YAZI GÖNDERMEK İÇİN ANA SAYFADA "YAZI GÖNDER" BUTONUNU TIKLAMANANIZ YETERLİDİR...    







Yargının ipleri ya da anayasa değişikliği (2)


 




http://www.milliyet.com.tr/yarginin-ipleri-ya-da-anayasa-degisikligi-2-/riza-turmen/siyaset/yazardetay/09.08.2010/1274060/default.htm

Hükümetin hazırladığı Anayasa paketinin en çok eleştirilen yanı Anayasa Mahkemesi’nin ve HSYK’nın yapısına getirilen değişiklikler.
Değişiklik paketinde Anayasa Mahkemesi üyelikleri 11’den 17’e çıkarılıyor. Ancak, üyelik sayısı artırılırken iktidarın egemen olduğu kurumlara daha fazla üyelik verilmesine özen gösteriliyor. Getirilen yeni düzenleme ile Anayasa Mahkemesi’nde iktidar çoğunluğa sahip oluyor. 
17 üyenin 14’ü cumhurbaşkanı tarafından atanıyor. 3 üye TBMM tarafından seçiliyor. TBMM’nin Anayasa Mahkemesi’nin oluşumunda rol oynaması olumlu bir gelişme. Olumsuz yanı, seçimin salt çoğunlukla yapılması, Meclis’te çoğunluğa sahip siyasal partinin üç üyeyi belirlemesi. Oysa parlamentoların anayasa mahkemelerine üye seçtiği pek çok Avrupa ülkesinde üçte iki çoğunluk aranıyor. Böyle bir nitelikli çoğunluk iktidarın ve muhalefetin uzlaşmalarını gerektiriyor.
Üç üyeden ikisi Sayıştay’ın gösterdiği adaylar arasından seçilecek. Şimdiki Anayasa Mahkemesi’nde ise Sayıştay’dan bir üye var. Bunun ikiye çıkarılmasını açıklamak güç. Sayıştay üyeleri zaten TBMM’deki çoğunluk tarafından seçiliyor. Sayıştay üyelerinin sayısının artırılmasının iktidara yakın üyelerin sayısını artırmaktan başka bir amacı yok. Aynı şekilde, şimdiki Anayasa Mahkemesi’nde YÖK’ten bir üye varken bu üçe çıkarılıyor. YÖK siyasal iktidarla aynı çizgide bir kuruluş olmasaydı, bu artış hükümet tarafından önerilir miydi?
Cumhurbaşkanı’nın takdirine bırakılan üye sayısı üçten dörde çıkarılıyor. Bütün bunları alt alta koyup topladığınız zaman, 17 üyeden en az 10’unun iktidarla aynı çizgide olmasının güvence altına alındığını görüyoruz. Böylelikle Anayasa Mahkemesi’ne iktidarla aynı siyasal eğilimi paylaşan üyeler egemen olacak. Bu yapıdaki bir Anayasa Mahkemesi’nin siyasal iktidar üzerinde etkili bir anayasal denetim yapması beklenebilir mi?
AKP, Anayasa Mahkemesi’ni bağımsız, tarafsız, demokratik bir yapıya kavuşturmak isteseydi, üyelerin çoğunluğunun TBMM tarafından nitelikli çoğunlukla seçilmesini öngören bir değişiklik yapabilirdi. O zaman, üyeliği kararlaştırıcı etken siyasal eğilim değil, tarafsızlık, hukuk bilgisi, deneyim gibi nitelikler olurdu.
HSYK’da temel sorun Adalet Bakanı’nın başkan ve müsteşarının üye olmaları. 12 Eylül Anayasası’nın getirdiği bu düzenleme HSYK’nın ve dolayısıyla yargının bağımsızlığı ile zaten bağdaşmıyor. Yeni Anayasa değişiklikleri bu durumu düzeltmediği gibi Bakan’ın yetkilerini de artırıyor.
Avrupa’nın hiçbir ülkesinde Adalet Bakanı’nın HSYK’ya Başkan, hem Bakan’ın hem de müsteşarın HSYK üyesi olduğu görülmemiş. Avrupa Yargıçlar Konseyi, Venedik Komisyonu, başkanın siyasal partiler dışından, HSYK tarafından seçilen bir yargıç olmasını öngörüyorlar. AB Komisyonu uzmanlarının raporunda Adalet Bakanı ve müsteşarının HSYK üyeliğinden çıkarılması için Anayasa’nın değiştirilmesi tavsiye ediliyor.
Bütün bunlara karşın, neden Adalet Bakanı başkan olmakta ısrar ediyor? Neden 1961 Anayasası’nda olduğu gibi HSYK Başkanı’nın kendi içinden seçileceği yolunda bir değişiklik getirilmiyor? Bunun yanıtını Adalet Bakanı’nın sahip olduğu yetkilerde aramak gerekir.
Şimdiki durumda, HSYK’yı toplantıya davet etme, gündemi yapma yetkisi Adalet Bakanlığı’nda. Müsteşar toplantıya katılmazsa Kurul toplanamamakta. Yargıçlık mesleğine girebilmek için gereken sözlü sınavı Adalet Bakanlığı yapıyor.
Yeni Anayasa paketiyle Adalet Bakanı’nın yetkileri şöyle genişliyor: Anayasa’ya, HSYK’nın yönetim ve temsilinin Adalet Bakanı’na ait olduğu yolunda bir cümle ekleniyor. Yapılan değişikliklerin özü bu cümle.  Yargının yönetiminden yargıçlar değil, Adalet Bakanı sorumlu. Yeni kurulacak sekreteryanın Genel Sekreteri’ni atama yetkisi Adalet Bakanı’nda. Müfettişler HSYK’ya bağlanıyor ama Bakan’ın onayı olmadan soruşturma yapamayacaklar. Bunun yanında, üç daire halinde çalışacak olan yeni HSYK’da dairenin oluşumu ve işbölümünün kanunla düzenleneceği belirtiliyor. Böylelikle hükümet istediği düzenlemeleri yapma konusunda geniş yetkiye sahip oluyor.
Bu değişiklikler sonucu, Adalet Bakanı yargının iplerini sıkıca elinde tutuyor.
Bu durumun doğuracağı sonuçları başka bir yazıda ele alacağız.

Rıza Türmen; rturmen@milliyet.com.tr; rturmen@milliyet.com.tr





  • HADİ LAN! SANA MI SORUCAM...
    30/09/2017
    Sağlık Bakanı açık oy kullandı Uyarılara sert tepki gösterdi KÜFÜR ETTİ...Anayasa >>

  • BUNU KİM KONUŞTURUYOR?
    17/07/2017
    SUÇ ÖRGÜTÜ LİDERİ OLDUĞU AÇIKÇA BİLİNEN, GAZETE HABERİNDE DAHİ ÖYLE BİLDİRİLEN BUNA KİM,>>

  • CHP'Lİ VEKİL HAKKINDA 'LAİKLİK BİLDİRİSİ' DAĞITTIĞI GEREKÇESİYLE FEZLEKE
    05/07/2017
    CHP Mersin Milletvekili Aytuğ Atıcı hakkında, geçen yıl dağıttığı "Laikliği Kazanacağız">>

  • YALLAH ARABİSTAN'A
    01/07/2017
    http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ahmet-hakan/ulkedeki-adaletsizligin-nedenini-acikliyor>>

  • AKP Yöneticisinden Kılıçdaroğlu'na Tekbirli Ölüm Tehdidi
    22.06.2017
    İzmir Karabağlar Belediyesi AKP'li meclis üyesi Emrullah Kavuz, bir video yayınlayarak,>>

  • UYUŞTURUCU SATICISI DİYE HEMEN DAMGALADILAR...
    23/06/2017
    Uyuşturucu satıcısı olduğu iddiasıyla gözaltına alınan 'Enayi' dövmeli adam konuştu. >>

  • ADANA EMNİYET MÜDÜRLÜĞÜ, ŞEHRİN SOKAKLARINDAKİ AKSİYONU EKRANLARA TAŞIYOR: ''MOBESE 01'' YAKINDA NETFLİX'DE...
    19/06/2017
    Aksiyon ve macera dolu sokaklarıyla ünlü Adana'da Emniyet Müdürlüğü önemli bir projeye>>

  • DİYANETTEN "Haram yolla elde edilen kazançla yapılan hac geçerli midir" SORUSUNA ŞAŞIRTAN CEVAP
    02 Haziran 2017 Cuma
    Aşağıda ayrıntılarını okuyacağınız haber benim açımdan çok aydınlatıcı oldu. Diyanet>>

  • ÇAY ÜRETCİSİ KENDİ ÇAYLAĞINDA İŞÇİ HALİNE GELDİ
    14/05/2017
    TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNDE      AFYONU YASAKLATTILAR >>

Devam >>