YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







MAHREMİYET İÇİN PARADİGMA DEĞİŞİKLİĞİ VE İNOVASYON


ABD Başkanı her Ocak ayında, ülkenin yıllık durumunu anlatan ve gündemini açıklayan önemli bir konuşma yapar: State of the Union (Birliğin Durumu; burada “Birlik” ABD anlamındadır). Buradan esinlenilmiş başlıkla, AB Komisyonu Başkan Yardımcısı ve Dijital Avrupa yöneticisi Neelie Kroes da 16 Haziran günü Brüksel’de State of the Digital Union (Dijital Birliğin Durumu; burada “Birlik” AB anlamındadır) konuşmasını yaptı. Yıllık gündeminin en önde yer alan üç konusunu açıkladı: genişbant altyapısını daha da geliştirmek, siber-güvenlik, internette gezinen çocukların istismarını önlemek.




İnternette çocuk istismarını önlemek bağlamında, Kroes’un gündeminde iki konu var. Birincisi, çocukların özel bilgilerinin ele geçirilmesi karşısında alınması gereken önlemler; yani, kişisel bilgilerin ve mahremiyetin korunması. İkincisi, bir çocuğun internette gezinirken, zararlı siteler, istismar, tehdit, uygunsuz teklif gibi olumsuzluklarla karşılaşması durumunda kullanılabilecek mekanizmaların geliştirilmesi.

Çocukların internette güvenli, sorumlu ve saygılı gezinti yapabilmesini sağlayabilmek için hem çocuğun hem de anne-babanın eline kolay kullanılabilir ve etkin mekanizmaların verilmesi gerekiyor. Örneğin, bir olumsuzlukla karşılaşınca bunu tek tıklamayla bildirme sistemi gibi. Kroes, internet firmalarından bu yılın Ekim ayı sonuna kadar somut çözümler sunmalarını talep etmiş.

Kroes’in yaklaşımında çok ilginç iki noktayı vurgulamak gerekiyor: Birincisi, çocuk güvenliğini sağlamak deyince ülkemizde ilk akla gelen “filtre” uygulamasından söz etmiyor bile. Çocuklar için güvenli internet, Kroes’e göre sadece uygunsuz sitelerden korunması değil, ayni zamanda çocuğun mahremiyetinin korunması. İkincisi, önerdiği çözümlerin hiyerarşik olarak bir otoritenin uygulayacağı sınırlamalar olmayıp, yatay uygulama mekanizmaları olması son derecede ilginç.

Kroes, konu çocuklar için güvenli internet iken bile mahremiyeti ön plana çıkarıyor. Oysa, 20-21 Haziran günleri, Sabancı Üniversitesi’nin düzenlediği uluslararası “Mahremiyet: Başlangıç mı, Son mu?” konferansında konuşan bir BTK temsilcisi, konu mahremiyet iken bile 22 Ağustos’da internette uygulanacak filtrelerden söz etmişti! Konu ister mahremiyet olsun, ister internet ile ilgili herhangi bir başka konu olsun, ülkemizdeki sorumlu ve yetkililerin yaklaşım ve anlayışının daima otoriter bir zorlamayla sınırlayıcı uygulamalar olduğu çok dikkat çekici. Bu anlayış ve yaklaşıma mutlaka karşı koyulması gerekiyor.

Hiyerarşik uygulama, devletin ve hükümetin tepeden yaptığı zorlama ve sınırlamaları içerir. Nitekim, Haziran başında G-8 toplantısında, Sarkozy tıpkı ülkemiz yetkili ve sorumluları gibi, hükümetlerin internet için zorlayıcı ve sınırlayıcı nitelikte uygulamalarını savunmuştur. Oysa, Kroes’in savunduğu yatay uygulamada, çocuğu korumakla görevli olanlar anne-babalar, ilgili STÖ’ler ve ilgili firmalardır. Dolayısıyla, koruyucu mekanizmaları geliştirmek ve kullanmak bu toplumsal aktörler tarafından yapılmalıdır.

Alışılmış hiyerarşik zorlamalar yerine, toplumların yatay ilişkilerle zararlı durumları kontrol altına alması, çağımızın bir gereği olmaya başladı. Örneğin, interneti hiyerarşik bir şekilde kontrol edebilmenin ve site yasaklamalarının ancak tam totaliter rejimlerde mümkün olduğunu görüyoruz. Ülkemizde YouTube yasaklandı; ama, çocuklar bile biliyordu YouTube’a girmesini. Bazı içerikler yasaklanıyor; fakat, uçsuz bucaksız internette mantar gibi her yerde bitiyor yasaklanan içerikler. Şimdi filtre uygulamasıyla interneti sınırlamak planlanıyor ülkemiz yetkili ve sorumluları tarafından; fakat, daha geçenlerde Cumhurbaşkanı Gül ile görüşmeye gelen efsanevi Google yöneticisi Eric Schmidt hemen bunun yanlış ve işlemeyecek bir uygulama olduğunu açıkladı.

Yatay ilişkilerin, hiyerarşik zorlamalardan çok daha uygar ve demokratik olduğu kuşkusuz. Ne var ki, yukarıdan zorlama paradigmasına yüzyıllardır alışmış olan kişi ve kurumların yatay mekanizmaları benimsemesi ciddi bir paradigma değişikliği gerektiriyor. Yeni paradigmanın etkin uygulama mekanizmalarının geliştirilmesi ise inovasyon gerektiriyor.

Mahremiyet konusunda, yukarıda sözünü ettiği konferanstaki konuşmalar, hazır bir çözümün olmadığını açıkça ortaya koydu. Çözümü bırakın, standartların ve tanımların bile henüz yeterince gelişmemiş olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla, ülkemizde şu anda öncelikli olarak üstünde durulması gereken üç önemli konu olduğunu söyleyebiliriz. Birincisi, yatay kontrol paradigmasına uygun mekanizmaların geliştirilmesi; ikincisi, ilgili mevzuatın geliştirilmesi; üçüncüsü, bilişim ve hukuk alanında ilgili terminoloji, tanım ve standartların geliştirilmesi.

Bu konuların sorumluları kim olmalıdır?

Hükümetin, yetkili ve sorumlu kurumların ülkemizde mahremiyet konusunda başarılı ve etkin olma konusunda çok ciddi zafiyetleri var. Örneğin, yıllardır hazır bekleyen “Kişisel Verilerin Korunması Kanun Tasarısı” muhalefetin de ısrarla istediği halde, iktidar tarafından TBMM’de gündeme alınmazken, referanduma sunulan Anayasa değişikliğinin bir maddesi kişisel verilerin korunması ile ilgiliydi. Yasal altyapısı konusunda her nedense adım atılmazken, çıkarılması çok kolay ve hızlı olacak olan hazır kanun tasarısı TBMM gündemine alınmazken, Anayasal değişiklik yapmak, mahremiyet konusunda çok samimiyetsiz bir durumu sergiliyor. Hükümetin bir diğer zafiyeti de, yukarıda değindiğim gibi, daima sınırlama ve yasaklama yönünde bir refleks sahibi olmasında. Önce 5651, şimdi de filtre uygulama planı… Bu anlayış ve yaklaşım sahibi hükümetten, mahremiyet konusunda olumlu ve etkin politika ve uygulamalar beklemek anlamsız oluyor.

Dolayısıyla mahremiyet konusunda insiyatif alıp, etkin bir çalışma yürütmek, ağırlıklı olarak sivil toplumun görevi oluyor. Mahremiyetin önemi üzerine toplumda farkındalık ve duyarlılık yaratmak ve hükümetin konuyu ciddiye almasını sağlamak; yatay uygulama paradigmasına uygun, inovatif mekanizmalar geliştirmek; bilişim ve hukuk alanlarında da paradigma değişikliğinin gerektirdiği terminolojinin ve standartların geliştirilmesi… Bunlar, barolara, ilgili STÖ’lere ve üniversitelerimize, hatta internet firmalarımıza düşen zor ama önemli görevler oluyor. Bu grupların beraber çalışması için özellikle bilişim konusundaki STÖ’lerin öncülük yapması ve insiyatif alması gerekiyor.

Osman Coşkunoğlu

http://www.bilgicagi.com/Blog/297-mahremiyet_icin_paradigma_degisikligi_ve_inovasyon.aspx?utm_source=Sendloop.com&utm_medium=Email&utm_term=Bilgi%20%C3%87a%C4%9F%C4%B1%20E-B%C3%BClten%2004%20Temmuz&utm_content=Subscriber%20%231_12227&utm_campaign=Bilgi%20%C3%87a%C4%9F%C4%B1%20E-B%C3%BClten%2004%20Temmuz






  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

  • ÇAY ÜRETCİSİ KENDİ ÇAYLAĞINDA İŞÇİ HALİNE GELDİ
    14/05/2017
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE      AFYONU YASAKLATTILAR >>

Devam >>