialı bir vebal, misyon yüklenen Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin; En azından minimum ayâr, miyar-ölçü ve kriterleri taşıyan “halis ve hakiki, gerçek” millet vekillerinden teşekkül ettirilmesi için gayret gösterilmesi ve hiç olmazsa; Cumhuriyet’in 100. yılı hatırı hürmetine “sulta-cunta” ve parti sahiplerinin; Bundan böyle namuslu, dürüst ve demokrat olmaları beklenirdi!...

EĞER MİLLET SEÇSE, (tespit ve tayin etse) İDİ!...

Millete vekil olabilmenin asgari şartları ne olurdu?

“Vicdanı hür, irfanı hür, düşünce, ifade ve iradesinde özgür, şahsiyetli, haysiyetli, yüksek ahlak ve karakter sahibi; Sahibinin sesi değil; Her şeyden önce kim olduğunu bilir, Allah’a inanır ve kendine güvenir;, Hak, adalet ve hukuk yolunda, millet hizmetinde “Türk halkı ve Türkiye Cumhuriyeti devleti adına” insan hakları, özgürlük, refahı tabana yayma, barış ve demokrasi mücadelesi verir; Mücadelesinde güçlü, cesur ve kararlı..

İnsanlık ideali; bilim, bilinç ve doğrusal güç’ün gelişmesi-yükselmesi uğrunda sadakat ve samimiyetle faaliyet gösterir; alternatif çözüm ve projeler üretir “fikirde, ilimde, fen’de ve eylemde” milli davalara katkıda bulunabilecek ilmi ve fikri kapasiteyi haiz...

Doğruyu söyler, dürüstlükten şaşmaz, gerektiğinde bu uğurda (hakkaniyet, hukuk ve adalet için) dünyaya kafa tutabilecek, “adam gibi adam”; Türk’ün milli-manevi-ilmi, tarihi değerlerine sahip ve mukaddesatına saygılı, kendini Türk kültür ve medeniyeti ile “Türk Birliği’nin gelişip yükselmesine” adar...

Tepeden tırnağa kadar sağlam bir duruş ortaya koyar; İlim, irfan, vicdan, basiret ve beka ile hareket eder, sadece vicdanının sesini dinler, bilinci pusulanın ibresi gibi “asla” istikametini şaşmaz;, Yerini bilir ve onu doldurur, işini bilir ve onu severek, isteyerek, hakkıyla yapar, çalışmaktan kaçmaz, bıkmaz, yıkılmaz, usanmaz ve fakirlikten utanmaz..

Kumar borcu, diyet borcu, namus borcu olmaz, eğilmez, bükülmez; rüşvet, iltimas, yolsuzluk ve suiistimale tevessül etmez, onurlu ve erdemli, feraset ve basiret sahibi...

Kardeşe-yandaşa, yoldaşa değil; tam bir eşitlik, sorumluluk ve adaletle millete hizmet eder; Satılık olmayan; namuslu, dürüst, ilkeli-onurlu, sorumlu, çalışkan, demokrat, laik siyaset timsali; Cesur olduğunu haykırmadan cesur; gösteriş ve alâyişten uzak gece-gündüz demeden çalışan-üreten-çalıştıran, "cesaret fazilettir" diyen bir “dava adamı”…

Ayrıca; Konuşmayı ve dinlemeyi bilir; Son kuruşuna kadar helal kazanır; Sadece helâl kazandığını yer; Yalnızca parasını ödeyebildiğini giyer; İcabında cesaretle, kararlılıkla ‘hayır’ demekten çekinmez ve; "ona gücüm yetmez" diye cevap vermekten utanmaz; Haklının, iyi ve doğrunun, masumun ve mazlumun yanında yer alır; “AB” yi Türkiye’den kovar, gerektiğinde; haksızdan, yolsuzdan, hırsızdan ve mücrimlerden hesap sorar; İyi insan, lkeli/onurlu/sorumlu, namuslu-dürüst; ‘devlet idaresinde millet iradesini hakim kılacak’ medeni (ilmi) cesaret, yüreklilik, inanç ve bilinçle “Yeter!... Söz milletindir…” diyen kaliteli vatandaşlar ve gerçek demokratlar olurdu.”

Haydi bakalım; Çıkartabilirseniz çıkartın, böyle birini aranızdan…





DİKKAT!.. İletişim için :: e.POSTA :: gercek.demokrat@hotmail.com

 

Toplam: sonuç,


  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

  • ÇAY ÜRETCİSİ KENDİ ÇAYLAĞINDA İŞÇİ HALİNE GELDİ
    14/05/2017
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE      AFYONU YASAKLATTILAR >>

Devam >>